444 66 51
Uyku Rehberi

UYKU NEDİR?
Uyku tüm memelilerde, kuşlarda ve balıklarda gözlenen doğal dinlenme biçimidir. Bu canlılar günlük işlevlerini gerçekleştirebilmek için uykuya ihtiyaç duyarlar. Uyku tam anlamıyla şuursuzluk olarak nitelendirilemez. İnsanlarda yeterli uyku alınmaması unutkanlık, asabiyet, dikkat dağınıklığı gibi sorunlara neden olabilir. Ayrıca gereğinden fazla uyku depresyon gibi rahatsızlıklardan kaynaklanıyor olabilir. Uyku bozukluğu kimi insanlarda kronik hale gelip çok büyük sorunlara neden olabilmektedir. Uyku insan ömrünün en az 1/3'ünü oluşturur. Vücudun dinlenmesini ve beynin bir gün önce aldığı bilgiyi işlemesini sağlar. Uyku, 24 saatlik döngüde doğal olarak yerini almaktadır. Kişinin kolaylıkla uyandırılabildiği, değiştirilmiş bilinçlik halidir. Kişilerin uykudaki davranışlarını ve EEG kullanarak onların beyin dalgalarını inceleyen bilim insanları, uyku sırasında gerçekleşen olaylara dair kanıtları ortaya koyarlar. Uyanıkken ya da uyurken beyin dalgaları, beyindeki milyarlarca nöronlar arasındaki elektrik trafiği sonucunda üretilir. Uyku aynı zamanda hafızanın yeniden yapılandırılması ve psikolojik yenilenme için gereklidir.

Uyku, hayvanlarda değişmiş bir bilinç seviyesinde, kısmen baskılanmış duyusal aktiviteyle ve neredeyse tüm istemli kasların kapatılmasıyla karakterize edilen bir davranıştır. Uyku sırasında tüm hayvanlarda uyaranlara verilen tepki becerisi azalır; ancak kıyas olması bakımından, kış uykusu (hibernasyon) veya komaya kıyasla geri döndürülebilirliği daha kolaydır. Uyku sırasında birçok hayvan türünün vücudundaki yapım işlemleri, yıkım işlemlerine göre daha hızlıdır. Bu süreçte büyüme faaliyeti gerçekleştirilir ve savunma, sinir, kas ve iskelet sistemlerinin yeni güne hazırlanması sağlanır. Bu süreçte adeta bir "temizlik" yapılır ve vücudun fonksiyonlarını olumsuz olarak etkileyen birçok faktör vücuttan uzaklaştırılmak üzere bir sonraki güne hazırlanır.
Uyku, insan harici hayvanlarda da yaygın olarak görülmektedir: insan harici memeliler, kuşlar, sürüngenler, amfibiler, balıklar, bazı böcekler ve hatta yuvarlak solucanlar gibi daha basit yapılı hayvanlarda bile ya tam olarak uykuya ya da uykuya benzer davranışlara rastlanır. Dolayısıyla uyku gibi bir özelliğin bile kademeli olarak evrimleştiği, hayvanlar alemindeki kademeli örneklerden görülebilir. Uykuyla ilgili tüm mekanizmalar henüz tam olarak keşfedilmemiş olsa da, uykuyla ilgili aydınlatılan büyük bir bilgi yığını bulunmaktadır. Uykuyla ilgili bazı detaylara geçmeden önce, hayvanlar aleminde uykunun ne kadar yaygın olduğuna ve evrimsel süreçte seçilebilmiş olması bakımından neden önemli olduğuna bir göz atalım: Uyku tüm memelilerde, kuşlarda ve balıklarda gözlenen doğal dinlenme biçimidir. Bu canlılar günlük işlevlerini gerçekleştirebilmek için uykuya ihtiyaç duyarlar.  24 saatlik döngüde doğal olarak yerini alan uyku, insan ömrünün 1/3 ünü oluşturur. Vücudun dinlenmesini ve beynin bir gün önce aldığı bilgiyi işlemesini sağlar. Tam anlamıyla şuursuzluk değildir, kişinin kolaylıkla uyandırılabildiği, değiştirilmiş bilinçlik halidir. Uykunun, belirli bir düzen içinde tekrarlanan bölümleri vardır. İnsanlar uykuya daldığında, ortalama her 90 dakikada yüzeysel uyku ile derin uyku arasında 4 aşamadan geçer. Derin uykuda kalp ve nefes alma oranı düşer ve beyin aktiviteleri yavaşlar. Derin uykudan hafif uykuya yani rüya zamanı evresine geçince nefes alma, kalp atışı oranları ve beynin aktivitesi artar. Gözler göz kapaklarının altında hareket eder ve rüya görülür. Vücut hareket etmez ve kaslar insanın rüyada gördüklerini gerçekleştirmemesi için geçici olarak paralize (felç) olur. 5–10 dakika sonra derin uykuya geri dönülür. Gece boyunca bu durum yaklaşık 90 dakikada bir ortalama 5 kez tekrarlanır. Giderek derin uyku azalır ve yüzeysel uyku evreleri uzar. Vücudun büyümesi, gelişmesi ve aktivitelerinin düzenlenmesi açısından önemli olan hormonların çoğu özellikle gece uyku sırasında salınırlar. Bu nedenle uykunun belirtilen düzende olması, yeterli sürede derin uyku ve yüzeysel uyku dönemlerinin gece boyunca sağlanması önemlidir.


RÜYALAR
Rüya insanların uyurken deneyimlediği olaylardır. Nedenleri, kaynakları ve anlamları üzerine geliştirilmiş farklı anlayışlar bulunsa da, genel olarak iki kolda gelişen rüya çalışmalarından bahsedilebilir. Bunlar psikiyatri gibi bilim dallarının teorileri ile metafizik dinsel açıklama çabalarıdır.

 

YETERLİ UYKUNUN SÜRESİ NE KADARDIR?

Yeterli uyku süresi kişiden kişiye genetik yapıya göre değişir. Erişkin insanlarda bu süre 4–11 saat arasında değişmektedir; herkesin bildiği 7–8 saatlik süre ortalama değerlerdir. Ancak uykunun süresi kadar, hatta ondan daha da fazla, uykunun kalitesi önemlidir. Uyku hastalıkları, uyunan ortamdaki olumsuz şartlar, çeşitli nedenlerle kullanılan ilaçlar uykuyu bölerek, uyku dönemlerinin oranlarını bozarak kaliteyi olumsuz yönde etkileyebilir. Böyle durumlarda kişi istediği kadar uyusun, kendini dinlenmiş hissetmez ve gün içinde işlevlerini yerine getirmekte zorlanır, konsantre olamaz, hatta her fırsatta uyuklar.

Yeterli uykunun süresi kişiden kişiye farklılık göstermekte ve bunu esas olarak kalıtım belirlemektedir. Genetik geçişin varlığını gösteren en iyi kanıt tek yumurta ikizlerinin uyku sürelerinin tamamen eşit olmasıdır. Bazı insanlar 9–10 saatten az uyurlarsa ertesi gün büyük sıkıntı çekerler. Oysa bunlar uyku laboratuarında incelendiğinde, uykularının süre dışında tamamen normal olduğu gözlenir. Buna karşılık çevremizdeki bazı insanlar uzun yıllardır günde 5–6 saatlik uykuyla mükemmel şekilde idare edebiliyorlardır. Doğuştan itibaren belirlenmiş olan bu süreyi belli sınırlar dışında değiştirmek mümkün olmamaktadır. Uyku süresi kısaltıldığında uyku yoksunluğu sonucu görülen istenmeyen belirtilerle karşılaşılabilir. Buna karşın bazı kişiler zaman içinde kendini adapte edip, alışageldiği uyku süresini bir miktar azaltarak da işlevlerini yerine getirebilmektedir.

Uyku alışkanlıkları ve uykuda geçirilen süre bakımından insanlar arasındaki farkları günlük hayatta hepimiz gözlemleriz. Uyuma-uyanma saatleri dikkate alındığında insanlar kabaca “baykuşlar” ve “tavuklar” olarak ikiye ayrılabilir: Baykuşlar geç yatar, buna karşılık sabah geç kalkmayı severler. Tatil günleri dışında bu tip insanlar sabah saatlerinde verimsizdir, kendilerine gelmek için bol çay-kahve tüketir, öğleden sonraları açılırlar. Akşamın ilerleyen saatlerinde uyanıklıkları ve konsantrasyonları artar; hem işleri hem sosyal yaşamları açısından akşam ve gece saatleri daha verimli geçer. Buna karşılık tavuklar akşam erken yatmayı ve sabah erkenden kalkmayı severler; gündüz saatleri en verimli dönemleridir, akşam yaklaştıkça verimleri düşer. Hangi gruba dahil olunduğu esasında doğuştan gelen bir özelliktir.  Sosyal yaşamın gereklilikleri ve zamanla bir miktar değişiklik gösterebilir. Sonuç olarak; Kişinin sabah kalktığında kendini dinlenmiş ve dinç hissettiği, gün boyunca da konsantrasyon eksikliği ve yorgunluk hissetmeden, işlevlerini aksatmaksızın yerine getirebildiği uyku miktarı (süresi), onun için yeterlidir.

Uyku Pasif ve Tekdüze Bir Süreç midir?
Uyku yorgunluk sonucu başlayan pasif bir süreç değil, vücudun biyolojik saatinin (ritminin) düzenleyici rol oynadığı, birçok uyku getirici biyokimyasal maddenin ve hormonun salınması, bu sırada beyindeki özel merkezlerin bir sıra ve düzen içinde etkin hale gelmesi sayesinde başlayıp sürdürülen aktif bir işlevdir. Organizmadaki bazı vücut işlevlerinin ve uykunun 24 saat içindeki düzeni ve ritmi, biyolojik saatimiz tarafından düzenlenmektedir. Uyku getirici veya tersine uyanıklığı arttıran maddelerin veya hormonların hangi saatlerde salgılanacağı buna bağlıdır. Biyolojik saatimize yol gösteren etmenlerin en önemlilerinden biri “ışık”tır. Gözlerin retina tabakası tarafından algılanan ışık uyarısı, beyindeki ilgili merkeze ulaşır ve burada ışığın miktarına yani gündüz-geceye bağlı olarak, uyku getirici veya uyanıklığı sağlayan madde ve hormonları salgılayan merkezlere uyarıcı veya engelleyici mesajlar yollanır. Dolayısıyla 24 saat içinde uyumaya yatkın olunan ve olunmayan dönemler vardır: Örneğin bütün gece uyumayan ve çok yorgun olan birinin, sabah-öğle saatleri arasında istediği halde kolayca uykuya dalamaması, hatta şaşırtıcı biçimde hareketli ve konuşkan görünmesi mümkündür. Uykuyu getiren hormonlardan biri olan melatonin akşam saatlerinden sonra daha fazla salgılanır ve gece uyumayı kolaylaştırır. Uykunun biyolojik ritmimizi düzenleyen etmenlerinden biri de vücut ısısıdır. Vücut ısısının düşük olduğu dönemlerde, uykuya daha yatkın oluruz. Vücut ısısı gün içinde iki kez düşer. Bu düşüşlerden en belirgin olanı sabaha karşı saatlerde, diğeri ise öğleden sonraki saatlerdir.  Öğleden sonra bastıran ve genellikle öğle yemeğine bağlanan mahmurluk hali, aslında vücut ısısındaki azalmaya bağlıdır ve yine bu sayede “öğle uykusu” uyumak mümkün olmaktadır.

Uykunun dönemleri nelerdir?
Uykunun belirli bir düzen içinde birbirini izleyen ve tekrarlayan değişik dönemleri vardır. Uyku esas olarak, hızlı göz hareketlerinin olduğu REM ( Rapid Eye Movements) ve göz hareketlerinin yavaş olduğu ya da kaybolduğu NREM (non-REM) dönemlerine ayrılır. NREM dönemi de kendi içinde, uykunun derinliğine bağlı olarak dört bölüme ayrılır. Uyanıklıktan uykuya NREM I dönemi ile geçilir. Kaslar gevşemeye başlar. Bu dönem çok kısa olup, biraz daha derin olan ve beyin dalgalarının daha yavaşladığı, ayrıca beyin elektrosunda uykuya özgü bazı dalga örneklerinin ortaya çıktığı NREM II dönemine geçilir. Bir süre sonra uyku daha da derinleşir, beynin aktivitesi (beyin dalgaları) çok daha yavaşlar, nabız ve solunum hızı azalır, arter basıncı ve vücut ısısı düşer, kaslar da iyice gevşerler. Bu yüzden NREM III ve IV, derin ya da yavaş uyku diye de adlandırılır. Derin uyku, dinlendirici etkisi en fazla olan uyku dönemidir. Uykuya daldıktan ortalama 90 dakika sonra ilk REM dönemine girilir. REM uykusu rüyaların büyük kısmının görüldüğü, ayrıca gerek santral sinir sisteminin gerek diğer sistemlerin ve metabolizmanın, uyanıklığa yakın hatta bazen daha fazla aktif biçimde faaliyet gösterdiği dönemdir. Beyin dalgalarının hızı uyanıklığa yaklaşır, nabız ve solunum hızı zaman zaman yükselir, beynin metabolizması hızlanır. Gözler hızla hareket ederler. Bu dönemde göz ve solunum kasları dışında diğer bütün kasların gerginliğinin tamamen kaybedilmesi ve fizyolojik bir “felç” halinde bulunulmasıdır.  Aksi takdirde rüya sırasında hareket edilir, diğer bir deyişle rüyalar adeta “oynanırdı”. Zaman zaman herkesin başına gelen ve uyanıldığı halde ses çıkarılamayan,  hareket edilemeyen, halk arasında “karabasan” diye adlandırılan durum; REM dönemi sırasındaki geçici felç halinin henüz normale dönmemiş olduğu dönemi temsil eder.

REM dönemiyle birlikte uykunun ilk döngüsü (siklusu) tamamlanır. Sonra tekrar NREM’e geçilir ve normal, bölünmemiş bir gece uykusu, 4–6 kez tekrarlayan benzer döngüden oluşur.
Bahsedilen uyku dönemlerinin bu düzen içinde ve belli oranlarda olması gerekmektedir. Derin uykunun süresi, uykunun ilk yarısında daha fazla yer kaplamasına karşın, REM dönemlerinin süresi uykunun ikinci yarısında özellikle sabaha karşı uzar.
Görüldüğü gibi uykunun bir “mimari” yapısı vardır. Bölünmüş, yüzeyselleşmiş, uyku dönemlerinin oranları bozulmuş, kısacası mimarisi zarar görmüş bir uyku, ne kadar uzun süre uyunursa uyunsun işlevini yerine getirmeyecek, kişi yatağından dinlenmemiş olarak kalkacaktır.

Uyumadan Yaşamak Mümkün müdür?
Uyku, yemek yemek, su içmek, nefes almak gibi organizma için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Aç ve susuz yaşamak nasıl mümkün değilse, uyumadan da yaşamak mümkün değildir. İnsanlar uzun süre uykusuz bırakıldıklarında ki bu tür deneyler genellikle 3–4 gün sürebilmektedir, istem dışı olarak çok kısa sürelerle uykuya dalmaktadırlar. Mikro uyku dediğimiz bu saniyelerle ölçülen uyku dönemleri, bazen sadece beyin dalgalarının kaydedilmesi sırasında, uyanıklıktaki aktivitenin arasına uykuya ait yavaş dalgaların karıştığının görülmesi sayesinde saptanabilmektedir. Uykusuz geçen süre uzadığında bu tür uyku ataklarının daha sık ve uzun süreli olduğu görülmektedir. Uyku yoksunluğu deneylerinde, üçüncü günün sonunda gerginlik, sinirlilik, zamanı bilememe, hayal görme, kekeleme, konuşulanları anlayamama gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Daha sonra ellerde titreme, vücutta yanma ve ağrılar, görme bozuklukları gelişmektedir. Bugüne kadar insanlarda yapılabilmiş, en uzun süreli uykusuzluk deneyi 11 gün ile Amerikalı bir üniversite öğrencisinde gerçekleştirilmiştir. Denek olan öğrencinin gerçekle ilişkisinin bozulduğu görüldükten sonra, psikoza benzer bir klinik tabloya girerken uykusuzluk deneyi sonlandırılmıştır. Benzeri hayvan deneyleri ise türlere göre değişik süreler sonunda ölümle sonuçlanmıştır. Yıllardır hiç uyumadıklarını iddia eden kişiler, aslında “uyku algılama bozukluğu” denilen bir uyku bozukluğu olan, ama aslında uyuyabilen insanlardır.

Uykunun İşlevleri Nelerdir?
Vücudu dinlendirme ve ertesi güne hazırlama
Enerji tasarrufu (enerji biriktirme)
Büyüme (büyüme hormonu en fazla uykuda salgılanır ve çocuklarda büyümeyi sağlar)
Hücrelerin yenilenmesi, organizmanın onarımı, hafıza, türe has özelliklerin öğrenilmesini sağlayan genetik hafızanın programlanması, yeni bilgilerin öğrenilmesi-kalıcı hale getirilmesi
Canlılarda ortama uyum sağlanması ve tehlikelerden korunma (örn. kış uykusu) işlevlerinin bulunduğunu göstermektedir.
Uykunun bağışıklık sistemi üzerine de etkisi vardır; Kalitesiz veya yetersiz uyku sonucunda hastalıklara daha kolay yakalanıldığı bilinmektedir.


Uykunun Evrimi ve Bu Evrime Yönelik Farklı Fikirler Üzerine
Los Angeles'ta bulunan University of California'da bir sinirbilim profesörü olan Jerome Siegel'e göre, "uykunun faydaları"nı tek tek saymak bile mümkün değildir. Nature Reviews Neuroscience dergisinde çıkan makalesinde Prof. Siegel, uykunun faydalarını arama araştırmalarının "yolundan çıktığını" belirtmektedir. Bunun sebebi olaraksa, bu araştırmaların hemen hemen tümünün şu ortak yanılgıya sahip olmasını gösterir: Uykunun bütün canlılarda tek bir kökenden geldiğini sanmak ve her canlıda aynı amaçla evrimleştiğini düşünmek.

Bu, uykuyla ilgili bize ilk önemli fikri vermektedir: Uyku, çok büyük ihtimalle homoplazik bir evrim örneğidir. Yani evrimsel süreçte birden fazla canlı türünde uyku, birbirinden bağımsız olarak evrimleşmiştir. Bir diğer deyişle, tek bir ortak atada evrimleşip tüm torun türlere aktarılmasındansa, torun türlerde birbirinden bağımsız olarak evrimleşmiştir. Bu tür evrime genellikle genel geçer olarak avantaj sağlayabilen özelliklerde rastlarız. Örneğin göz, evrimsel süreçte birden fazla defa, birbirinden bağımsız olarak evrimleşmiştir, çünkü ışığa duyarlı olmak çok avantajlıdır. Benzer şekilde uyku da, sağladığı çok sayıda avantajdan ötürü Evrim Ağacı üzerinde bağımsız şekilde, birden fazla defa evrimleşmiş olabilir.
 
Birkaç örnek vermek gerekirse:

Büyük kahverengi yarasa, Dünya'da bilinen en uykucu hayvanlardan biridir. Bir günde 20 saatten fazla uyur. Öte yandan zürafalar, 4 saatten az uyurlar.
Göçmen kuşlar ve yeni doğan katil balinalar haftalarca uykusuz yaşayabilirler ve sonrasında bunu telafi etme ihtiyacı duymazlar.   
REM uykusu bütün karasal memelilerde gözlenmiştir (ama yunus ve diğer denizel memelilerde yoktur). Ayrıca bütün kuşlarda da REM uykusu gözlenir (ama sürüngenlerde, balıklarda ve amfibilerde yoktur).  
İnsanlar yavaş-dalga uykusu sırasında daha fazla büyüme hormonu salgılarlar. Fareler ve köpekler uyanıkken daha fazla büyüme hormonu salgılarlar.  
İnsanların ve farelerin erkekleri REM uykusu sırasında ereksiyon olurlar. Erkek armadillolarda uyku sırasındaki ereksiyon, sadece REM-dışı zamanlarda gözlenir.  
Bu durum, bizi şu sonuca da götürmektedir. Eğer ki "İlk uyku uyuyan hayvan hangisidir?" sorusu sorulacaksa ve amaç, uykunun evrimleştiği ilk ortak atayı bulmaksa, muhtemelen sorumuzun bir cevabı bulunmayacaktır. Çünkü çok büyük ihtimalle uyku, tek bir türde evrimleşip torun türlere aktarılmamıştır. Muhtemelen uyku, birden fazla noktada, birbirinden farklı dönemlerde evrimleşmiştir ve hatta kimi canlılarda evrimleşmesine rağmen sonradan kaybolmuş olabilir. 


Uyuyan bir leopar
Prof. Siegel, uyuyan ilk canlıyı veya uykunun ortak faydasını araştırmak yerine, farklı canlıların neden kendilerine has şekilde uyuduklarını araştırmak gerektiğini savunur. Bazı türlerde uykunun neden evrimleştiğinin cevabı çok açıktır: Örneğin kahverengi yarasa, gün batımında, alacakaranlıkta uyanır. Çünkü besini olan güveler ve sivrisinekler en çok bu zaman aktiftir. Eğer gündüz uyanacak olsaydı, yarasa avlanacağı yerde, av olma ihtimali yüksek olurdu. Çünkü avcılarının çoğu gündüz aktiftir. Prof. Siegel, uykunun bitkiler ve hayvanlar aleminde kesintisiz olarak bulunan ve canlıların inaktif oldukları bir durum olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünür. Bu inaktif dönemler evrimleşmiştir, çünkü bu dönemde canlının ihtiyacı olan bazı işlemler gerçekleştirilir. Bitkiler içinse bu inaktif durumda enerji dengelemesinin sağlandığını ileri sürer. Bir akçaağacın yapraklarını döküp çıplak hale gelmesi, enerji kaynaklarını düzgün harcamanın bir sebebi olarak görülmelidir ve bir nevi "uyku hali"dir. Dolayısıyla uykunun evrimini ve o canlıda veya atalarında nasıl evrimleştiğini anlayabilmenin tek yolu, o canlının "neden" ve "nasıl" uyuduğunu anlamaktan ve uyanık olduğunda neler yaptığını tespit etmekten geçer. Yani bazı araştırmacılara göre uykuyu belki de ters anlıyoruzdur: belki uyku "normal" olan durumdur, "uyanıklık" ise aktif hareket edebilen hayvanlarda sonradan evrimleşen bir davranıştır. Bu, evrimsel süreçle bazı açılardan örtüşen bir düşünce olsa da, halen bilim camiasında yaygın olarak kabul görmemektedir.

San Diego Üniversitesi'nde nörogenetik profesörü olan Ralph Greenspan ise, uykunun evrimini çözmenin hayatının amacı olduğunu söyler. Ona göre uyku, ilk defa basit canlı formlarında evrimleşmiş ve daha sonra, sinir sistemlerinin gelişmesiyle beraber daha fazla kompleks hale gelmiştir. Laboratuvarında sürdürülmekte olan bir araştırmalarda, denizanası türlerindeki uyku davranışını saptamaya çalışmaktadırlar. Denizanası, en ilkel sinir sistemine sahip olan hayvanlardan biridir. Aynı laboratuvarda Trichoplax isimli bir denizel hayvan da incelenmektedir. Trichoplax'ın sinir sistemi bulunmaz. Aynı laboratuvar, ilginç bir şekilde, meyve sinekleri ve faredeki uykuyu ifade eden genleri, bu ilkel denizel canlıda da bulmuştur. Onlar için asıl soru şudur: Uyku, gelişmiş bir beyne ihtiyaç duymakta mıdır? Yoksa uyku için, bir sinir sistemine dahi gerek yok mudur?

Konuyla ilgili olarak Cambridge Yayınevi'nden çıkan "Uykunun Evrimi" isimli kitapta Boston Üniversitesi Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Patrick McNamara, Durham Üniversitesi Evrimsel Antropoloji Grubu Başkanı Prof. Robert A. Barton ve Harvard Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Charles L. Nunn uykunun evrimsel kökenini araştırmakta ve konuyla ilgili bilimsel araştırmaları okuyucularına sunmaktadırlar. Kitap şu anda ne yazık ki Türkçe olarak bulunmamaktadır; ancak Evrim Ağacı olarak İngilizce bilen okurlarımıza önemle tavsiye ederiz. Kitapta, böceklerden memelilere, balıklara ve kuşlara kadar pek çok canlı grubunun (kladının) uykuyu kullanma biçimleri ve nasıl evrimleştirdikleri anlatılmaktadır. 


Uyuyan bir gergedan
Konuyla ilgili cilt cilt kitaplar yazılabiliyor olması, uyku evrimi konusunun derinliğini ve kapsamını göstermektedir. Bu sebeple hepsine tek tek yer vermemiz mümkün olmayacaktır. Ancak canlılığın evrimsel tarihini incelemek, bize önemli ipuçları vermektedir. Örneğin tek hücrelilerden çok hücrelilerin evrimi, makroskobik olan çok hücrelilerin ilkin örneklerinin bugünkü süngerler gibi hareketsiz hayvanlar olması, sonradan bu hayvanların içerisinden hareket edebilen grupların evrimleşmesi, bize uykunun en azından bazı canlı gruplarında nasıl kademelerden geçerek evrimleştiğine dair fikirler verebilir. Az önce de dediğimiz gibi, süngerlerin hareketsiz hayvanlar olması, ilkin hayvanların zaten "sürekli uyku" gibi bir halde olduklarını göstermektedir. Sonradan hareketin yaygınlaşmasıyla birlikte, uyku ile uyanıklık şeklinde iki ayrı fazın oluşması çok muhtemeldir. Dolayısıyla uyku daha ziyade bir davranışsal evrimdir. Tabii bu evrim, fizyolojik birçok özelliğin evrimiyle de desteklenmiştir. Bunlara yazımızın ilerleyen kısımlarında değineceğiz. Şimdi, uykuyu biraz daha yakından tanıyalım:


Uykunun Temelleri: Uyurken Vücudumuzda Neler Olur? 
Uyku sırasında vücudumuzun biyolojik işlevleri yavaşlatılır ve bu sırada enerjinin korunduğu iddia edilir. Buna "iddia edilir" diyoruz; çünkü bu konuda halen tartışmalar sürmektedir. Uyku sırasında metabolizmamız en fazla %5-10 arası yavaşlamaktadır ve bu, pek ciddi bir yavaşlama değildir. Bu nedenle bazı bilim insanları uykunun enerji sarfiyatının azaltılmasıyla ilişkilendirilemeyeceğini ileri sürmektedir. Fakat bu konuda henüz kesin bir yargı yoktur. Ayrıca uyku sırasında, daha önce de dediğimiz gibi, beden ve zihnimiz adeta "yenilenir". Büyüme hormonları salgılanarak büyümemiz sağlanır. Gün içerisinde öğrenilenlerin düzenlenmesi yapılır ve bellek güçlendirilir. Ayrıca Freudyen yaklaşıma göre, uyku sırasında bilinç altımızdaki korku ve bastırılmış güdülerle yüzleşiriz. Rüyaların da bunu sağlayan bir aracı olarak evrimleştiği düşünülmektedir. Günlük yaşamda karşımıza çıkabilecek olaylar, rastgele bir şekilde görüntüler, sesler, kokular olarak beynimizde üretilmektedir ve bunlar bizi gerçek hayata hazırlamaktadır. Bu, atalarımız için çok ciddi bir avantaj sağlamış olabilir. Sadece atalarımız için değil, Hayvanlar Alemi'ndeki tüm akrabalarımız için de... 


Uyuyan bir bebek
Gençlerin günde 8.5 ila 9.5 saat aralıksız uyku uyumaları önemle tavsiye edilmektedir. Eğer uyku bölünürse ve kesik kesik olursa vücut, kas tamirini, hafıza düzenlenmesini, büyüme ve keyif hormonlarının salgılanmasını tamamlayamaz. Ayrıca erken kalkmak, karar alma yetimizi ve konsantrasyonumuzu olumsuz yönde etkiler. Ancak bunlara daha detaylı olarak yazının ilerleyen kısımlarında döneceğiz. Bu kısımda aslen uykunun fazlarına odaklanmak ve uykuyla ilgili daha fazla bilgi vermek istiyoruz: 
Uykuyu temel olarak iki kısma ayırabiliriz: REM Evresi (Rapid Eye Movement - Hızlı Göz Hareketi) ile NREM Evresi (Non-Rapid Eye Movement). Bu fazlar isimlerini, tahmin edebileceğiniz gibi, gözlerimizin hareketinden almaktadır. Uyku sırasında belli aralıklarla gözlerimiz hızla kırpılmaya ve yuvaları içerisinde çeşitli yönlere hareket etmeye başlar. Buna, "Hızlı Göz Hareketi" denir. Diğer evrede ise bu görülmez. Bu göz hareketinin spesifik olarak nedeni bilinmemektedir; ancak REM sırasında uyandırılan insanlar neredeyse her zaman o anda rüya gördüklerini belirtmektedirler. Dolayısıyla gözler, muhtemelen rüyanın etkisiyle hızlı bir şekilde görsel veri algılamaya çalışırlar; ancak gözler kapalı olduğu ve duyu organları inaktife yakın bir durumda olduğu için bu başarılamaz. Bu da, kimi zaman görme engellilerde de rastlandığı gibi, hızlı göz hareketlerine neden oluyor olabilir. Henüz sebebi tam olarak bilinememektedir. REM ve NREM evreleri bir uyku boyunca periyodiktir. Yani vücudumuz uyku sırasında ortalama 90 dakikada bir REM ile NREM evreleri arasında gidip gelir. Ancak REM evresi, NREM evresinden çok daha kısa sürer. Dediğimiz gibi, NREM evresi yaklaşık 90 dakika sürer ve sonrasında bir REM evresine girilir. Ancak REM evresi genellikle 90 dakika sürmez; fakat kesin bir süresi de bulunmamaktadır. Gecenin %75'ini NREM döneminde geçiririz. 

 
Uykunun Evreleri

Daha önceden de söz ettiğimiz gibi, gece boyunca uykunuz farklı fazlara ve alt fazlara ayrılmıştır. Uyku sırasında vücudumuzda olanları görebilmek için, uykuyu aşağıdaki bölgelere ayırabiliriz:

A) NREM Bölgesi (%75)
Yavaş dalga uykusu olarak da bilinen NREM evresinde sinir aktivitesi giderek azalır, metabolik hız ve vücut ısısı en düşük düzeylere iner. Bu sırada görülen rüyaların %10 civarı hatırlanır. Bu evrenin alt fazları ve genel süreçleri şöyle sıralanabilir:

1) Kısım - 1
Uyanık olmakla uyku arasındaki dönemdir.
"Hafif uyku" da denir.

2) Kısım - 2
Uykunun başlangıcıdır.
Ortam ile olan ilişik kesilir.
Nefes alımı ve kalp atışları sabitleşir.
Vücut sıcaklığı düşer.

3) Kısım 3 ve 4
En derin ve en tamir edici uykudur.
Kan basıncı düşer.
Nefes alımı yavaşlar.
Kaslar gevşer.
Kaslara gönderilen kan miktarı artar.
Doku büyümesi ve tamiri hızlanır.
Enerji yenilenir.
Büyüme hormonu, gelişim hormonları (özellikle kas ile ilgili olanlar) salgılanır.

 

B) REM Bölgesi (%25)

REM uykusunda, sinir faaliyetlerini gözlememizi sağlayan EEG (elektroensefalografi) grafikleri, NREM'in ilk fazındakine benzer şekilde, senkronize değildir. Nöronal aktivite yüksektir. Hatta beyin kökünde (pons) ve görme merkezindeki (oksipital lob) nöronlar, uyanık haldekinden daha aktifdir. REM uykusunda kas tonusu çok düşüktür. Bu nedenle kas faaliyetlerini takip etmemizi sağlayan EMG (elektromiyografi) grafikleri bu evre sırasında son derece suskundur. Erkek penisinde ereksiyon, kadında ise klitoral büyüme REM uykusunda olur. REM uykusundaki bir kişiyi uyandırmak zordur. Aniden uyandırılırsa kişi kas tonusu düşük olmasından dolayı bir süre felçliymiş gibi hisseder. Bu evrede görülen rüyaların %80'e yakın bir kısmı hatırlanabilir. Ancak genellikle REM evresinde uyanmadığımız için, rüyaları da çoğu zaman hatırlayamayız. Ortalama bir yetişkin her gün 4-7 arası rüya görür. Hiç rüya görmeden geçirilen gece sayısı yok denecek kadar azdır. REM uykusunu iyi alamayan bireylerde konfüzyon, şüphecilik, duygu durum bozuklukları, motor performans düşüklüğü, bellek ve dengede kısıtlılık, immün işlevlerde yetersizlik görülür. Bu evrede görülen Genel süreçler ise şöyle sıralanabilir:
Beyne ve vücuda enerji sağlanır.
Gündüz performansına arttırmaya yönelik düzenlemeler yapılır.
Beynin farklı bölgeleri aktive edilir ve rüyalar görülür.
Gözler ileri geri hareket eder.
Vücut gevşer ve hareket edemez, kaslar tamamen kapatılır.
Ayrıca ghrelin ve leptin hormonları sayesinde mutluluk, tokluk gibi durumlar sağlanır. 
Karanlıkta salgılanabilen melatonin hormonu salgılanır
 
Genç bir yetişkin kişi, uykusunun:
%5’ini NREM 1
%50-60’ini NREM 2
%15-20’sini NREM 3 ile 4
%20-25’ini REM 
evrelerinde geçirir.

Uykunun Döngüsü ve Süresi Hakkında Temel Bilgiler
Uyku, bütün bir yaşam boyunca aynı ritimde sürmez. Eğer ki siz de çocukluğunuzun bir kısmını "öğle uykusu" diye bir kavramla geçirdiyseniz, bu çok da isabetsiz bir davranış değildir ve utanmanız gerekmez. Çünkü türümüzün "çocuk" evresindeki bireylerinde uyku günde 2 defa görülen bir durumdur, anormallik bulunmaz. Ancak çocuk büyüdükçe, bu uykuya olan ihtiyacı da azalacaktır. Genel olarak yaşlara göre günlük uyku sayısı aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Yeni doğan bebeklerde polifazik (ikiden fazla)
Çocuklarda bifazik (iki)
Erişkinlerde monofazik (tek)
Yaşlılarda bifazik (iki) 

İşte bu sebeple yenidoğan bebekler, günün 18 saatini uykuda geçirirken, çocuklar günde iki sefer uyur. Çocuk sahibi olan yetişkinlere, en azından çocuğu psikolojik baskı altına sokmayan bir yaşa kadar, günde iki uyku uyutulması tavsiye edilir.


Kişisel Uyku İhtiyacıyla İlgili Temel Bilgiler
2014'ün Eylül ayında Wall Street gazetesinde yayımlanan bir yazıda 7 saat uykunun 8 saatten daha iyi olduğunun ilan edilmesi ve aynı zamanda Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi'nin uykumuzla ilgili bazı çerçeve bilgiler (yönergeler) yayınlaması üzerine yetişkinlerin ne kadar uyuması gerektiği tartışması yeniden alevlendi.
Peki bu yönergeler neler söylüyor? Ne yazık ki, söz konusu uyku miktarı olduğunda, herkese uyan tek bir boy yok. İhtiyaç duyulan uyku miktarı kişiden kişiye ciddi anlamda değişebiliyor.
Uykumuz, sirkadyen ve homestatik süreçlerle kontrol edilir. Bunlar, uykumuzun zamanlamasını ve süresini etkilerler. Sirkadyen süreçler 24 saat içerisinde uykuya olan istekliliğimizi belirler. Buna bir canlının "iç saati" de denir. Homeostatik süreçler ise uyanıklığımız süresince biriken uyku basıncını belirler. Aynı zamanda, uykumuz sırasında da uyuma isteğimizin giderek azalmasını sağlar. Dolayısıyla uykuyla ilgili deneyimlediğiniz birçok psikolojik durum, vücudunuzdaki süreçler olarak net bir şekilde tanımlanabilmiştir. Hem sirkadyen, hem de homoestatik süreçler genler gibi iç faktörlerden ve uyku geçmişi, egzersiz yapıp yapmamak ve hastalıklar gibi dış faktörlerden etkilenirler. İşte uyku sürelerinin kişiden kişiye değişiyor olması da, bu iç ve dış faktörlerin karmaşık etkileşimiyle izah edilebilir.

Uykunun en belirgin göstergelerinden birisi esneme sıklığındaki artıştır.

Genlerimiz bizlerin günün hangi kısmında uyuduğumuz konusunda etkilidir: gece geç saatlere kadar uyanık kalmayı tercih eden "gece kuşları" mıyız, yoksa erkenden uyanıp erkenden kalkan "erkenci kuşlar" mıyız, bunu büyük oranda genlerimiz belirler. Aynı zamanda genlerimiz, kısa mı yoksa uzun süreler mi uyumayı tercih ettiğimizi de belirleyen temel faktörlerdir. Ancak her ne kadar genler uyku zamanlamasının ve süresinin temelini oluştursa da, birçok dış etmen de ne kadar uykuya ihtiyaç duyduğumuzu etkilemektedir. Geceleri ne kadar iyi uyuyabildiğinizi en fazla etkileyen faktörlerden bir tanesi, uyku geçmişinizdir. Birçok yetişkin, farkında olsalar da olmasalar da, kendilerini günlük ya da haftalık olarak uykularından alıkoyarlar. Uykuyu kısıtlamak veya geceleri hep uyanık kalarak sabahlamak, uykularımız üzerinde biriken basıncı arttırır. Bu uyku basıncı, uyuduğunuz süre zarfında azalır. Dolayısıyla yatağa ne kadar fazla uyku basıncıyla giderseniz, o kadar uzun süreler uyumanız gerekir. Dolayısıyla kural basittir: ne kadar uyku kaybederseniz, o kadar uykuya ihtiyaç duyarsınız. Buna bazı bilim insanları "uyku borcu" da demektedir. Eğer ki ortalamada 7 saat uyku sizin için en uygunuysa ve bir gece 5 saat uyuyabildiyseniz, ertesi gün 9 saat uyuyarak arayı kapatabilirsiniz. Tabii 3 gün uykusuz kaldığınız için 21 saat uyumanız gerekmez; ancak 3 gün aralıksız uykusuz kalacak olursanız, ilk uyuduğunuzda uyku sürenizin 15-20 saat arasında olması çok muhtemeldir. Dolayısıyla uyku borcu hesabı doğrusal bir matematik hesabı olmasa da, gerçeğe yakın sonuçlar vermektedir. Sağlık, egzersizler, ağır iş yükü ve hatta zihinsel yorgunluk bile uyku süresini değiştirebilir. Hastalıklar sırasında, spor yapma sonrası ve hatta sınav zamanları gibi zihinsel stres altında olduğunuz zamanlarda aynı dinleniklik haline erişmeniz için gereken uyku süresi artar. Uyku ihtiyacı aynı zamanda yaşa bağlı olarak da değişir. Daha yaşlı insanlar genellikle gençlerden daha az uyurlar. Yaşa bağlı olarak bu ihtiyacın değişmesinin de sirkadyen ritm ile homeostatik süreçler arasındaki ilişkinin değişmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Kişiden kişiye uyku ihtiyacının çok fazla değişiyor olması, yetişkinlerin genel olarak kaç saat uyuması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunmayı güçleştirmektedir. Ancak tüm uyku araştırmalarının 7 ila 9 saat arasını en uygun olarak tespit etmesi, bizlerin gerçek uyku ihtiyacı ile ilgili en azından genel bir çerçeve sunmaktadır.


Neden 8 Saat?
7 saatten daha az alınan uykunun bireylerin tepki süresini düşürdüğü, karar alma yetisini bozduğu, konsantrasyonu azalttığı, hafızayı zayıflattığı ve psikolojik denge halini dengesizleştirdiğini göstermektedir. Aynı zamanda az uykunun daha bariz etkileri, gün içerisindeki uykusuzluk, yorgunluk, bitkinlik ve bazı fizyolojik fonksiyonlarda aksama ile kendini gösterir. Ancak yapılan araştırmalar, 8-9 saat uyuyan insanlarda bu etkiler üzerinde olumlu veya olumsuz hiçbir etki tespit edememiştir. Dolayısıyla 8-9 saatlik bir uyku, yetişkinlerin en iyi şekilde işlev görebilmesi için gerekli uyku miktarı olarak belirlenmektedir.

Uykuların korkulu rüyası saatler ve alarmlar
Tabii buradan, 9 saatten uzun uyumanın sağlık için zararlı olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Tam tersine, yapılan araştırmalar uyku süresinin uzatılmasının, ilerideki uykusuzluk dönemlerindeki "uyku borcunu" azalttığını göstermektedir. Yani uyku borcu, iki taraflı çalışmaktadır diyebiliriz: bir gün daha uzun uyursanız, ertesi gün daha az uyuyabilirsiniz. Bu az uyuma sizi yine olumsuz etkileyebilir; ancak bir önceki gün daha uzun uyuduysanız bunun etkisi normal uyumuş birine göre daha az olacaktır. Her ne kadar 10 saat, "ihtiyacımız olan" bir uyku süresi olmasa da, arada sırada bu uzatılmış uykuları uyumanın faydalı olduğu görülmektedir.

"Sadece Aptallar 8 Saat Uyur" veya "Ama Bana 5-6 Saat De Yetiyor!"
İlki, popülist ve bilimsel dayanağı olmayan, üzerinde durmaya değmeyecek bir iddiadır. İkincisi içinse kendinize şunu sormalısınız: Gerçekten yetiyor mu? Eğer şanslıysanız, az uyku için gereken "doğru" genetik altyapıya sahip olabilirsiniz. Evrimsel süreci işleten temel çark, bir canlı popülasyonu içerisindeki varyasyonlardır ve mutasyonlar veya crossing-over gibi çeşitlilik mekanizmaları sürekli olarak yeni genetik kombinasyonlar yaratırlar. Evrim, bunlardan en uyumlu kombinasyonların hayatta kalması, diğerlerinin elenmesi sonucu popülasyonun genetik dağılımının değişmesi sürecidir. Siz de evrimsel süreçte yaratılan bu şanslı kişilerden biriyseniz, daha az uyku size yetiyor olabilir. Ancak daha az uyuyarak da idare edebildiğini iddia edenlerin büyük bir kısmı, aslında ne kadar ciddi anlamda bir uyku borcu içerisinde olduklarının farkında olmayan insanlardır. Bu durum, kişileri içten içe zayıflatıp birçok fizyolojik faaliyetlerini düzensizleştirmektedir. Nasıl hissettiğimiz, her zaman vücudumuzun doğru işleyip işlemediğini yansıtmayabilir. Bu da, az uykunun da yeterli olduığu sanrısını ve yanılgısını yaratır. Eğer ki haftasonları da uyanmak için bir alarma ihtiyaç duyuyorsanız ve doğal bir şekilde uyanmıyorsanız, hafta içerisinde kesinlikle uyku kaybediyorsunuz demektir. Yani dış fonksiyonlarınıza doğrudan yansımasa da, iç dengeniz uykuyu yeterli bulmuyor demektir. Öte yandan eğer ki doğal bir şekilde uykuya yatıp uyandığınızda, aradan 8 saat geçmemiş oluyorsa ve bu sürekli, doğal bir şekilde tekrarlanıyorsa, 8 saat uyuyacağım diye zorlamanızın da bir anlamı yoktur. Çünkü vücudunuz dinlenik ve alarmsız bir şekilde 8 saatten erken uyanıyorsa, muhtemelen bu vücudunuza yetiyor demektir. Ancak eğer ki alarm olmaksızın da erken kalkıyorsanız ve her seferinde bitkin ya da dinlenmemiş hissediyorsanız, bir uyku hastalığına yakalanmış olmanız veya uykunuzu etkileyen bir diğer sorun olması çok muhtemeldir. Bu durumda doktorunuza başvurmanız önemle tavsiye edilir. Fakat böyle bir durum yoksa, kendinizi 8 saat uyumaya zorlamak da işleri kötüleştirebilir. Bunu da unutmamakta fayda var.


En Uygun Uyku Süresini Tespit Etmek
Yazı içerisinde de belirttiğimiz gibi, bir kişinin ne kadar uykuya ihtiyaç duyduğu çok fazla sayıda faktörden etkilenebilir. Bu da, en uygun uyku sürenizi tespit etmeyi güçleştirebilir. Aşağıda size yardımcı olabilecek birkaç yönerge vereceğiz. Böylece en uygun uyku sürenizi belirlemenize katkı sağlayabilmeyi umuyoruz: 

1. Uykularınızın bir günlüğünü tutun. Yatağa gittiğiniz ve uyandığınız saatleri tam olarak yazın. Ortalama bir yetişkinin başını uyumak üzere yastığa koyduktan sonra ortalamada 14 dakika içerisinde uykuya daldığını unutmayın. Ayrıca uyandığınızda nasıl hissettiğinizi ve gün içerisinde o miktardaki uykuyla genel olarak nasıl hissettiğinizi not alın.
2. Kendinizi yorgun ve uyumaya hazır hissettiğiniz anda yatağa gidin. Uyku saatlerinizi esnetmeyin.
3. Eğer başarabilirseniz, uyanmak için bir alarm kullanmayın! Mümkünse, bırakın beyniniz yeterli hissettiğinde uyansın. Alarm, adından da anlaşılabileceği gibi, bir "tehlike sinyali"dir ve beyni bir anda tetikleyerek uyandırır. Bu, normalde bir savunma mekanizmasıdır; ancak modern insan tarafından günlük yaşamın sıradan bir parçası haline getirilmiştir.
4. Gün içerisinde yeterli miktarda Güneş ışığı aldığınızdan ve odanızın, çalıştığınız ofisin, bulunduğunuz yerlerin olabildiğince Güneş aldığından emin olun. Sirkadyen ritminiz, çok büyük oranda Güneş'in konumuna ve miktarına göre belirlenir. Bu sebeple karanlık zindanlarda tutulanlar zaman algılarını yitirirler.
5. Her gün eşit miktarda uyumaya çalışın. Bazı günler uzun, bazı günler kısa uyumak iyi bir çözüm değildir.
Bu kuralları takip edecek olursanız, kısa bir süre sonra sizin için en uygun olan süreyi tespit edebilirsiniz diye umuyoruz. Eğer ki bir türlü bulamıyorsanız ve bunun önemli olduğunu düşünüyorsanız, doktora başvurun. Genel bir pratik olarak, uykunuzun vücudunuz tarafından kontrol edilen bir süreç olduğunu hatırlayın! Nasıl ki susadığınızda su içiyorsanız, uykunuz geldiğinde de uyuyun.


"Hypnic Jerk": Uyku Sırası Düşme Hissi ve Evrim
İnsanların hemen hemen hepsi hayatlarında en azından bir defa uykuya dalma sırasında sanki yataklarından düşüyorlarmış gibi bir his yaşamışlardır. Bu, kimi zaman uykuyu bölecek bir şekilde gece yarısında da yaşanabilir. Buna bilimsel dilde "Hypnagogic Myoclonic Twitch" (Uyku Sırası Miyoklonik Seğirme) ya da kısa adıyla "Hypnic Jerk" (Uyku Sırası Ani Sıçraması) diyoruz. "Jerk" kelimesi Fizik biliminde "ivmenin hızı" olarak tanımlanmaktadır ve matematiksel olarak ivmenin zamana göre türeviyle ifade edilir. Yani ivmenin miktarının zaman içerisindeki değişimi olarak düşünülebilir. Bu kavram, mühendislikte önemli bir tasarım kriteridir, çünkü fiziksel bir "jerk"e sahip hareketler, bireylerde rahatsızlık hissi uyandırır. Dolayısıyla trenlerin, uçakların, arabaların hareketinde bu fiziksel kavramın sıfır olmasına çalışılır. Yeri gelmişken belirtelim, "hipnoz" kelimesi Latincedeki hupnos sözcüğünden gelir ve Türkçe anlamı "uyku"dur. Dolayısıyla sanılanın aksine pek de mistik bir anlamı yoktur. Uyku sırası sıçrama konusu, popüler kültürü ve hiçbir bilimsel temeli olmayan, astral seyahatlerin gerçek olduğu inancını besleyen Yeni Çağ (New Age) akımlarını derinden etkilediği gibi, bilimsel arenada da ilgiyi çeken bir konudur. Çünkü beynin bir hissi yaşaması için, onun bir şekilde uyarılıyor olması gerekmektedir. Bu uyartı, gerçek ya da sahte (fantom, üretilmiş) olabilir. Ancak mutlaka fizyolojik ve biyokimyasal bir kökeni olmalıdır. İşte Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ve Mayo Klinik, bu konuda birçok araştırma yürütmüş, önemli kurumlardır. Mayo'da yapılan araştırmalara göre insanların %70'inden fazlası bu hissi uykuya dalıp baş kısımları gevşedikten hemen sonra yaşamaktadırlar. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi ise sebepleri üzerine bir araştırma yapmış ve bu his ile kişinin yaşantısı arasında önemli ilişkiler ortaya çıkarmıştır. Özellikle tedirginlik (anksiyete), stres hali, aşırı kafein tüketimi ve akşam saatlerinde çok yorucu işler yapan kişilerin bu hissi daha sık yaşadıklarını göstermişlerdir. En sık olaraksa yatakları rahatsız olan veya bireye uygun olmayan kişilerde bu hissin yaşandığı tespit edilmiştir. Bu son sonuç, bilim insanlarının aklına bunun bir adaptasyon olabileceğini getirmektedir ve oldukça yerindedir de... Atalarımız yaklaşık 5.5 milyon yıl öncesinden itibaren ağaçlardan inip, ormanlardan çıkıp, savana hayatına, yer yaşamına geçmiştir. Hatta yakın kuzenlerimiz de, daha eski atalarımıza kıyasla yerde daha çok zaman geçirmektedir. Fakat yine de ağaçlardaki ve ormanlardaki geçmişimiz, davranışsal evrim açısından çok da uzak bir geçmişe dayanmaz. 

Ağaçta uyuyan bir insan çocuğu... Kredi: Mark D. Baynham

Ağaçta uyuyan bir maymun
İlkin primatlardan bu yana, yani yaklaşık 42 milyon yıldır atalarımızın hemen hepsi ağaçlar üzerinde yaşamaktalardı. Günümüzde de (ve kesinlikle geçmişte de), ağaçlardan düşerek sakatlanma ve hatta ölme vakaları primatlar arasında oldukça yaygındır. Bunun sebebi sadece denge kaybı değil, aynı zamanda bireyler arasındaki kavgalar sırasında bir bireyin diğerini ittirmesi veya aşağı atmaya çalışmasındandır da. Ancak bu olay bir yana, sürekli ağaç tepelerinde uyuyan bireylerin çeşitli çevresel faktörlere karşı bir adaptasyon geliştirmiş olmaları şarttır. Örneğin rüzgarlı bir gecede uyuyan bir primatın, düşmeye karşı sürekli alarm halinde olması gerekir. Eğer ki bu beynin sürekli kontrolü şeklinde olsaydı, oldukça enerji harcayan ve uykunun verimini düşüren bir olay olurdu. Ancak bunun yerine, evrimsel süreçte sadece kritik anlarda beyin tam olarak uyarılarak uyanmayı sağlayan bir sinir devresinin evrimleşmiş olduğu düşünülmektedir. Biz bu özelliği, ortak atalarımızdan ötürü, günümüzde ani sıçramalar olarak halen taşımaktayız. Bu, günümüzde oldukça kabul gören bir yaklaşımdır ve üzerinde çalışmalar sürmektedir. Uykuya dalış sırasında olan en temel olaylar, kasların gevşemesi, nefes hızının düşmesi ve vücut sıcaklığının düşmesidir. İşte bu ani sıçramaların ve düşme hislerinin, kasların gevşemesi sırasında beynin anlık kontrolü yitirmesi sonucunda oluştuğu düşünülmektedir. Kuramlardan birine göre kasların gevşemesi sırasında beyin hatalı bir algılama yaparak vücudun düştüğünü zannetmektedir. Bu yüzden hızla alarm durumuna geçmekte, ancak duyularımız tamamen açık hale gelir gelmez düşmediğimizi anlamamızla beyin hızla normal haline dönmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar halen sürmektedir; ancak bu ufak gibi gözüken konu bile, evrimsel süreçte türlerin ne gibi özellikler kuşandırabildiğini ve bunu türler değişse bile koruyabildiğimizi, hatta kullanmasak bile belirli süre zarflarında halen taşındığını göstermektedir. Dahası, bu davranışların kusursuz bir doğada olmadığını, sıklıkla vücudumuzun hataya düşebildiğini de hatırlatmaktadır. 

 

UYKUNUN DÖNEMLERİ
Uyanıklıktan uykuya geçiş dönemi latent dönem olarak adlandırılır.Bu geçişten sonra uyku evreleri başlar.Uyku iki döneme ayrılır; A-)REM Uykusu (rapid eye movements-Hızlı göz hareketleri):Bu toplam uyku süresinin %20-25’ini oluşturmaktadır. Rüya bu dönem içinde görülür. Beyinin çalışmasının hızlandığı, göz kaslarının çalışma hızlarının arttığı, çizgili kasların gücünü kaybettiği kalbin çalışma hızının arttığı bu döneme ait önemli göstergelerdendir. Uykuya daldıktan 30-40 dk sonra bu döneme geçiş olur, rem dönemi 10-15 dk sürer ve tekrar beyin Nrem dönemine geçiş yapar. Her 80-100 dk da bir Rem dönemi tekrarlanır. Bir Uyku süresince 6-7 defa Rem dönemine girilip çıkılır.Çucuklarda bu dönem oldukça uzundur. B-)NREM (non-rem eyemovements):Uykuda göz hareketlerinin olmadığı dönemdir. Toplam uyku süresinin %75’ini kapsar.  Bu dönem içinde kalp atışı ve solunum yavaştır,  kas tonüsü yoktur. Dört evreye ayrılır;

1) Evre I : Toplam uyku süresinin % 5’ini oluşturur, uyku yüzeyeldir. Beyin fonksiyonları % 50 azdır. Uyandırıldığında kendine gelmesi zaman alabilmektedir.
2) Evre II : Toplam uyku süresinin % 45’ini oluşturur. Uyku yüzeyeldir. Kalp atışı azalır, vücut ısısı düşer, beyin derin uykuya hazırlanmaktadır.
3) Evre III : Toplam uyku süresinin % 12’sini oluşturur. Derin uyku dönemidir.
4) Evre IV : Toplam uyku süresinin % 13’ünü oluşturur. Derin uyku dönemidir.


UYKU BOZUKLUKLARI

HORLAMA SENDROMU
Uyku Bozuklukları Horlama Sendromu:  Uyku esnasında daralan üst solunum yolundan akciğerlerdeki havanın dışarı verilirken çıkardığı hırıltılı sestir. Horlama olası bir uyku apnesinin ilk belirtisi olabilir. Horlama sırasında nefes almak güçleşmiştir. Çünkü boğazda meydana gelen daralma buna engel olmaktadır. Sağlıklı bir uykunun en büyük engellerinden biridir. Horlamadan kurtulmanın bazı ipuçları; 1-)Yatarken başınız vücudunuza göre yüksekte dursun kesinlikle yastık kullanın ve yastığa kafanızı omuzlarınızla beraber koyun, 2-)Sırt üstü yatmak yerine sağ tarafınıza yatmayı deneyin, 3-)Yatağa girmeden 3 saat öncesine kadar bir şeyler yemeyi-içmeyi kesin, 4-)Yatağınızın düz olmasına dikkat edin 5-)Kilo şikayeti de horlamayı arttırmaktadır bu konuda bir diyetisyenden yardım alın.


UYKU APNESİ
Uyku apne sendromu daralan üst solunum yolu veya nefes almadaki sinir sisteminin tahribatıyla ilgili olarak uyku sırasında 20 saniye boyunca nefesin kesilmesi ve kandaki Oksijen değerinin 20 birim aşağı düşmesiyle tanımlanır. Solunumun durması bazen 100 saniyeye kadar çıkabilir buda kişinin uykusunda ölmesine bile neden olabilir. Uyku apnesi olan kişilerde gece horlamasının dışında dikkatsizlik, unutkanlık,  güzdüz uyuma isteği, sinirlilik hali, tansiyon yüksekliği, zamanla kalp ritminde bozulmalar görülmektedir. Eğer bu belirtilerden bir kaçı varsa en kısa zamanda bir uzmandan yardım almanız sizin menfaatinize olacaktır. Uyku apnesine karşı bazı önlemler alabilirsiniz; -Sigara kullanıyorsanız en kısa zamanda bırakmak -Uyumadan 3 saat önce yemek yeme ve bir şeyler içmeyi bırakmalısınız -Koltukta veya televizyon karşısında uyumaktan kaçınmalısınız -Sırt üstü yatınca nefes almanız güçleşiyorsa size rahat gelen pozisyonda yatmalısınız -Size sakinlik (antidepresanlar, antihistaminikler, uyku ilaçları) veren ilaçların yatmadan önce kullanımı hakkında doktorunuzla görüşmelisiniz.


UYUYAMAMA HASTALIĞI INSOMNIA
Uyuyamama, uykuya dalmakta güçlük çekme, derin uyku uyuyamama sorunudur. Hastalar yataklarına yattıklarında bir türlü uyuyamadıklarından, yatakta sürekli sağa sola döndüklerinden şikayet ederler. Ayrıca gün içerisinde uyuma ihtiyacı duymak, dikkat dağınıklığı, odaklanma problemi çekmek, reflekslerde azalma, asabiyet ve gerginlik bu hastalarda sık görülür.             İnsomnia 1 aydan uzun sürerse kronik insomnia olarak adlandırılır. Kronik insomnia da sinir sisteminde ve bağışıklık sisteminde tahribatlar sık görülmektedir. Hastanın bu şikayetleri başlamadan önce uzman hekim tarafından muayene edilmesi, ruh sağlığının korunması için çok önemlidir.             İnsomnia’dan kurtulmak için yardımcı olabilecek bazı tavsiyeler; - Yatmadan önce çay, kahve, kola gibi içecekler içmeyin, bunun yerine uyku veren bitki çaylarını tercih edin. - Televizyon karşısın da , ışıkların açık olduğu odada uyumamaya özen gösterin. -Yatağınızda kitap okumayın, bulmaca çözmeyin, film izlemeyin, sadece uyumak ve cinsel ihtiyaçlarınızı karşılamak için kullanın. -Uykunuz kaçarsa yatakta beklemeye devam etmeyin hemen kalkıp başka bir odaya geçin kitap okuma, radyo dinleme (klasik müzik tercih edilmeli) bir şeyler  yazın, resim yapın bir süre sonra uykunuz gelince yatağınıza gecersiniz. -Gün içerisinde uyumamaya çalışın bu çok önemli, gün içerisinde uyumak gece uykusunu engelemektedir. -Sabahları erken kalkmayı deneyin vücudunuzu buna programlayın bu durumda gece uykusuzluğu çekmezsiniz.


HUZURSUZ BACAK SENDROMU
Huzursuz Bacak Sendromu (Restless leg Syndroma): Uyku ya da dinlenme halinde iken bacaklarda bacaklar da hissedilen karıncalaşma, uyuşma, ağrı, yanma, kramplaşma, iğne batması gibi hislerden dolayı bacağı sürekli hareket ettirme ihtiyacıdır. Kalkıp dolaşırken, spor yaparken, açma-germe hareketleri yaparken bu huzursuzluk geçer. Sebebi tam olarak bilinememektedir ama bilinç altında ki tedirginlik ve stresin buna sebep olduğu tahmin edilmektedir. Şeker hastalığı, gebelik, anemi (kansızlık), kanser gibi şikayetlerden de kaynaklanmaktadır. Beyinde dopaminin az salgılanması da bu hastalarda görülen diğer eksikliktir. Toplumda ki %6-10 kişiden birinde bu rahatsızlık görülmektedir. Kadınlarda erkeklere nazaran daha fazla görülmektedir. 
Huzursuz Bacak Sendromundan Kurtulmak için Bazı İpuçları:
- Her gün aynı saatte yatıp, aynı saatte uyanın 
- Çay, kahve, kola, çikolata, gibi maddelerin tüketimini en aza indirin gece yatmadan kesinlikle tüketmeyin 
- Gündüz uyumaktan kaçının - Yatak odanızda TV izlemeyin, kitap okumayın, ışıklar açık yatmayın 
- Gündüz vakitlerinde yeterince efor sarf edin yorulun, spor yapın 
- Gürültülü ortamlarda yatmayın 
- Yatağa yattığınızda uykunuz 15-20 dakika içinde gelmiyorsa hiç boşuna uğraşmayın hemen yataktan kalkıp odanızı değiştirin kitap okuma, resim yapma, slow müzik dinleme, yazı yazma gibi bir şeylerle oyalanın bir süre sonra uykunuz muhakkak gelecektir. 
- Eğer şikayetleriniz hala devam ediyor ve günden güne kötüye gidiyorsa bir uzmandan yardım alın. 


AŞIRI UYKU EĞİLİMİ NARKOLEPSİ
Belirli bir hastalığa bağlı olarak veya çoğu zaman hiçbir hastalığın olmadan aşırı uyuma eğilimi olarak tanımlanabilir.Gün içerisinde gelen şiddetli uyku atakları kişinin sosyal yaşamını zora sokmakta, iş hayatında da negatif yansımalar olarak görülmektedir.Narkolepsi normal uykudan kısa sürer  fakat normal uykudan daha derindir bir tür trans hali gibidir.Narkolepsinin altında yatan sebep tam olarak bilinememekte fakat şikayetlere yönelik tedaviler başarılı sonuçlar vermektedir.Narkolepsinin dört klasik bulgusu vardır.Bunlar; 1-Katapleksi: Vücutdaki kasların hareketlerini aniden kaybetmesidir .Narkolepsisi olan hastaların %90’ında görülmektedir. 2-Aşırı miktarda gündüz uyku hali:Gün içerisinde gelen  uyku atakları hastaya rahatsızlık verir. 3-Uyku Felci (KARABASAN):Nadir görünen belirtilerdir .Halk arasinda karabasan olarakta bilinir.Bazen uykuya geçiş (Latent dönem)döneminde bazende uyanmadan önceki REM(Hızlı Göz Hareketi)döneminde kaslarda meydana gelen geçici hareket kaybıdır.Bilim adamları bu duruma uykunun seyrindeki doğal bir süreç olarak görmektedir. 4-Hypnogogic Halusinasyon:REM döneminde değişik şekilde görür uyanmaya çalışır ama uyku felcinden dolayı hareket edemez hasta bu şekillere bazen hiçbir anlam veremez yetersiz dinlenme, stres altındaki dönemlerde bu tür uyku bozukluğu belirtileri sık görülür bu bozukluklar yüzünden kişiler çoğu zaman uyumak istemezler, uyumaktan endişe duyarlar  buda sosyal yaşamlarını olumsuz etkiler .Böyle bir durumda uzman hekimden yardım almak bu kişilerin menfaatine olur.


UYKUSUZLUK HASTALIĞI
Hastanın şikayetlerine göre ilaç kullanılabilir veya hastanın uyku uyuyabilmesi için yapması gereken davranışlar planlanır. Bunlar; -Gündüz uykusu varsa ertelenir uyku geceye kaydırılır -Gün içerisinde yeterince spor yapması,  yorulması planlanır -Sabahları erken kalkmaya alışması sağlanır uyku süresi yeterliliğe göre planlanır -Işıklı ve gürültülü ortamda yatmak konusunda ısrar etmemeli -Kişinin uykusu gelmeden yatağa gitmesi önerilmez -Yatağına yattığı zaman 15-20 dakika içerisinde uyuyamazsa, uykusu gelmiyorsa bu konuda ısrarcı olmamalı hemen yatak odasından çıkıp odayı değiştirmeli, kafasındaki düşünceleri dağıtmak için kitap okuyabilir, resim yapabilir, yazı yazmakla uğraşabilir, klasik müzik dinleyebilir uykusu geldiğinde de yatağına gidip yatabilir -Yatağında kitap okumak, bulmaca çözmek, ders çalışmak, sohbet etmekten kaçınmalı -Yatmadan en az 3 saat öncesinden yemek yeme işlemini bitirmeli, çay, kahve, kola, çikolata gibi ürünler tüketiyorsa bunlara bir süre ara vermeli veya bırakmalı -Yatmadan önce ılık süt içmek, ılık duş almak, bitki çayı içmek(melisa, kediotu, sarısafran) uykuya dalmakta büyük kolaylık sağlar -İçki ve sigara kullanımı sınırlandırılmalı -Yatak odasının sessiz, karanlık, havadar olması çok önemli, yatak çeşidi olarak ortapedik yatak tercih edilmeli, muhakkak yastık kullanılmalı -Gece uykunun bölünmemesi için yatmadan önce tuvalet ihtiyacı giderilmeli, çok fazla sıvı alınmamalı -Uyku apnesi, horlama, astım, Koah, Bronşit gibi solunumsal rahatsızlığı olanlar uykusuzluk için antidepresan kullanacaksa doktorunu bu hastalığı hakkında bilgilendirmeli - Ceptelefonu, gürültülü işleyen saat ve kişiyi uykusundan uyarabilecek uyaranlar mümkünse kapatılmalı; uykunun bölünmemesi için kişi uyaranlardan uzak kalmaya özen göstermelidir.

 

YATAK
Yatak, dinlenmek ya da uyumak için üstüne yatılan genellikle sünger ve türevlerinden imal edilen üründür. Yüzyıllar boyunca, evlerdeki en önemli eşyadan biri sayılmış ve toplumsal düzeyi gösteren değerli bir simge olmuştur. Yatağın sabit bölümünü oluşturan ve üzerine şilte konan bölümünün karyola, sedir ve somya farklı türleri vardır.

YATAK ÇEŞİTLERİ
Yataklar günümüzde yaylı yatak ve yaysız yatak olarak iki çeşite ayrılırlar. Yaylı yataklar adından da anlaşılacağı üzere içerisinde yay sistemi bulunan ve yay sistemi üzerine herhangi bir dolgu malzemesi kullanılarak oluşturulan yataklardır.
Yaysız yataklar ise herhangi bir yay sistemi bulunmayan, tamamen dolgu malzemelerinden oluşan yatak türüdür. Visco Yatak , Latex Yatak, Yün Yatak, Sünger Yatak olarak genel bazda 4 farklı kategoriye ayrılırlar.

YATAK ODASI TAKIMI
Mobilya ile ilgili bu madde bir taslaktır. Madde içeriğini geliştirerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.

 

YATAK ÖLÇÜLERİ

80 x 180 cm
80 x 190 cm
80 x 200 cm
90 x 190 cm
90 x 200 cm
100 x 200 cm
120 x 200 cm
140 x 190 cm
140 x 200 cm
150 x 200 cm
160 x 200 cm
180 x x200 cm
200 x 200 cm

 

HANGİ YATAĞI TERCİH EDELİM?

Yatak seçimi hakkında bilmeniz gerekenler. Yatak seçimi uyku kalitemizi etkiler mi? Rahat yatak iyi yatak mıdır? Hangi yatakta daha iyi uyunur? Yataklarda ne tür yay seçenekleri var? Yataklarda neden yay sistemi kullanılıyor? Konfor ve sağlık açısından hangi yay sistemleri daha avantajlı? Yatağın rahat olduğunu nasıl anlayabiliriz? Yatağı katlayarak denersek dayanıklılığı belli olur mu? Neden farklı yatak tipleri var? Yatakların hangi özellikleri değişiyor? Hangi dolgu malzemesi seçenekleri arasından seçim yapabiliriz? Sertlik yalnızca konforu mu değiştirir? Bel ve omurga sağlığı açısından yatağın sertlik derecesi nasıl olmalı? Ortopedik yatakların özellikleri nedir? Yarı ortopedik-tam ortopedik yatak nedir? Yün yatakların özellikleri nelerdir? Doğal olduğu için daha mı sağlıklı? Yataklarda visco mu lateks yatak mı tercih etmek gerekir? Visco yatakların özellikleri nedir? Lateks yataklar hangi özellikleri taşır? Sorularınızın yanıtları UZMANTV'de!

 

BEBEKLER İÇİN YATAK TERCİH EDERKEN

İkisi de değil! Visco, pamuk veya yün yataklar bebeklerin omurga gelişimi için sakıncalıdır. Bu yatakların hafızası vardır, bebeğin vücudunun şeklini alır, yani yattığı yer çöker. Biz de bebeğimize yatak alırken hiç araştırmadan bebek mağazısındaki kişi neyi öneriyorsa onu almak gibi bir cehalete düşmüş ve visco yatak almıştık. Eşim ve ben doktoruz, çöküyor olması bizi rahatsız etti, biraz araştırma yaptık bu konuda ve kesin bilgilere ulaştık: Amerikan Pediatri Akademisi'nin bebek yatağına dair çok net önerileri var. Bebeğin uyuyacağı yatak; sert sünger olmalı (32-36 numara), bazı çocuk hekimleri bebek yatağının baş tarafının yükseltilmesini öneriyorlar, bu da kesinlikle önerilmiyor, bebek düz bir yatakta yatmalı. Sadece ileri derecede reflusu olan ve reflusu bir hekim tarafından tanı almış bebeklere doktor önerisi ile 30 derece eğimli yatak kullandırılıyor. Bebek yatağında yastık, yorgan, battaniye hiçbirşey olmamalı. Uyuduğu odanın sıcaklığı 21-23 derece olmalı, ya hava şartlarına göre giydirmelisiniz veya uyku tulumu ile yatırmalısınız. Yüzükoyun değil, yan değil, kesinlikle sırt üstü pozisyonda yatmalı. Ayrıca visco, pamuk ve yün yataklarda bebek içine gömülüp kalıyor, başını oynatmaya ve dönmeye başladığında boğulma tehlikesi oluşuyor, bu yataklar bebeğin hareketlerini kısıtlıyor ve istediği gibi hareket edemiyor bebişler. Bu konuda çelişkiye düşen arkadaşlara, Amerikan Pediatri Akademisi'nin uyku konusundaki önerilerini okumalarını öneririm.

 

İDEAL BİR YATAK NASIL OLMALIDIR?

Vücudumuzun dinlenmesi için büyük önem arz eden uykunun kalitesi yatağınızın şekli ve dokusuyla yakından ilgilidir. Peki, ideal bir yatak nasıl olmalıdır? Omurgamız vücudumuzun çatısı konumundadır. Gündüz ofiste, okulda ve işte sürekli yük binen omurgamızın dinlenmesi genel sağlığımız için de çok önemlidir. Ağrıyan bir bel veya sırt yanlış oturma ve yatmadan kaynaklı olarak ortaya çıkar. Bel ağrılarından uzak durmak için öncelikle oturma şeklinize özen göstermeniz gerekmektedir. Sandalyenin bel kısmına konulacak bir destekleyici yastık omurganızın doğal şeklinde kalmasına ve bu sayede ağrılardan kurtulmanıza yardımcı olacaktır. Vücudun dinlenmesi için en gerekli şey uykudur. Uyku esnasında enerji depolanır, metabolizma yavaşlar ve vücut dinlenmeye çekilir. Eğer fiziksel durumunuza uygun bir yatakta yatmıyorsanız elbette bu mümkün olmayacaktır. Yatak seçerken dikkat edilmesi gereken en önemli şey sertlik-yumuşaklık tercihidir. Sert yataklar omurga sağlığı için daha uygundur. Kuş tüyü bir yatakta yatıyormuşsunuz hissi verse de yumuşak yataklar omurganın şeklini korumada etkili değildir. Bu nedenle sabahları yorgun, ağrılı ve tutulmuş bir şekilde uyanma ihtimali yüksektir. En sert yatak en sağlıklısıdır diye düşünmek de yanlıştır. Kendi rahatınıza uygun olarak seçeceğiniz sertlikte bir yatak idealdir. Bu nedenle üzerine yattığınızda omurganızın şeklini alacak şekilde üretilmiş olması gerekir. Unutmayın! Mutlu ve sağlıklı bir güne uyanmanın yolu rahat bir uykudan geçer.

 

EN İYİ YATAK NASIL SEÇİLİR?

Ömrümüzün ortalama 25 yılını uykuda geçirmekteyiz. Günlük konfora veremediğimiz ilgiyi muhakkak uyuduğumuz yatağa vermeliyiz. Günün stresinden arınacak bir uyku arıyor; stres oluşturmayacak bir yatak istiyorsak yatak seçerken çok dikkatli davranmalıyız.
Sadece doğru markadan ürün almakla işimiz bitmiyor. Doğru yatak bizim için hangisi? Bize konfor sağlayıp yeni bir güne ağrısız, stresiz uyanmamızı sağlayacak hangisi gibi soruların cevaplarını iyi verebilmek gerekir. Sizin için en iyi yatak nasıl seçilir sorunu cevaplayacağım; En İyi Yatak Nasıl Seçilir: En iyi yatak seçimi yapmak için kendini tanıyor olmak birinci şarttır. Vücudunuz alışkanlıkları, yaptığınız işi göz önüne almalısınız. Ortopedik yataklar; rahat ve sağlıklı uyku için idealdir. Vücudunuza en iyi desteği sağlayan yataklardan biridir. Bel ve boyun bölgenizi koruma altına alır ve en iyi uyku için gerekeni sağlar. Omurga sistemini de destekleyen bu yatağı, oturarak çalışan, gün boyu ayakta kalan kişiler tercih edebilir. Visko yataklar; Visko yataklar viscoelastic malzemeden üretilir. Bu yataklar ile rahat ve stressiz bir uyku ortamı sağlanır. Visko yatakları her birey tercih edebilir. Burada ayrıcalıklı olarak bu yatağın, rahat bir uykunun ötesinde medikal tedavilerde de kullanılıyor olmasıdır. Bu yatakları üreten firmalar bazı ek özelliklerden de faydalanmanızı sağlar. Bunları markaların yataklarını incelerken görebilirsiniz. giphy Lateks yataklar; Uyku kalitesini arttıran ve bunu birçok kez kabul ettiren lateks yataklar, kauçuk ağacı sütünün işlenmesi ile oluşturulur. Yapısı ve görünümü ile diğer yataklardan farklıdır. Uzun ömürlü olan bu yatak kava akımını sağlayarak yatağın ömrünü uzatır. Vücudun bütün noktalarını destekler. Uyku konusunda ki şikayetlerinizi minimuma indirger. Hayatınızın büyük bir bölümünü geçirdiğiniz yatağı seçmek ve markaya karar vermek için bir kaç öneride bulunacağım. Yıllardır hayatımızda olan, güven veren markaları seçmenizi tavsiye ederim. Ayrıca ürünlerin kapsamını artıran, birkaç özelliği bir yatakta sağlayan markalar öncelik sebebiniz olmalı. Ek olarak seçtiğiniz markanın size garanti veriyor olması da çok önemlidir. Kısacası ürünün arkasında duran, kaliteli ürün üreten ve güvendiğiniz bir markadan yatak alabilirsiniz. En İyi Yatak: Bir kaç örnek marka verecek olursak, İşbir Yatak, Yatsan, ve Bellona yatak markalarının en başında geliyor. Bu markalar ürünlerinde birçok özelliği bir arada barındırarak hayat kalitenizin artmasına destek sağlıyor. İstikbal Ametis Terabi Yatakları: İstikbal ameist yatak: Ametist taşı, stresi azaltıp rahatlık veren özel bir taş olduğu biliniyor. Osmanlı padişahları ve sultanları yüzüklerinde yada kavuklarında bulunurdu. Geçen sene reklamdan gaza gelip aldığım bu yatak biraz pahalı ama gerçekten mükemmel bir yatak. 1,6m-2,0 m boyutunda bu yatağa geçen sene 1600 tl ödeme yapmıştım. Şimdi geriye dönüp baktığımda hayatımda yaptığımda yaptığım en iyi yatırımlarında başında geldiğini söylebilirim. Şöyle ki, bazen misafirliklerde ve tatilde yattığım hiç bir yatakta uykumu alamaz oldum. İnsan bu rahatlığa alışınca başka birşey tercih edemiyor. Şimdi bir daha yatak alıyor olsam 2m-2m boyutundaki en büyüğünü tercih ederim. Gerçi burada çarçaf ve yatak örtüsü bulmak zor, ama çok güzel rahatlığı var. İşbir Yatak Confort Jel: Fermanyatak: Yatak uzmanı olarak bilinen İşbir yatak sadece yatak ve yan ürünlerini üretmesiyle gönül rahatlığıyla diyebiliriz tercih edebilirsiniz. Yatağın alt tabakasına özel bir jel yerleştirilerek uyku esnasında kolaylık sağlandığı söyleniyor. Denemekte fayda var. Özellikle bu yatağı kullananlar deneyimlerini paylaşırsa çok daha etkili olur.
Bellona NoStress Yatak Serisi: Bellona nostress: İstikbal’ın diğer markası Bellona’nın Nostress yatak serisi, yoğun çalışma temposunda çalışan insanlar için diğer yataklara göre daha rahatlık sunduğu iddia ediliyor.  Şöyle bir gerçek var, İstikbal’in 2. kalitesi olarak bilmekteyiz. Yatak gibi hayati ve sağlığımız için değerli olan birşey için kesinlikle İstikbal’i tercih etmelisiniz. Yatsan Premium Yatak: Yatsan yatakları: Bonus olarak son yatak serisini Yatsan markası altında sunduğu yataklar için söylemeliyim. Yatsan, yatak sektörünün Alex’i olarak bilinir. En güzel, en rahat ve bundan dolayı en pahalı yataklar burada bulunuyor. Orta düzey bir yatak almak istediğinizde min 3 000 tl gibi para ödemek zorunda kalabiliyorsunuz. Eğer bütçeniz varsa, muhakkak bu yatakları tercih etmenizi tavsiye ederim. Özel pamuklardan tutunda, özel tekstil kumaşlarından üretilen bu yataklar size mışıl mışıl uykular yaşatabilir. Belki kendiniz için çok pahalı gelebilir, çok değerli varlığınız olan anneniz için Yatsan’ı tercih etmenizi öneririm. Belli bir yaştan sonra yatak kalitesi çok önem arzediyor.

 

YATAK ALIRKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER

Eskiden en sert yatağın en doğru yatak olduğuna inanılırdı. Fakat günümüzde Yataklar, ileri teknoloji ürünü süngerler, çelik teller, poliüretan lateks, viskoelastik malzeme ve diğer dolgu malzemeleri kullanılarak insan vücuduna çok daha uyumlu hale getirilmiştir.
Rahat yatak nasıl olmalı. Yatağı, sadece kenarına oturup değil; en az 3 dakika uzanarak, dönerek, gözlerinizi kapatarak uyku pozisyonunda test ederek alın. Yatağa uzandığınızda elinizi belinizin altına koyun, elinizin rahatlıkla gireceği kadar boşluk kalıyorsa Yatak fazla sert, hiç boşluk kalmayacak şekilde zorlanıyorsa fazla yumuşaktır. Her Yatak kilonuza uygun olmayabilir, kilonuza en uygun yatağı seçmelisiniz. Yatağınızın kalitesi, özellikleri ve kullanılan malzemeler hakkında ayrıntılı bilgi edinin. Maytlar, astım ve egzama hastalıkları ve çocuklar için oldukça zararlıdır. Sünger, lateks ve PU Lateks, viskoelastik malzeme kullanılan kaliteli Yataklar, maytları önlemede etkilidir. Bazanın yatağınızla birlikte bir takım olduğunu unutmayın. Yatağınızın nereye oturtulacağına karar verin ve uygun baza veya karyola seçin. Yatağınızın ölçüsü boyunuzdan 10-15 cm uzun olmalıdır. Seçtiğiniz Yatak kadar, kullanacağınız yastık ve yorganında size en uygun olduğundan emin olun ve yatağı yastık ile birlikte deneyin. Seçtiğiniz yatağın mutlaka garanti belgesini isteyin. Fiyat kaygılarının sağlıklı bir seçim yapmanıza engel olmasına izin vermeyin. Ancak sözünü ettiğimiz bütün bu noktaları değerlendirdiğinizde, ödediğiniz ücretin karşılığını tam olarak alacağınızdan emin olun.İyi bir Yatak. Destek ve ortopedik özelliği. En sert yatağın en iyi olduğu fikri yanlıştır. İyi bir Yatak vücudun doğal eğrilerine saygı duyan Yataktır. Böyle bir Yatak, vücut ağırlığını eşit olarak dağıtır ve omurganın doğal “S” eğimini bozmaz. Araştırmalar bu tür bir desteğin bel ve sırt ağrılarını önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Rahatlık ve ergonomi özelliği. Yatağınızda lateks, viskoelastik malzeme veya sünger gibi dolgu malzemeleri kullanılması rahat etmenizi sağlayan unsurlardır. Yatağınız vücudunuzun baskı noktalarındaki gerilimi azaltmalıdır. Böylece, normalde uyku süresince yavaşlayan kan dolaşımı rahatlar, hızlanır. Daha iyi bir kan dolaşımı, Yatakta daha az dönmeniz ve daha iyi uyumanız anlamına gelir. Dört mevsim kullanım. İyi bir Yatak, yaz-kış ideal sıcaklığını koruyabilmelidir. İdeal ısıdaki bir Yatak, fiziksel sağlığınız için esas olduğu gibi; rahatlatıcı, dinlendirici ve sakinleştiricidir. Bu detayları göz önünde bulundurursak benim en acizane önerim Apollo Outlast olacaktır, hem ürün içerik yapısıyla hemde kumaş yapısıyla kesinlikle kullanılması gereken bir yataktır. 

 


DOĞRU YATAK NASIL SEÇİLİR?

Bel ve boyun ağrıları nedeniyle iyi uyku uyuyamayan insanlar suçu çoğunlukla yastık ve yataklarında ararlar. Bu doğru bir davranış mıdır, ne yapılmalıdır? Cevabı Dr. Vildan Çerçi veriyor. Bel ve boyun ağrıları nedeniyle iyi uyku uyuyamayan insanlar suçu çoğunlukla yastık ve yataklarında ararlar.Aslında sadece yastık ve yatak nedeniyle ağrı oluşması olasılığı oldukça düşüktür. Bu ancak tamamen esnemiş, yer yer çökmüş yatak ve yastıklar söz konusu olduğunda olabilir. 
Ağrılarınızın yatak veya yastıktan kaynaklandığını anlamak için basit birkaç yolu deneyebilirsiniz;
-Yere yorgan ve battaniye sererek bir iki gece orada yatın. Bel ağrılarınız azalıyor veya geçiyorsa, yatakta sorun var demektir. 
-Bir veya iki yüz havlusunu üst üste koyarak rulo yapın ense kökündeki kavisi destekleyecek şekilde yatın.Sabah boyun ağrınız azalıp veya geçiyorsa ortopedik boyun yastığı kullanın.
Ancak bu basit yöntemlere rağmen ağrınız devam ediyorsa, bel yada boyun bölgesinde mekanik bir rahatsızlığınız var demektir.
Bel ve boyun mekanik rahatsızlıkları yani fıtık, kireçlenme, kas tutulmaları hareketle azalan, sabahları belirginleşen ağrı ile bulgu verebilirler. Problemin tespit edilip, tedavi edilmesi gerekir.
Bel ağrınızın yataktan kaynaklanmadığına emin olduğunuzda yapmanız gereken diğer basit yöntem şudur:

"Nasıl bir yatakta ve yastıkta yatmalıyız" sorusunun cevabı halen netlik kazanmamıştır. Sadece nasıl olmaması gerektiğini net bir şekilde söyleyebiliriz: 
-Sert ve yüksek yastık, 2 yastık üst üste olmamalı
-İçinde yer yer yumuşak,yer yer sert alanlar bulunan düzensiz, homojen olmayan yastıklar 
-Çok yumuşak ve ağırlığın geldiği yerler gereğinden fazla çöken yayları gevşemiş yataklar 
-Dokusunda düzensizlik, girinti çıkıntılar bulunan yataklar kesinlikle kullanılmamalıdır.Bunların dışında kişi rahat ettiği yatak ve yastıkta yatabilir.
-Ne kadar sert olursa o kadar iyi ve ortopedik olur yanılgısına kapılmamak gerekir. Ancak böyle bir yatakta daha rahat ediyorsanız kullanabilirsiniz. Ancak 2-3 gün içinde geçmeyen ağrılarınız olursa, yatağa alışmak için kendinizi zorlmanıza gerek yok daha orta sertlikte bir yatak tercih edebilirsiniz.
-Vücudun ısısına göre şekil alan yataklarıda yine aynı şekilde rahat ediyorsanız kullanabilirsiniz. Ancak rahat edemezseniz alışmak için kendinizi zorlamayın diğer seçenekleri deneyin.
-Ortopedik boyun yastığı ile yatmanın daha sağlıklı olduğu söylenebilir. Ancak kişi bu yastıklarla rahat edemiyorsa, kullanmaya zorlamamak gerekir. 
Yastık veya ince bir yüz havlusunu rulo yaparak yatmakta uygundur. 
-Yüzüstü yatmak eğer rahatsızlık oluşturmuyorsa yanlış bir uyuma pozisyonu değildir. Aksine omurlar arasında diskler üzerine binen yükü azaltır ve durumu korur.
Bel fıtığı hastalarının genelde sırt üstü yatması istenir veya yan yatarak dizler karına çekili şekilde yatarlar.Bu pozisyon aslında önce rahatlatıcı gibidir ancak bel fıtığı hastaları için uygun bir pozisyon değildir. Bu hastaların yukarıda belirttiğim bel rulosunu uygulamaları daha iyi sonuç verir. 
Herhangibir problemi olmayan kişilerde eğer yüzüstü yastıksız uyuma alışkanlığı varsa değiştirmesine gerek yoktur.Ancak bacakları iyice karına çekerek,yarı yüzüstü yarı yan yatar pozisyonda uyumak boyun bel diskleri üzerinde gerilim yaratabilir.
Sonuç olarak yatak ve yastık seçerken yukarıdaki olumsuz faktörleri göz önüne alarak kendi tercihinize göre seçim yapabilirsiniz.Herkes için doğru farklı olabilir.

 

YATAK NASIL SEÇİLİR?

8 saatimizi geçirdiğimiz hemde sıkı fıkı olduğumuz en önemli eşyamız aslında. Son zamanlar da türkiyede bir yatak bombardımanı başladı. Hemen hemen her mobilya üreticisi yatakçı oldu. Yatak ve mobilya imalatında hacılar köyü denen bir kayseri ilçesi var. Hemen hemen türkiye de ki tüm mobilyacılar buradan çıkmadır. Şu anda her gün yeni bir kampanya oluyor. Bilmem kaç taksit bilmem kaç indirim ile. Türkiye de gerçek anlamda yatak üreticisi aslında bir elin parmağını zor geçer. Piyasa ya sunulan çoğu ürün bunların taklitleridir. Yani gerçekten imalat ve arge, ürge konusunda yatırımları ve araştırmaları bu firmalar yapar diğerleri onları taklit eder. Ve genel de bir firma ürün çıkardığından bir ay sonra aynı isme yakın başka bir firmanın ürünü raflara girer. Aslında isim benzerliği ve yanıltma dışında hiç bir şekilde bir birine benzemez bu ürünler.Şimdi yatak konusunda ilk dikkat edilecek konu yaylı yataklarda kullanılan yay oranıdır. Yani m3 teki yay adedi önemlidir. malum yatağa yattığınız da size karşı bir basınç uygulayabilmesi için yay gerekir. Dolayısı ile yay oranı 25 olan ile 15 olanı kıyaslamak mantıklı değildir. Ve yaylı yatak üretim maliyetleri memleketimde inanın çok düşmüştür. Size gelene kadar ana üretici-toptancı-bayi güzergahından geçtiğinden her birinde en az %30 eklendiğinden size gelene kadar 3 katına çıkar fiyat. Bu durumda en çok kazananlar üreticilerdir. Son günlerde bana göre de artık yaylı yatak devri kapanmıştır. Zira yataklar 30-60-90 kg bareminde hazırlanırlar. Yani siz 92 kg olsanız eşiniz de 50 civarı size uygun yatak hangisi olacaktır. Kendi kilonuza uygun yatak eşinizi rahatsız edecek, eşinize uygun olanda sizin uyku konforunuzu düşürecektir.  Dolayısı ile yatak seçerken özellikle yaylı yatakta bırakın full ortopedik,soft ortopedik laflarını yatağın kaç kilo limitlerinde olduğunu sorun. Eğer tezgahtar bu sorunuza cevap veremiyorsa (muhtemel veremeyecektir.) tanıtım broşürünü isteyin ve bu sorunuzun cevabını broşürde arayın. Bulamıyorsanız lütfen o mağazadan çıkın arkanıza bile bakmayın.  Yaylı yatakların çift kişilik olanların da yarısının türk bayanlarına, yarısının türk erkeklerine uygun olarak imal edilmesi şu günlerde mümkün olmadığından bence sizde yaylı yataktan vazgeçin. Avrupa yaylı yatak sisteminden vazgeçiyor şimdilerde moda visco yataktır. Ama bakmayın bunda da işin cılkı çıktı yani. Aslında visco denilen hammaddeyi ülkemde iki bilemediniz üç firma üretir diğerleri hep fasondur. yada kötü çin mallarıdır. Bu yatak bence yaylı yatak ile kıyaslanamaz ama malesef fiyatı yaylı yatağa göre biraz fazladır. Rahat bir uyku konforu vardır. Burada da dikkat edeceğiniz ana konu visco oranının ne olduğudur. Yani densitesi nedir. Bu günlerde iyi firmalar 100 ve üzerini yapmaya gayret ederken, market raflarında visco diye 25 lik ürünler satılmaktadır. Vatandaş iyi firmaların fiyatını görünce bu 25 likleri visco diye almaya gayret ederler ama malesef yanılırlar ve gol yerler. Zira birinde m3 de 75 ve üzeri visco varken diğerinde 25 dir yani visco değil aslında süngerdir size sattıkları. Bu arada latex laflarına da kanmayın latex visco değildir. Visco da latex değildir. Latex sünger ile visco arasında ara bir devşirme üründür. Elma ve armut gibidirler yani. Sünger-latex-visco şeklinde sıralayabiliriz kalite farkı belli olsun diye. Visco yataklarda da kilo durumları vardır ancak az önceki örneğimiz de verdiğimiz 50 civarı bayan 92 kg civarı erkek de 90 kg limitli visco yatak yaylı yatağa göre daha iyi bir uyku konforu vermektedir. Bunun dışında visco yatak ta yatağın basıncı yoktur sizin yatağınıza uyguladığınız basınç önemlidir. Yani ne kadar basınç (kg) o kadar itilme. Yaylı yatağa göre tam tersi bir tasarımdır yani. Yatak size değil siz yatağa basınç uygularsınız. Visco yataklar pahalı gibi gözüksede bu günlerde verdikleri 10 yıl ve üzeri garanti ve taksit imkanları nedeni ile yaylı yataklara göre tercih edilebilir hale gelmiştir. Yatağın ana hammaddesi olan sünger kısmını hallettik. Bundan sonra alacaksanız baza konusuna gelelim. Baza yatağınızı üzerine koyduğunuz döşek aslında. Hemen hemen etraflarında ki kumaş aynıdır. Fazla farklılık göstermez. Fark bazanın dışında değil içindedir. Zira ucuz bazalar en düşük kalite ağaçtan imal edilir kumaş ile kaplanırlar. ağaç kumaş ve mekanizmadan ibarettir. Bazanın içini açtığınız da kumaş kaplanmayan kısımlar, daha ucuz olan bir kaplama malzemesi ile kaplanmıştır. Hatta bu malzeme kumaştan bile ucuzdur amaç maliyeti aşağı çekmektir. Bazanın içinin de kumaş ile kaplanıp kaplanmadığını kontrol edin. Kumaşın zımba ile mi yoksa özel bir yapıştırma tekniği ile Dikiş ilemi kaplandığını kontrol edin. En sonda da bazanın mekanizmasını kontrol edin. Zira tezgahtar size bazayı açar içini gösterir ama kapatması zordur. Zira amortisörlü mekanizma yerine tırtıklı mekanizma kullanılmıştır. Bu tip mekanizmaları birde üzerinde yatak varken kapatmak çok daha zordur nerde ise bir kişi yatağın ayak ucundan tutarken diğeri tırtıklarından kurtarması gerekir. BU mekanizmalarda baza ile baza kapağı arasında sıkışma ihtimaliniz bayağı yüksektir. Eğer bazanız ile visco yatak kullanacaksanız yatağın hava alması ve baza içine koyduğunuz bir takım yorgan yastık ve diğer ev tekstili ürünlerinin hava alması için bazanızın üst zemininin latalı olmasını tercih edin. Zira komple kapaklı bazalarda hava alma oranı nispeten az olduğu için hem visco yatağınızın ömrü kısalır hemde istenmeyen kokular yüzünden yatağınızı her gün havalandırmanız gerekir. Şimdi geldik koku falan filan olaylarına. Yatak kumaşları örgü kumaş dokuma tekniği ile yapılır. ve hemen hemen hepsi ilk başta aynıdır. Bazıları kapitone çizgileri ile desen yapmıştır. Bazıları da markalarını koymuşlardır. Bundan sonra iyi markalar da antibakteriyel,su geçirmezlik özelliği gibi bir takım özellikler sonradan kumaşa dahil edilir.Piyasada çinden gelme bir çok yatak kumaşı bulunmaktadır. Dolayısı ile terleme ve diğer etkenler nedeni ile süngere meyleden kokular,terler vs. sizin yatak ömrünüzü kısaltır. Ama iyi ve güvenilir markalar da bu olay çok daha uzun dur zira kumaş ona göre üretilmiştir. En önemlisi hijyendir. Son zamanlar da kokulu yataklar çıkarılmış 3-4 yıl süren yatakta hoşunuza giden ve yatakta hareket ettikçe kokan bir takım yatak kumaşları çıkarılmıştır. Bunlarda ayrı bir yatak konforu vermektedir. Paran varsa al tavsiye ederim. Yaylı yatak kullanıyorsanız yatağınızın her iki tarafını da mutlaka kullanın. Viscoya geçti iseniz belli dönemlerde ters yüz edin. En son lütfen ve lütfen garanti belgenizi teslim alın ve kaşeli olmasına önem gösterin. Zira bayiniz yıllar sonra olmayabilir ama ana firma muhatabınız olacağından ismi duyulmamış firmalar yerine güvenilir firmaları tercih edin.Şimdi anladınız mı uykudan neden yorgun kalktığınızı. Yapılan araştırmalara göre %40 oranın da uyku konforunda memnuniyetsizlik vardır ve bunun büyük bir bölümü yanlış yatak seçiminden kaynaklanmaktadır. Bu arada çocuklarınızı da ihmal etmeyin hatırlarsanız yukarılarda bir yerde 30 kg bareminden bashetmiştik. 30 kg üstü çocuklarınıza dikkat edin. Tabi zamanınız da çocuğunuz için aldığınız yatak 60 kg bareminde değilse. 60 kg bareminde ise ya çocuğunuza çaktırmayın yada ondan özür dileyin bel ağrıları için.
Bu kadar okudunuz bari en fazla süre geçirdiğiniz eşyanıza önem verin.

 

EN UYGUN YATAK NASIL SEÇİLİR?

Yatak odanızın elverdiği ebattaki karyolayı, tercih ettiğiniz sertlikte bir şilte ile tamamlayarak uyku keyfini doruğa taşıyabilirsiniz. İşte rahat yatak seçmek için, size yardımcı olacak kısa bilgiler. Pek çoğumuz ne zaman yeni bir yatak almamız gerektiğini bilemeyiz. İşte bu nedenle de çökmüş ve omurgayı dengelemeyen yatakları kullanmaya devam ederiz. Oysa omurgayı dengelemeyen yataklar uzun vadede ciddi problemlere sebep oldukları için kullanımları son derece risklidir. Yatak almanın inceliklerini bilirseniz, yakınmalardan da sonsuza kadar kurtulabilirsiniz. En kaliteli yatağın bile 10 yılın sonunda ömrünü tamamlayacağını unutmayın. Yaşı dışında, yatağınız salaş görünümlü, gevşek bir hale geldiyse, vücudunuz sabah uyandığınızda yatağın ortasına doğru meyil alıyorsa ve bel şikayetleriniz bitmek bilmiyorsa yeni bir yatak almanın zamanı gelmiş demektir. Yatağın boyutları önemlidir. Yatak almanın altın kuralı, odanızın müsaade ettiği ölçüde mümkün olduğunca büyük bir yatak almaktır. Küçük ebattaki yataklar uyku kalitesini büyük ölçüde düşürür. İdeal yatağın boyu en uzun partnerden en az 10-15 cm uzun, eni ise minimum 130 cm olmalıdır. Doğru şilte nasıl seçilir? Şilte satın alırken sormanız gereken belli başlı sorular vardır: Şiltede giydirme ray sistemi olup olmadığı, varsa kaç tane olduğu, hangi dolgu malzemelerinin kullanıldığı ve şilteyi kaplayan kumaş malzemesinin neden yapıldığı, yatağın sert, orta-sert, yumuşak olup olmadığı gibi. Giydirme ray sistemi eski tip açık ray sistemine kıyasla çok daha konforludur, çünkü giydirme ray sisteminde raylar vücudu sarar. Böylece partneriniz yatakta döndüğünde ya da yer değiştirdiğinde sizi uyandırmaz. Giydirme ray sistemi arttıkça yatağın dengeleyici özelliği de artar. Vücudunuzu en iyi derecede saran ve bel boşluğunuzu en iyi ölçüde doldurabilen bir şilteyi tercih edin. Kaliteli bir yatağın yaylarının etrafında ipek, kaşmir, yün ya da keten gibi dolgu malzemesi bulunur. Dolgu malzemesinin oranı arttıkça şiltenin konforu da artar. Dolgu malzemeleri genellikle kapitone dokuma ile sabitlenir. Yumuşak şiltelerin viskon gibi hassas kumaşla kaplanması gerekir; sert şiltelerse keten gibi daha sık dokulu kılıf gerektirir. Seçtiğiniz şiltenin yumuşak, sert ya da orta sert oluşuyla sırt ya da bel ağrılarınız arasında pek de ilgi yoktur. Nasıl bir şilte seçtiğiniz, daha ziyade sizin vücut yapınıza bağlıdır. Örneğin ince yapılı bir insan sert bir yatak tercih etmek yerine, vücudunu destekleyici bir şilte tercih etmelidir. Benzer biçimde kilolu olan bir insan da yumuşak şiltede yatmaktan kaçınmalıdır. Sırt ağrısı olan insanlar daha sert ya da ortopedik bir şilteye ihtiyaçları olduğunu düşünürler. Halbuki vücut yapınızı en iyi destekleyen şilte, ekstra sert bir şilteden daha konforlu olacaktır. Partnerinizle vücut ağırlıklarınız çok farklıysa, değişik özelliklere sahip iki ayrı şilte alıp, birbirine uyku pedi yardımıyla birleştirebilirsiniz. Ya da her iki tarafı farklı özellikte olan tek bir şilte de alabilirsiniz. Ayrıca şiltenin yeterli sayıda hava deliğinin olmasına da dikkat edin.

Satın almadan önce yatağı deneyin!
* Alacağınız yatak ne kadar kaliteli olursa olsun 10 yıl sonra konforunu kaybedecektir.
* Alacağınız yatağın geniş, dokulu, gözenekli ve sıkı dokunmuş olmasına dikkat edin.* Yatağın sert, yumuşak ya da orta yumuşak oluşu tamamen sizin nasıl rahat ettiğiniz, herhangi bir sağlık probleminizin olup olmaması ile ilgilidir.
* Yatağınızı bazanıza uydurmaya çalışmak yerine bazanızı yatağınıza uyacak şekilde almaya çalışın. Örneğin, sert yataklar için yaylı olmayan bazalar uygundur.
* Satın alma aşamasında, mağazada birkaç dakikalığına ceketinizi ve ayakkabılarınızı çıkararak yatağın üzerine uzanın.

Yatak tipleri: Yaysız, yaylı ve ahşap iskeletli olmak üzere üç tip yatak vardır. Yaysız yataklar sert şilteler için uygundur. Yaylı yatakların yayları yanlarda toplandığından orta sertlikte ve yumuşak şilteler için idealdir. Üçüncü alternatif ahşap iskeletli bir yatak satın almaktır. Antika bir yatak satın alıp bunu yeni bir şilteyle kombine etmeyi düşünüyorsanız, yıpranmamış, iskeletinin bozulmamış olmasına özen gösterin. Eğer yatakta çıtalar varsa, iki çıta arasındaki boşluğun 5 cm’den fazla olmamasına dikkat edin.

Denemeden almayın. Şilte satın alırken çoğu kez insanların çekingen bir biçimde yatağın etrafında dolaştığını, sıkılgan bir şekilde bir kenarına oturup denediklerini, nadiren de uzandıklarını görürsünüz. Yatak alırken çekingen davranmayın. Günün en az dörtte birini bu yatakta geçireceğinizi düşünürseniz, rahat bir şilte almak çok önemlidir. Ayakkabılarınızı ve montunuzu bir kenara koyun, yatağa uzanın. Elinizi bel boşluğunuza koyun. Bu hareketi kolay yapamıyorsanız yatak sizin için fazla yumuşak olabilir. Görünür bir boşluk oluşuyorsa şilte gereğinden fazla sert demektir. Yaklaşık 10 dakika boyunca normalde uyuduğunuz pozisyonda uzanın.
Omurganızın yatay konumda olmasına dikkat edin. Ayrıca rahatça dönebiliyor olmanız da gerekir. Yatak satın alırken çok fazla estetik kaygınız olmasın. Örneğin yatağa entegre okuma sehpaları olabilir ya da dört direkli bir yatak olabilir. Sizin için asıl önemli olan özellik yatağın sağlamlığı ve rahatlığı olmalıdır. Ucuz yatakların, promosyonların aklınızı çelmesine izin vermeyin. Yatağın fiyatı arttıkça, bu iskeleti için kullanılan malzeme kalitesinin ve işçiliğinin de arttığını gösterir. İyi kalitedeki bir yatak genellikle el yapımı bir yataktır.

Aylin Dalyanoğlu, Yatakları: "İyi yatak seçimi önemli"

"Eskiden yatak alırken sadece uygun fiyatlı olmasına bakılırdı. Bugün ise, yoğun iş temposunda uykudaki verimliliğin önemi anlaşılmaya başlayınca yatak seçimi daha fazla önem kazandı. Ortalama 8 saatimizi geçirdiğimiz yatakların, geri kalan 16 saatimizin ne kadar dinamik geçeceğini belirlediği düşünülürse, son 5 yıldır yaylı yataktan ziyade yaysız, ortopedik yataklara yöneliş daha iyi anlaşılıyor.
+ Dualcomfort Physiosystem teknolojisiyle üretilen yataklar vücudun 7 ayrı ağırlık bölgesine farklı ölçülerde destek verebilmektedir, böylece uyurken vücut dengeniz bozulmaz, doğru pozisyonda uyursunuz ve kendinizi dinamik hissedersiniz. Sağlıklı uykunun verdiği enerjiyle gün boyu dinamik kalırsınız.
+ Lateks hammaddesi iskelet ve kas rahatsızlığı olanlarda tedavi edici, rahatsızlığı olmayanlarda bu rahatsızlıkları önleyici etkiye sahiptir.
+ Lateks yataklar 17 cm kalınlığındadır; yeterli kalınlığı sağlayabilmek için lateks, lateksle veya süngerle yapıştırılır. Bu da yatağı ideal ortopedik yapıdan uzaklaştırır. Block System adı verilen üretim şekli sayesinde, 22 cm kalınlığa kadar yapışkan kullanılmadan tek blok lateks üretilebiliyor. Bu da yatağın hava geçirgenliği mükemmel seviyeye ulaştırıyor.
+ İnsan vücudundaki nemin dışarı atılması için yatakların hava geçirgen olmasına özen gösterilmelidir. Geniş hücreli yataklar nefes alır, küflenme yapmaz ve terletmez.”

 

STİL TERCİHİ

Yatağın tarzı konusunda seçenekler sınırsız. Tek yapmanız gereken pratiklik ve şıklığı birleştirmek. Örneğin divan tarzı bir yatağa mı sahip olmak istersiniz, yoksa ayakları olan bir yatağa mı? Ya da sık sık misafir ağırlıyorsanız, belki de kanepeli bir yatak satın almalısınız. Depolama şansı elde edebileceğiniz yataklar da eşyalarınızı toparlamak açısından ideal bir çözüm olabilir. Yatak odanızın yapısı, örneğin kapı genişlikleri konusunda mağazayı bilgilendirin, ama hali hazırda genellikle yataklar parçalar halinde gelir ve montörler tarafından birleştirilir. Size düşense, şiltenizi kullanmadan önce havalandırmak; sonrasında da düzenli aralıklarla çevirmektir. Müge Kaymakoğlu Karacal, Altın Yaylı Yatakları: "Vücudunuza uygun yatağı seçin" İnsan vücudu için ideal yatak, kişinin vücudunun doğal kıvrımlarına uyum sağlamalı ve vücudu her noktadan desteklemelidir. Bu desteği verirken de, kan dolaşımını olumsuz etkileyecek baskı noktalarının oluşmasını engellemelidir.

+ Konfor ve yatağın nasıl hissettirdiği, kişisel bir tercihtir. Biri için rahat olan ürün, başkası için olmayabilir. Bu nedenle yatağı kullanacak kişi, uygun olana karar vermeden önce bir kaç değişik model denemelidir.
+ Yatağın yüzeyinin konforu, o yatakta kullanılan dolgu ve döşeme malzemeleriyle ilişkilidir. Dolgu malzemesi, yay ünitesi ile vücudunuz arasında kalan farklı malzeme tabakalarıdır. Bu malzemelerin hem cinsi, hem de kalınlığı, farklı konfor seviyeleri yaratır.
+ Yaylı yataklar bonel sistemi ve paket yay sisteminden oluşur. Bazalar yavrulu, sandıklı, çekmeceli ve yaylı olabilmektedir.
+ Farklı sertlik dereceleri olan yataklardaki yay sistemi, özel dolgu malzemeleriyle vücuda destek ve rahatlık verir.
+ Paket yay sistemli yataklar yatış pozisyonundaki ağırlık dağılımına destek verebilecek özelliğe sahip 5 değişik bölgeli yay sistemine sahiptir. Her yay ayrı torbalar içerisinde bağımsız hareket eder ve vücudun ağırlığına göre destek sağlar. Bu sistemle partneriniz rahatsız olmadan yatakta hareket kolaylığı sağlanır.
+ Kapitone malzemeleri ve kumaşlar anti-bakteriyeldir.”

 

SAĞLIKLI YATAK SEÇİMİ

Sağlıklı Yatak Nasıl Seçilir? Günümüzün büyük bir kısmını yatakta geçiriyoruz. Bu yüzden yatağımızın konforu çok önemli. İyi bir şiltenin vücudumuzu tüm noktalardan hafifçe desteklemesi ve omurgamızı dik bir pozisyonda sabit tutması gerekiyor. Yatak seçiminde yüksek fiyat her zaman iyi bir yatağın göstergesi olmayabiliyor. Yatağın kalitesini ve sizin isteklerinize uygun olup olmadığını anlamak için birçok yöntem var. Evim dergisi bu ayki sayısında yatak seçerken dikkat etmeniz gerekenlere yer verdi. Yatak seçiminde öncelikle, divan mı yoksa yatak kasası mı almak istediğinize karar vermeniz gerekiyor. Divan tarzı yataklar genellikle şiltesiyle ve iç çekmecesiyle birlikte satılıyor. Yatak kasaları, normal veya yaylı çıtalarla ya da kanepelerdeki gibi yaylı tabanıyla satışa sunuluyor. Birçok çıtalı kasa, yaylar, çıtalar arasındaki boşluklardan dolayı deforme olabileceği için, yaylı şiltelere uygun olmuyor. Yatak kasaları farklı çeşitlerinden dolayı daha popüler olsa da kanepeler, karyola başlıkları ve deri, süet ve döşemelik kumaşın farklı kullanımlarıyla da tercih ediliyor. Şilte alırken dikkat edilmesi gereken noktalar var. Açık halkalı ya da açık yaylı şilteler daha uygun fiyatla satılıyor. Boşluklu yaylar ise daha yüksek fiyatlı olmasına rağmen daha konforlu oluyor. Her ikisinde de yay ile dış yüzey arasında yün, pamuk gibi dolgu malzemesi bulunuyor. Köpük ve lateks şilteler, toz tutmadığı için, toza karşı alerjisi olanların tercih edebileceği dolgu maddeleri. "Memory" köpükleri vücudunuzun hatlarına göre şekil alıyor ve vücudunuzu destekliyor, fakat daha pahalı. Şilteler yumuşak, normal veya sabit desteklerle kullanılabiliyor. Hangisi tercih edeceğiniz ağırlığınıza bağlı olarak değişiyor. Almadan önce beğendiğiniz yatağı denemekte fayda var. Tecrübeli bir satıcıya ihtiyaçlarınızı aktardıktan sonra üç taneden fazla olmamak kaydıyla ve her birinde en az beş dakika uzanarak yatakları denemelisiniz. Çiftler, her zaman yatakları birlikte denemeli. Sırtüstü yatarak, elinizi arkanıza hafif bir şekilde koyun ve kafanızı çevirmeye çalışın. Eğer çok rahat oynatabiliyorsanız, yatak çok sert demektir. Eğer kafanızı oynatmakta çok zorlanıyorsanız, o zaman da yatak fazla yumuşak demektir. Ama kafanızı hafif bir zorlamayla oynatabiliyorsanız, yatak tam size göre demektir. Unutmayalım: Kaliteli köpük, ipek, yün ve kaz tüyü gibi şilte dolgu maddeleri, ucuz köpük ve yünden daha uzun süre dayanır. En sağlam kasalar, dayanıklı ahşapla yapıştırılmış ve vidalanmış doğramalardan yapılır. Dolguları iç yaylara bağlı olan şilteler, şekillerini daha uzun süre korur. Şiltenin içinde daha çok yay olması, daha çok destek sağlaması demektir. Yay yoğunluğu metrekareye göre hesaplanır. Esnek çıtalı bir kasa seçin. Çıtalar arasında beş santimetreden daha fazla boşluk olmaması, azami şilte desteğini sağlar. Boşluklu yaylı şilteler, yaylar rahat hareket ettiği için, en iyi desteği ve konforu sağlar. Fakat birçoğu çıtalı yüzeyler için uygun değildir.

 

YATAK NASIL ALINIR? SAĞLIKLI ORTOPEDİK YATAK SEÇİMİ

Yatak Seçimi Bel ağrılarınızın en büyük sebebi hiç şüphesiz gününüz yaklaşık üçte birini geçirdiğiniz yatağınızdır.Sadece bel ağrılarının değil bel ağrılarına bağlı hastalık ve rahatsızlıklarında ana kaynağı yataktır. Bel ağrılarından kurtulmak için ve sırt ağrılarından kaynaklanan hastalıklardan kurtulmak için en ideal ve sağlıklı olan yataklar ortopedik yataklardır.Kısacası sağlıklı bir uykunun yolu ortopedik yataklardan geçiyor.Peki sağlıklı bir uyku çekebileceğiniz bu ortopedik yatağı nasıl seçeceğinizi biliyormusunuz? Ortopedik Yatak Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler: Eski bir yatakta yatmak herkesin uyku kalitesini olumsuz etkiler. Bu nedenle ortası çukurlaşmış, engebeli, yayları bozulmuş yatakları yenilemek gerekir. Eskimiş ve formu bozulmuş yatakta uyuyan kişilerin sabah uyandıklarında sıkça karşılaştıkları sorun; bel ve sırt ağrıları, halsizlik ve yorgunluktur. Bu ağrılar, bir süre sonra ciddi sağlık problemlerine de yol açar. Bu durumda, yatak en kısa zamanda değiştirilmelidir. Yatağın sertliği, yumuşaklığı ve rahatlığı hakkında yatağın üzerine uzanarak karar verin. Omuz ve kalçanızın rahat olup olmadığını kontrol edin. Yatağın içinde kullanılan malzemeleri, dışındaki kumaşın kalitesini ve kullanılan yay sistemini kontrol edin. Yay konstrüksiyonunun üzerinde, üst dolgu malzemelerinin yaylarla temasını önleyecek koruyucu sert bir malzeme olmalıdır. Bu malzemenin üzerinde ise dolgu katmanları bulunmalıdır.

 


VİSCO NEDİR? VISCO YATAK NASIL SEÇİLİR?

Visco, dokunduğumuzda ya da yattığımızda vücudumuzun şeklini alan akıllı süngerin ismidir. Hafızalı ya da akıllı sünger adıyla da bilnen (Memory foam) 1960′lı yıllarda Amerikan Uzay Araştırma Dairesi (NASA) tarafından astronotların seyahatleri sırasında omurgaya binen yükü ve basıncı azaltmak için geliştirilmiş bir teknolojidir. Sonraki yıllarda, kullanımının rahatlığı ve işlevselliği nedeni ile endüstri ortamına sunulmuştur. Visco Elastic malzeme vücudunuzun ağırlığı ve sıcaklığı ile beraber yatağa yaptığınız basınç sonrasında yumuşar ve vücudunuzun şeklini alır. Ayrıca; visco yataklar açık hücreli bir yapıya sahip olduğu için, hijyen açısından sıradan yataklara oranla bakterilere karşı son derece dayanıklı olup, mikropların neden olduğu küf, akar, ve kokuları barındırmaz. Visco yataklar Soft sünger ve özel visco süngerden oluşur. Tamamı Visco olan yatak yoktur, çünkü tamamen visco malzemenin üzerinde uyumak imkansızdır. Visco yapısı gereği altında bulunan malzemenin şeklini alır, tamamen visco bir yatak olsaydı gömülür ve hareket edemezdiniz. Visco’ yu en iyi şekilde kullanılabileceğiniz malzeme, süngerdir. Soft sünger olarak da bilinen özel yatak süngeri ve visco malzeme bir arada kullanılarak Visco yataklar üretilir. Visco en üst katmanda bulunan, vücudunuzun şeklini alan kısmı oluşturur ve genelde tek taraflı kullanılır. Visco Yatakların Özellikleri: Tamamen ortopedik ve yaysızdır. Isıya ve ağırlığa duyarlı olup vücut şeklini alır. Açık hücreli yapısı sayesinde Anti alerjiktir, bakteri barındırmaz ve hijyeniktir.
Ortam sıcaklığına duyarlıdır. Vücudun ağırlığını destekleyerek sinir sistemi, omurga ve eklem rahatsızlıklarını önler. Uyku esnasında basıncı minimuma indirir ve kan dolaşımını rahatlatır, daha sağlıklı ve konforlu uyumanızı sağlar.

 

BEL FITIĞI VE BEL AĞRISI İÇİN SERT YATAK MI?
 
Bütün bedenimizi ayakta tutan omurgamız, başımızı taşıyan boynumuz, bütün bu kemik yapımız zaman içerisinde yaşam koşullarımız ve bedensel travmalar nedeni ile yıpranıp rahatsızlanır, sinirleri zayıflar. Genelde son derece yaygın olan, Bel ve boyun fıtığı gibi rahatsızlıklar hayatı zorlaştırırken, uyku da da rahat bırakmaz. Bütün bu sorunları medikal anlamda çözmenin ve uzmanlardan destek almanın yanında, yatağınızı da doğru seçerek daha kaliteli bir yaşama adım atabilirsiniz. Halk arasında genel olarak bu tür rahatsızlık ya da şikayetlerde, sert, tam ortopedik, taş gibi yatak ifadeleri ile yatak araması yapılırken, bunun en doğru yatak olduğu da savunulur. Bu kanıdan kurtulmak için kirli bilgilerden uzak durmalı ve vücudumuzun gerçek ihtiyacı olan yatağı satın almalıyız!
Unutmayın, sert yatak en iyisidir kavramı artık oldukça klişeleşti. Bel ağrınız ya da boyun ağrınız var ise, vücudunuzun basıncını azaltan, olması gereken eğrisini koruyan, boşlukta kalan belinizi dolduran yani gerçek anlamda kişiye özel ortopedik bir yatak seçmelisiniz. Yatak sert olmamalı aksine vücudunuza uyum sağlayacak esneklikte ve yapıda olmalı, onun kıvrımlarına ayak uydurabilmelidir. Budurumda da gelişen uyku teknolojileri sayesinde, pek çok güzel malzemenin birleştirildiği, kilo ve yapınıza göre ortopediklik sağlayan yatakları seçebilirsiniz. Visco, Lateks ya da paket yaylı özellik olarak vücut basıncını azaltan ve size uyum sağlayan malzemeli yatakları seçebilirsiniz. Ferman uyku uzmanları size destek vermekten mutluluk duyar.
Omurgayı kusursuz destekler. Yataktan kaynaklı ağrı şikayetlerini azaltır.

 

UCUZ YATAK ALMAK MI?

Çok ucuz ya da çok pahalı olmadan, bütçenizi zorlamadan ama uykunuzdan da olmadan bir yatak alabilir, vücut sağlığınızı da ruh sağlığınızı da koruyabilirsiniz. En ucuz yatak, güven vermeyen ve duruşu olmayan firmaların sırf satış yapmak için ve sürümden kazanmak için izledikleri bir pazarlama politikasıdır. Bu firmalar ürünlerin içeriğini belirtmeden, abartılı kelimelerle yatağı poh pohlayarak size satmak isterler, çoğu da yatağı kapalı kılıflarda gönderdiğinden içerisinde ne olduğunu bilemez ve çok ucuza çok iyi bir yatak aldığınızı düşünürsünüz. Yatak pahalı olmamalı evet ama, belirsiz ve asılsız firmalardan da alınmamalı. Güvenilir online satış siteleri, doğru markaları ve ürünleri direkt olarak size ulaştırarak, doğru yatağı en doğru fiyata almanızı sağlar. Bu anlamda, ürün içerisinde ne olduğunu belirten, ulaşmak istediğinizde firmayı bulabileceğiniz, kurumsal ve işini iyi yapan markaları tercih ederek, uygun fiyatlı yataklar alabilirsiniz. içerisinde bulunan tüm ürünlerin, reçetisini yayınlayan, çağrı merkezi ve canlı yardım hizmeti ile bilgi veren, fabrikadan son kullanıcıya ulaşarak minimum fiyata maksimum kaliteyi sunan bir markadır. Ürettiği kalitede yatakları daha ucuza bulmanız imkansızdır! Doğru malzemelerin doğru oranlarda kullanılması ile, sağlıklı, yıllarca kullanabileceğiniz konforlu yataklar üretir. Çok ucuz ya da çok pahalı değil, ideal fiyatlı bir markadır. Ne bütçenizi yormak ne de arzu ettiğiniz rahatlıktan uzaklaşmak zorunda değilsiniz. Unutmayın en güzel yatak, vücudunuza en uygun olan yataktır. En pahalı yatak en iyisidir kavramı tamamen yanlıştır. Doğru malzemelerin kullanıldığı sizen en uygun yatak en iyi yataktır.

 

İNTERNETTEN YATAK SİPARİŞİ

1. Çok daha uygun fiyata çok kaliteli yatakları direk üreticisinden alabilirsiniz.
2. Yatağın bütün özelliklerini, içerisinde bulunan mazlemeleri, üretim sertifikalarını görebilir, kullanıcı yorumlarından faydalanabilirsiniz.
3. Bulunduğunuz yerden ayrılmadan, evinizden, ofisinizden hatta arabanızdan yatağınızı seçebilir ve aynı zaman diliminde birbirinden farklı markaları ve yatakları ziyaret edebilirsiniz.
4. Zaman kaybetmeden, online destek alarak sizin için doğru yatağı öğrenebilirsiniz.
5. Maksimum 2 gün içerisinde sadece 1 tıkla yatağınızı kapınızda görebilirsiniz.
6. Benzer ürünlere göre %70 e varan daha uygun fiyatlarla yatak sahibi olabilirsiniz.
7. Dışarda pek çok mağaza bulunmayan, farklı özellikli ve malzemeli yatakları internet satışından alabilirsiniz.
8. 7 gün 24 saat ulaşabileceğiniz müşteri hattı ile web sitelerinin chat servisinden ya da çağrı merkezinden bilgi alabilir ve tavsiyelerden yararlanabilirsiniz.
9. Dilediğiniz kredi kartını, biz bu kartla çalışmıyoruz cümlesi duymadan kullanabilir, kapıda ödeme ya da havale ile yatak satın alabilirsiniz.
10. Mağaza küçük, teşhir alanımız kısıtlı yataklarımızdan sadece bu kadarı burada gibi cümleler ile karşılaşmadan bütün özellikleri ve mağazaların tüm serilerini görebilir hatta videolarını izleyebilirsiniz.

İnternetten yatak kesinlikle alınır. Siz alınmaz diyenlere kanmayın, daha fazla para harcamayın, kaliteyi ucuza alın!

 

YATAĞI PAYLAŞMAK

Güle Güle Uykusuzluk ve Merhaba Uyku  kitaplarının yazarı, Ünlü  Psikiyatr Samuel Dunkell uyku pozisyonlarını analiz ederek, insanlar ve ilişkileri hakkında hiç bilinmeyen veriler  ortaya çıkarıyor. Seneler geçtikçe uyuma biçimlerimiz değişir, evrimleşir. Ama duygusal karmaşamızı da her zaman yansıtacaklardır. Eşiniz ve siz nasıl uyuyorsunuz?  Yüz yüze: Kaşık pozisyonundan daha az yaygın(ve gece boyunca sürdürülmesi güç bir pozisyon) olan bu biçim, ateşli bir gecenin başlangıcını işaret eder. Bazı çiftler özel eğlenceler yaşadıkları senelerin ardından yine bu duruşa dönebiliyor. Kaşık pozisyonu: Çok yakın, çok güvenli bu resim evliliklerin/ilişkilerin ilk 3-5 senesinde karşılaşılan en genel pozisyondur. "Genelde erkek kapsayıcı ve faaldir" diyor Dr. Dunkell. "Kadın arkadan sarılma pozisyonunu benimsiyorsa, bu daha özveri gösteren taraf olduğuna veya daha fazla duygusal destek ihtiyacı içinde olduğuna işarettir." Fakat uzun süreli bir evliliğinizin olması bu yakınlığı kaybetmeniz gerektiği anlamını taşımaz.Krallık: Bu pozisyonda çiftlerden biri, genellikle erkek, güçlü bir ego gösterisi, yetkili bir pozisyon alır. Kadın ise kafasını erkeğin omzuna koyar. "Dünyaya erkekle aynı perspektifte baktığından, yakınlık ve korunma hislerini kendinde daha güçlenmiş bulacaktır" diyor Dr. Dunkell. Çiftler ilişkilerinin/evliliklerinin ilk evrelerinde, teslimiyet ve taahhüt içeren bu pozisyona rağbet ederler. "Burada yüksek seviyede güven vardır" Kanatlarının altında: Bu bir öncekinden daha samimi bir pozisyondur. Çünkü erkek sadece omzuyla destek olmanın ötesinde kadını tek koluyla kavrar ve tutar. Bu pozisyon kadını cömert ve aşk dolu bir hediyenin alıcısı durumuna sokar, özellikle de kriz zamanları ve özel ihtiyaçların doğduğu anlarda. "Sizi tamamen kanatlarının altına alır" diyor Dr Glass, "Bu çok besleyici bir pozisyondur. Garip: Siz veya eşiniz gerçekten garip pozisyonlarda mı uyuyorsunuz? Yarı dışarıda (sanki ondan kurtulmak ister gibi) veya ters yatmak gibi. Dikkat edin! Evlilik ve beraberlikten farkında olmadan kaçma eğiliminde olabilirsiniz. Rahat ama birlikte: Aşk taze olduğunda çiftler, çoğunlukla sevdikleri ve rahat ettikleri uyuma pozisyonundan feragat edip, yatakta daha yakın ve bütün olmayı sağlayan şekillere girerler. Evliliğin üstünden 5 seneye yakın bir zaman geçtikten sonra çiftlerde artan güven duygusu, yataktaki mesafenin ve konforun biraz daha artmasına müsaade edebilir. Eşler kaşık pozisyonuna benzer fakat arada belirli bir mesafe olacak şekilde yatarlar. Duygusal akım, karşı tarafa değen el, diz veya ayakla sağlanır. "Bu hem rahatlığın, hem de yakınlığın dengelenmiş biçimi olabilir. Sahiplenme: Bazı çiftler fiziksel temas kurmaktan pek hoşlanmayabilir. Temas eden el veya üstünüze düşen bacak muhtemelen kazara oradadır. Her ne kadar bu ilgisiz duruş, karşı tarafla zıt duygu ve düşünceler içinde olduğunuz veya kasıtlı olarak (bir dargınlıktan ötürü) direttiğiniz anlamını taşıyabilecek olsa da çok yakın bir arkadaşlık, dostluktan da bahsedebilir. Kalça teması: Evlilikte zaman geçtikçe, uykunuzu kişiselleştirme eğilimi de artar. "Çiftin yakınlıkları çoğalıp, keşfedebilecekleri azaldıkça bireysellik ön plana çıkmaya başlar" diyor D. Dunkell. Bazı çiftler için bu daha büyük bir yatak almak, daha geniş alan sağlamak anlamına gelebilir. Sadece kalçaların temas etmesi daha geniş bir alan sağlamakla kalmaz, duygu aktarımını da temas yoluyla sağlar. Biraz alan: Uzmanlara göre, evlilikte doğru veya yanlış diye tanımlanabilecek bir uyku pozisyonu yoktur. "Her ne kadar bu şekilde bir sapma ortada problemlerin olduğu yönünde bir ipucu olsa da çoğu evlilik partnerlerin birbirlerinin hassasiyetleriyle uğraştıklarına işaret ediyor" diyor Campbell. Daha farklı ifade edersek, endişe veya karşılık vermek yerine, bu çekilişin ardında hangi sebeplerin yattığını bulmak en doğru hareket olacaktır. Öfke? Keder? Kaygı? Eğer zor bir dönem geçirdiğini biliyorsanız, ona biraz alan verin. Kaçan kovalanır: Uyuma pozisyonları, bir evlilikteki gerginlik ve anlaşmazlıkları anlatabilir. Mesela bir anlaşmazlık neticesinde kocanız aniden arkasını dönüp yatağın diğer ucuna kayabilir. Eğer siz de uykudayken onun peşinden gider ve ona sarılırsanız buna usulsüz kaşıklama denir. Yine de bazen mesajı veren taraf, tam olarak neyi istediğini anlatmakta başarılı olmayabilir. Sizi cezbeden uyku stillerinize, Kendi vücut dilinizi okurken partnerinizi da okuyun ama hemen bir netice beklemeyin, uyku pozisyonları konuşmayı başlatmak gibidir.

 

EN İYİ YATAK
İnsan ömrünün ortalama 25 senesinin yatakta geçtiği bilgisinden yola çıkarak, arabanıza ve koltuk takımınıza verdiğiniz önemi yatağınıza da vermenizi tavsiye ediyoruz. Zira binlerce lira verdiğiniz vitrininiz bardaklarınızı taşıyor, yatağınız ise sizin bütün yükünüzü çeken bedeninizi. Unutmayın! En iyi yatak, vücudunuza en uygun olan yataktır. Çok pahalı ya da çok ucuz olmasına değil, size hitap edip etmediğine önem verin. Özellikle Visco yataklarda, Sırf almış olmak için yatak almayın ve vücudunuza uygun olmayan yataklarda, fiyatı daha uygun diye yanlış tercih yapmayın. Kilonuza ve yatak ölçünüze göre size en uygun dansiteyi öğrenerek seçim yaparsanız, hem rahat uyursunuz hem de yatağınızı uzun süreler kullanırsınız. En iyi yatak vücudunuzun olması gereken eğrisini koruyan, klasik s harfi bunu en güzel anlatan şeydir herhalde,  işte bu doğruluğu yatarken de sağlayan yataktır. Ana malzemesi Visco, Lateks ya da organik hammaddeler olabilir. Bu da terleme durumunuza, uyku alışkanlıklarınıza göre seçilebilir. En iyi yatak, tam ortopedik sıfatı altında satılan sert yataklar değildir, en iyi yatak gömülürcesine içinde saklandığınız yumuşak yataklar da değildir. Unutmayın her şeyin fazlası zarar! Vücut boşluklarınızı doldurması ve basıncı yatağa yayacak konforda olması yeterli. Sizin için en iyi yatağı seçebilcek uyku uzmanlarımız ile, size bir telefon ya da bir tık uzaktayız. www.Ferman.com dan, online canlı sohbet butonundan bizimle konuşabilir, çağrı merkezimizden bize dilediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. En iyi yatak, bizim yataklarımızdan biri ve size en uygun olanıdır.


SOFT YATAK
Lateks konforu ve soft sünger birleşti, ortopedik yatakta farklı bir kombin oldu. Bu yatakta bulunan özel hava kanalları doğal klima görevi görmektedir. Doğal Lateks katmanın bağımsız hareketi sayesinde yan yana yatan iki kişi birbirlerinin hareketlerinden rahatsız olmadan uyuyabilirler.  Lateksin ve kuştüyü sünger ve soft sünger ile muhteşem bileşiminden oluşan bir seridir. Altında kullanılan kuştüyü katman sayesinde lateks konforu desteklenerek uygun uyku ortamı sağlanır. Lateksi tek başına kullanmak istemeyenler için özel olarak üretilen bu serimiz rahatlığı ön plana çıkarmaktadır. Ferman Yatak Fabrikası’nın özel üretimlerinden bir tanesi olan Latekspo serisi, son derece rahat kullanımıyla pek çok kullanıcının beğenisini kazanmıştır. Özellikle sırt ve bel ağrıları için tercih edilen seri terletmeye yapısı sayesinde sıcak bölgelerde yaşayan ya da terleme sorunu olanlar tarafından oldukça fazla tercih edilmektedir. Özellikle sıcak hava koşullarında Lateksin üst katmanda olması bu yatağa ayrı bir özellik sağlamaktadır. Çünkü Hava kanallarının olması terlemeyi önlediği gibi sizin sıcak havalarda da daha huzurlu yatmanızı sağlamaktadır. Sizi rahatsız etmeden vücut boşluklarını dolduran Lateks katman terleme sıkıntısı olan kişiler için de ideal bir seçim olacaktır. Ferman Yatak Fabrikası olarak her kişiye uygun serileri rahatlıkla bulabilir tercihleriniz ve isteklerinizi sağlıklı yataklardan yana kullanabilirsiniz. 

 

MEVSİMLİK YATAKLAR

Hava bir öyle bir böyle değişiyorsa, sizin yatağınızın da çift tarafı var. Yazın bir yüzünü, kışın diğer yüzünü kullanabilir, konforunuza göre tarafınızı seçebilirsiniz. Bir tarafı %100 Doğal Lateks, diğer tarafı hafızalı sünger Visco. Çift taraflı kullanılabilir yapısıyla yazlık ve kışlık olarak farklı yüzeylerini tercih edebilirsiniz, bir tarafında visco konforunu ve vücut basıncına göre şekil alma rahatlığını yaşarken diğer tarafında da açık hücreli hava kanallarına sahip lateks yüzeyin ferahlığını yaşayabilirsiniz. Uzun ömürlü olması dışında, yıllar geçse de ilk günkü konfor ve rahatlığını kaybetmeyen Viscolat Mevsimlik Yatak, her kilodaki kişinin rahatlıkla tercih edebileceği ve rahat edeceği bir yataktır. Dış kılıfının % 100 pamuk örme kumaş olması ve 3 tarafının fermuarlı özelliği ile kolaylıkla takıp çıkarta bilmenizde kullanıcı için ayrı bir ayrıcalık katmaktadır. Uzun yıllardan beri yatağın önemi bizim için hep ön palanda tutulmaktaydı. Gün içerisindeki yorgunluğumuzu yatağımızda giderdiğimiz gibi bedenimizin ihtiyacı olan huzuru da aynı yerde bulması bizi oldukça rahatlatmaktadır. Visconun ve Lateksin bir arada vermiş olduğu konfor ve rahatlık viscolat serisinin özelliğini ön palana çıkarmaktadır. Yazın yoğun ve bunaltıcı sıcaklarda lateks katmanı kullanmak bize rahatlık sunduğu gibi kışın getirmiş olduğu soğuk ortamlarda ise visconun bedenimizi saran yapısıyla bize rahat ve huzurlu sıcacık uyku ortamı hazırlaması ayrı bir haz katmaktadır. Ferman olarak sizin içinde özel tasarlanmış birçok serileri bizimle birlikte keşfede bilirsiniz. Uyku esnasında yorgunluğu atabilmek ve gerçekten dinlenmek için, sağlıklı bir uyku için yatak kadar kullandığınız yastıkta çok önemlidir. Yastığınızın, başınızın basıncını azaltması, boynu desteklemesi ve yatış pozisyonunuza göre size uyum sağlayabilmesi gerekmektedir. Visco hafızalı sünger, özel içeriği ve yapısı sayesinde vücudunuzun anatomik yapısına uyum sağlayabilir. Yattığınız andan itibaren kafa basıncını yastığa dağıtarak, boyna binen yükü azaltır. Bu özellikleri sayesinde; Boyun ağrılarını hafifletir ve omurganızı destekler. Başınızın şekline göre kendini ayarlar ve basınç noktalarının hafifletilmesine yardımcı olur. Yapısı gereği hijyeniktir  ve antialerjiktir. Fiziksel aktiviteler, çalışmak ve çok ayakta kalmak yorgunluğa sebep olur. Hatta bir sandalye ve masada bütün bir günü çalışarak geçirmek vücudun kapasitesi üzerinde yük taşıması demektir. Doğru yatak ve yastık vücudun en büyük ihtiyacıdır. Yatış pozisyonumuzu en iyi şekilde sağlayacak bir yastık, yukarıda sıralanan sorunların çözümüne yardımcıdır. Başınız öne eğilmiş biçimde bu şekilde oturmak boyun kaslarınıza son derce fazla yük bindirir. Uyurken kullandığınız yastıklar ne çok yumuşak, ne çok sert ne de fazla yıpranmış olmamalıdır. Eğer kullandığınız yastık omurganızın doğal şeklini almasını sağlamıyorsa, tutulmuş bir boyunla uyanmanız kaçınılmalıdır. Oysa Visco boyun destekli yastıklar başınızı doğru şekilde destekleyecek şekilde dizayn edilir. Hele boyun ağrılarından şikâyetçiyseniz mutlaka iyi kalitede bir yastık ve boyun destekli bir visco yastık kullanmalısınız ki boyun ağrısından şikâyet edenlere fizyoterapistler de bu yastıkları önermektedir. Ferman tarafından üretilen visco ortopedik boyun destekli yastıklar hem rahat uyumanızı sağlayacak hem de size ortopedik konforun rahatlığını hissettirecektir.


YATAK PEDİ VEYA ŞİLTELERİN KULLANIMI

Son dönemde, gelişen uyku ürünleri teknolojileri sayesinde pek çok ülkede  yaygın olarak kullanılan yatak ped’i diğer bir ismi ile şilte, yataktan bağımsız yapısı sayesinde herhangi bir yatağı daha konforlu, daha serin ya da daha yumuşak yapmak için kullanılabilir. Vücudunuza uyum göstererek dilediğiniz konforu, kullanılan hammaddeye bağlı olarak farklı çeşitlerde sunar. Visco, Lateks, Pamuk ya da yün özelliğine göre seçeğiniz Ferman Yatak pedleri, vücudunuzun ihtiyaç duyduğu desteğin sağlanmasını kolaylaştırırken uyku esnasında sağa sola dönüşlerinizin azaltır ve uyku kalitenizi arttırır. Yatağın ömrünü uzatmak için kullanabileceğiniz pedler, ayrıca eskisi kadar konfor sağlamayan var olan yatağınızın  performansını arttırmak için de mükemmel bir çözüm sunar. Yatak pedleri, taşınabilir olması sebebi ile yatak dışında kanepe, yer ya da kamp alanlarında kullanılabilir, seyahatlerinizde yatağınızın konforunu da yanınızda taşıyabilirsiniz. Çoğunlukla alerjen olmayan, hatta nanoneknoloji sayesinde bakterilere karşı bile direnç gösteren, sağlıklı dolgu malzemelerinden üretilen yatak pedleri hijyenik ve sağlıklıdır. Her boyutta yataklar ve karyolalar için uyku pedileri bulmanız mümkün. Ferman yatak fabrikası olarak ürettiğimiz pedlerimiz kişisel ihtiyaçlara görede tercih edilmektedir. Vücut boşluklarını sararak, dolduran yapısı ile Visco ya da Lateks. Daha serin ve kuru bir uyku için Organik Pamuk ve Organik Yün Pedlerimizden birini hatta bir kaçını arzunuza göre seçebilirsiniz. Bazen bir divan üzerinde, bazen misafirimiz için seçmiş olduğumuz yatakta, pedlerimiz hayatımızı da bir anlamda kolaylaştırmaktadır. Hem ergonomik fiyatlarda olması, bize ve sevdiklerimize kullanım kolaylığı sağlaması bizi her şekilde rahatlatmaktadır. Ferman olarak kişinin tercihlerine göre ürettiğimiz pedlerimiz hem sağlıklı hemde rahat ve konforlu kullanımıyla sizlerle buluşmaktadır.

 

ÇİFT TARAFLI YATAKLAR

Yeni doğan bir bebeğin omurga gelişimini en sağlıklı şekilde tamamlayabilmesi için, sert ve çok çukur oluşturmayan, omurgayı tam destekleyen bir yatakta yatırılması gerekir. 

 

VISCO YATAKLAR ÇOCUKLAR İÇİN UYGUN MU?

Yeni doğan yani 0-2 yaş bebeklerde, çok da sert olmayan ama yoğunluğu artırılmış sünger ya da Hindistan ceviz lifi, pamuk, lateks gibi malzemeler kullanılması önerilir. Yürümeye başlayıp hareketlenen bebek için ise yani 3 yaşından sonra daha yumuşak bir yatak seçilebilir. 3-6 yaş döneminde, kilosu artan çocuğa, vücuda basınç uygulamayacak sertliğe sahip, uykusunu rahat geçirtecek bir yumuşaklık hissi veren bir yatak uygun olacaktır. Yüksek oranda Visco katman içeren yataklar 3 yaşına kadar tercih edilmemelidir. Bu seçimin yerine ortopedik ve doğal lateks yatak, ya da organik yataklar tercihler arasında olmalıdır. Bu yataklar, yaylı yatak ile sünger yatak karışımı, arada gibi bir üründür. Özellikle çocuklarda ve gençlerde, vücudu destekleyerek omurganın olması gereken eğriliğini uyurken de koruduğu için Visco yatak kesinlikle tavsiye edilir. Yani 3 yaş ve üzerindeki bütün herkes Visco yatak kullanabilir. Visco yataklar, üst yüzeyinde kullanılan viskoelastik malzeme ile basınç azaltıcı özelliğe sahiptir. İçeriğindeki hafıza hücreleri, vücut ile temas ettiği anda ısı ve ağırlığa bağlı olarak hareketlenmeye başlar. Bu hareketlenme, yatak vücudun şekline ve yapısına göre ergonomik hale gelene kadar devam eder. Basınç azaltıcı etki sağlayan hafıza özelliği ile akıllı yatak olarak adlandırılır. Vücuda tam uyum sağlayan bu yataklar, vücut üzerindeki basıncı azaltarak sağlıklı kan dolaşımına zemin hazırlar. Yataktaki istenmeyen dönme hareketlerini azaltır ve uyku kalitesini arttırır. Sabah kalkıldığında aşırı yorgunluk ve ağrılara sebep olan olumsuz etkileri büyük oranda azaltabilmesi nedeniyle tıp doktorlarınca tavsiye edilen bir yataktır. Çift kişilik yataklarda tek kişilik uykular, gelişen uyku teknolojisiyle son buluyor artık. 140x200 ölçüsünden başlayarak artık 200x200 e kadar giden genişlikteki çift kişilik yataklarda, çiftler tek kişilik uyuyorlardır diyebiliriz. Çünkü yatak çiftlerden birinin vücuduna uygun iken ve onu rahat ettirirken, diğerinin uykusuz geceler yaşamasına sebep olabiliyordu. Biri yumuşak yatak severken, diğeri sert yatak isterken karışan uyku düzenlerine, çift taraflı yataklar ile son veriyoruz. Ferman Yatak fabrikasının organik grup yatak serilerinde, yatağın bir tarafına yumuşak ya da orta sertlikte, diğer tarafını daha sert yapabiliyor, arzuya göre yatağı kişiye özel üretebiliyoruz. Böylece herkes kendi tarafında, kendi vücuduna uygun bölümde rahatça uyuyor. Örneğin Atigo, yani at kılından üretilen organik yatak daha konforlu, bel boşluklarını dolduran bir yapıya sahipken, Hindia yani Hindistan cevizi kabuğu lifli organik yatak, daha düz ve sert bir düzlemde yatmaktan hoşlananlar için. Uyku alışkanlıklarınıza göre dilediğinizi seçin ya da karıştırın. Bunun dışında iki yüzü farklı olan Viscolat serisi de yazlık ve kışlık iki bölümüyle, Türkiye’nin ilk mevsimlik yatağı olma özelliğini taşıyor. Bir yüzü Visco, diğer yüzü lateks bu yatak sizi kararsızlıktan da kurtaracak. Yeni doğan bir bebeğin omurga gelişimini en sağlıklı şekilde tamamlayabilmesi için, sert ve çok çukur oluşturmayan, omurgayı tam destekleyen bir yatakta yatırılması gerekir. Yeni doğan yani 0-2 yaş bebeklerde, çok da sert olmayan ama yoğunluğu artırılmış sünger ya da Hindistan ceviz lifi, pamuk, lateks gibi malzemeler kullanılması önerilir. Yürümeye başlayıp hareketlenen bebek için ise yani 3 yaşından sonra daha yumuşak bir yatak seçilebilir. 3-6 yaş döneminde, kilosu artan çocuğa, vücuda basınç uygulamayacak sertliğe sahip, uykusunu rahat geçirtecek bir yumuşaklık hissi veren bir yatak uygun olacaktır. Yüksek oranda Visco katman içeren yataklar 3 yaşına kadar tercih edilmemelidir. Bu seçimin yerine ortopedik ve doğal lateks yatak, ya da organik yataklar tercihler arasında olmalıdır. Bu yataklar, yaylı yatak ile sünger yatak karışımı, arada gibi bir üründür. Özellikle çocuklarda ve gençlerde, vücudu destekleyerek omurganın olması gereken eğriliğini uyurken de koruduğu için Visco yatak kesinlikle tavsiye edilir. Yani 3 yaş ve üzerindeki bütün herkes Visco yatak kullanabilir. Visco yataklar, üst yüzeyinde kullanılan viskoelastik malzeme ile basınç azaltıcı özelliğe sahiptir. İçeriğindeki hafıza hücreleri, vücut ile temas ettiği anda ısı ve ağırlığa bağlı olarak hareketlenmeye başlar. Bu hareketlenme, yatak vücudun şekline ve yapısına göre ergonomik hale gelene kadar devam eder. Basınç azaltıcı etki sağlayan hafıza özelliği ile akıllı yatak olarak adlandırılır. Vücuda tam uyum sağlayan bu yataklar, vücut üzerindeki basıncı azaltarak sağlıklı kan dolaşımına zemin hazırlar. Yataktaki istenmeyen dönme hareketlerini azaltır ve uyku kalitesini arttırır. Sabah kalkıldığında aşırı yorgunluk ve ağrılara sebep olan olumsuz etkileri büyük oranda azaltabilmesi nedeniyle tıp doktorlarınca tavsiye edilen bir yataktır.

 

KALİTELİ BİR UYKU İÇİN GEREKLİ HAVA SICAKLIĞI VE NEM NEDİR?

Uyuduğunuz ortamın sıcaklık, nem oranı ve ortamda bulunan havanın hareket hızı iyi uyuyabilmeniz açısından oldukça önemlidir. Rahat uykuya dalabilmek, daha kesintisiz ve kaliteli uyuyabilmek için yatak odanızın gerekli ısıda olması gerekir. Çünkü, doğru ortam sıcaklığı uykunuzun kalitesini önemli derecede etkiler. Çok sıcak veya çok soğuk bir oda iyi uyuma için engel teşkil eden bir durumdur. Genellikle herkes hafif serin bir ortamda uyumayı tercih eder. İyi bir uyku için yaklaşık 16-18°C aralığında bir sıcaklık yeterlidir. Örneğin 24°C'nin üzerindeki bir sıcaklık uyuyan kişi için rahatsızlık hissi yaratabilir. 12-13°C sıcaklıktaki bir oda ise uykuya dalmak için çok soğuktur. Yaşlı insanlar, bebekler ve çocuklar daha ılık bir ortama ihtiyaç duyabilirler. Yatak odasında sıcaklığı ölçen bir termometre bulundurarak odanın aşırı soğuk veya aşırı sıcak hale gelmediğini kontrol edebilirsiniz. Diğer önemli bir faktörde ortamın nem oranıdır. Aşırı nemli veya kuru hava rahatlık hissini etkiler ve uykuya dalmayı zorlaştırabilir. Ortamda bulunan hava aşırı durgun veya aşırı hareketli olmamalıdır. Yatak odamızda hava akımı çok yavaşsa veya çok hızlıysa uykumuz olumsuz etkilenebilir. Uyurken yatak odasının kapısını kapalı tutmak içeride karbon monoksit birikmesine sebep olarak ve hava kalitesini düşürebilir. Aşırı hızlı hava akımından dolayı cereyanda kalmak ise termal konforu bozarak uyumayı zorlaştırabileceği gibi sağlık problemlerine de sebep olabilir. Çünkü sağlıklı bir uyku ortamı için oda sıcaklığının da yeri büyük ölçüde önemlidir. Çünkü düzenli uyku uyumamız için sağlıklı ve doğru yataklar seçmenin yanı sıra uyuma ortamımızın da etkisi oldukça büyüktür.

 

PAKET YAY VE BONEL YAYLI YATAKLAR ARASINDAKİ FARK

Paket yay sistemi ive bonel yay sistemi arasındaki en önemli fark yayların birbirine bağlanma yöntemidir. Yay sargılarının bağımlı ya da bağımsız olması da yatağın esneme durumunu etkiler ve değiştirir. Paket yaylar, vücudun yapısına göre esneklik gösterebilirken, bonel yayda bu durum söz konusu değildir.
Paket yay ya da torba yay yay sisteminde yay sargıları birbirine birbirlerine bağlı değildir. Yay sargıları kumaş torbalar içerisine yerleştirilir ve bağımsızdır dolayısıyla esneklik gösterebilir. Ayrıca, yayın fırlaması ya da deforme olması da yok olur. Bu yataklar insan vücuduna uyum sağlayarak vücut basıncını yatağa eşit olarak dağıtır, vücut basınçta kalmaz. Uyku konforu artar, kan dolaşımı rahatlar, omurga uyku esnasında daha sağlıklı bir şekil alır.
Yatağın "hareket transferi azaltımı" özelliği güçlüdür. Bu da demek oluyor ki eşler birlikte uyurken birbirlerinin hareketlerinden daha az etkilenir. Klasik yaylı yataklarda bonel yay sistemi, sürekli yay sistemi veya açık uçlu yay sistemleri kullanılır. Bu yay sistemlerindeki temel benzerlik yay sargılarının birbirlerine metal teller ile mekanik olarak bağlantılı olmasıdır. Bonel yay sargıları birbirine spiral formundaki teller ile bağlıdır, açık uçlu yay sistemlerinde bağlantı telleri yay sargılarının alt ve üst uçlarında değil, orta kısımlarına doğru yerleştirilmiştir, böylece helezonların uçları basınç altında bağımsız hareket edebilir ama yine de bu paket yaylardaki gibi bağımsız bir hareket olmaz.
Sonuç olarak bonel yay ve benzeri yaylı yataklarda yay helezonları arasında mekanik bağlantı bulunduğu için kişi yatağına yattığında yaylara uygulanan basınç yay sargılarının birlikte hareket etmesine sebep olur. 
Bonel yayların bölgesel olarak bağımsız şekilde esneyememesi iki farklı sonuç doğurur. Yatağın insan vücudunun şekline uyum sağlama yeteneği kısıtlanır, bu yüzden yatağın insan vücuduna uyguladığı basınç vücudun belirli bölgelerine yoğunlaşır. 
Bu durum çoğu kişilerde uyku konforunu kısıtlayabilir, uyku sırasında omurganın ideal şeklini almasına engel olabilir ve ayrıca basıncın yoğunlaştığı omuzlar ve kalçalar gibi bölgelerde kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir.   
Çift kişilik bir yatakta eşler birlikte uyurken eşlerden birinin fazla ağır olması sonucu diğer eşin yattığı taraf da çöküyormuş hissi uyanabilir. Eşlerden biri hareket ettiğinde yatağın diğer tarafında da sarsıntı hissedilebilir. 

 

YANLIŞ YATAK VE YASTIK SEÇİMİNİN ZARARLARI

Teknoloji geliştikçe tembelleşen insanoğlu merhaba. Bir tıkla ulaştığımız her şey hayatımızı kolaylaştırırken bedenimizi tembelleştirip bize fiziksel zorluk getiriyor. Son dönemde özellikle bilgisayar başı işlerin de artmasıyla, bel sorunları ve boyun sorunları, sırt ağrıları arttığı gibi huzursuzluk sendromlarına da neden oluyor. Bel ve boyun ağrıları; ağır yük kaldırmak, yanlış veya ani hareketlerde bulunmak, aşırı kiloya sahip olmak, fiziksel ve zihinsel yüklerle savaşmak gibi birçok sebeplerden oluşabileceği gibi bunların yanında özellikle yanlış yatak ve yanlış yastık seçimlerimizden de kaynaklanıyor olabilir. Yanlış yatak ve yastık seçimi bel ve boyun ağrılarını artırırken, doğru yatak ve yastık seçimi de özellikle boyun ve bel ağrılarına yakalanmama açısından önemlidir. Çok yumuşak yatak ve yastıkların bel-boyun ağrılarını tetiklediğini düşünürsek, vücut tipine uygun, kişiye özel ortopedik Visco, Lateks yatakları ve özellikle kafanın yatağa-yere paralel olmasını sağlayan ve yan yatış pozisyonundayken de omuz-boyun boşluğunu tam dolduran, orta sertlikte yastıkların kullanılması gereklidir. Yatak ve yastık seçiminin yanında yatış şekli de önemlidir. Sırt üstü ve yan yatış pozisyon olarak en doğrusudur ve uzmanlar yüz üstü uyumayı tavsiye etmez. Ancak yüzüstü pozisyon dışında başka türlü uyuyamayan ince yapılı kişiler karnının altına uygun bir yastık koyarak, belde aşırı bir çukurlaşmanın önüne geçerek yatabilirler. Uzun lafın kısası, doğru yatak ve yastık seçimleri hayatımızı da büyük ölçüde etkilemektedir. Yaşam kalitemizi artmasına ya da düşmesine sebep olabilir. Bu nedenle doğru yatakta doğru yastıklar kullanarak uyumayı tercih etmeliyiz. Ve mutlaka uyku uzmanlarından destek almalıyız. Ferman yatak fabrikası zengin ürün çeşidi ve uzman kadrosu ile size en doğru yatağı bulmanızda yardımcı olur.

 

EN SAĞLIKLI YATAK

En rahat yatak hangisi ve en iyi marka hangisi diye merak ettiniz ve arama motorunuza yazdınız. Her marka onlarca yatak çeşidiyle karşınıza çıktı ve siz yine yanıtsız kaldınız. Peki doğru yatağı nasıl bulacaksınız? Öncelikle yatağınızın size uygun olup olmadığını birkaç soruda cevaplayalım. Eğer aşağıda yazan şıklardan en 3 tanesine evet cevabını veriyorsanız yatağınız size uygun değil demektir, yani değiştirme zamanı gelmiştir, ya da yanlış yatak seçmişsinizdir.
+ Gece yatarken bir sıkıntınız olmadığı halde sabah bel ya da boyun ağrısıyla uyanıyorsunuz.
+ Uykulusunuz yatağa giriyorsunuz ama nedensiz yere uykuya dalmakta sıkıntı yaşıyor ve sabah da yorgun uyanıyorsunuz.
+ Uyku esnasında aralıklarla uyanıyor sonra tekrar uykuya dalıyor ya da dalmaya çalışıyorsunuz.
+ Yatağa girdiğiniz andan itibaren uygun pozisyonu bulmak ve rahat etmek için dönüp duruyor, ama yine de belinizi bacağınızı yerleştiremiyorsunuz.
+ Uykuda çok terliyorsunuz.
+ Yatağınızı alalı en az 10 yıl oldu. Ya da yatağınız yeni ama 40 gündür bu sıkıntılar geçmiyor.
Bu sorulardan birkaçına bile cevabınız evet ise, yatağınızı değiştirme zamanı! Ve sorduğunuz soruya göre, bunları size yaşatmayan bu soruların hepsine hayır demenizi sağlayan yatak da en rahat yatak!
Uyku teknolojilerinin gelişmesiyle tanıştığımız yatak dolgu malzemeleri, yaylı standart yatakları konfor, sağlık ve hijyen açısından sollarken hala ısrarla denemekten çekiniyor ve kullanmıyorsanız çok yanılırsınız. Sert yatak, yaylı yatak sağlamdır, ortopediktir düşüncesi artık kalmadı. Yatak kilonuza ve boyunuza oranla doğru ölçü ve dokuda seçilmeli. Yatağın fiyatı iyiliğini belirlemez, en pahalısı en iyisidir diye düşünmeden size en rahat hissi vereni tercih etmelisiniz. Yaysız yatak sağlam olmaz düşüncesinden kurtulmalı, Visco, lateks at kılı gibi konforlu yatak malzemelerini seçmelisiniz. Ucuz olsun ama visco olsun diye de, kilonuza uygun olmayan düşük dansite ve visco oranlı yataklar da tercih etmemelisiniz.
Uyku alışkanlıklarınız, yatış pozisyonlarınız doğru yatağı seçme konusunda sizi yönlendirecektir. Kafanızın hala karışık olduğu durumlarda, mutlaka uyku ve yatak uzmanlarına danışın deriz. Ferman Yatak fabrikasında, size bu hizmeti online satışlarımızda veriyoruz.

 

YATAK TEMİZLİĞİ NASIL SAĞLANIR?

Gün boyunca kavuşmayı beklediğiniz, bedeninizin gerçekten tek dinlendiği yer yataklarınız. Yatağa girdiğiniz anda nasıl savunmasız ve temizseniz, yatağınızın da aynı şekilde olması lazım ki sağlıklı ve tertemiz bir uyku sizin olsun. Özellikle yaylı yataklarda görünen yatak bakterilerinin(maytların) alerjiye neden olduğu gerçeği bunu okurken bile sizi kaşındıracak bir bilgi olabilir ama doğru. Yatağa yattığınız andan itibaren kaşınmaya başlamanız, ciltteki kızarıklıklara kadar yol açar. Yatak bakterilerinden kurtulmak için üretilen spreyler anlık işe yarasada bu çözüm bakterileri sadece yüzeyden uzaklaştırmayı sağlar. Yüzeydeki maytları temizlemek, kalanların yatağın içine kaçmalarına neden olur ve bunlar da eninde sonunda yüzeye çıkarak tekrar cildinize saldıracaklardır. Bu bakteriler, yaylı yatakların içinde yaşamaya çok müsait bir ortam bulurlar ve derinizden beslenirler. Özellikle soğuk havalarda her şey nemlenmeye müsaittir ve yataklar da buna dahildir. Nem, cildimiz için tehlikeli olan mayt ve küf mantarlarına büyümek için ortamı sağlar. Bu mayt ve bakteriler, yatağınızı aldığınız günden itibaren içinde biriktiği için, yaylı yataklar birkaç sene sonra olan ağarlığına 5-10 kg eklenmiş hale gelir. Kaldırmaya kalktığınızda daha ağar ol duğunu görürsünüz.Yapacağınız sıradan bir temizlik tüm o pislik ve mikrobu çekmek için yeterli değildir. Profesyonel hizmet almak yatağınızın temizlenmesini ve bakterilerden arınmasını sağlayabilir. Bunun için, kimyasallar yerine çevre dostu temizlik ürünlerini kullanan firmaları tercih edebilirsiniz. Fakat yine de yatağı temizletmek hem masraflı hem de akar ve maytların tekrar oluşmasını kökten engellemeyecek bir çözüm olacaktır. Ciddi sağlık problemleri yaşayarak huzursuz yatmak yerine, mayt ve bakteri oluşmasını engelleyen ve daha hijyenik şartlarda uyumanızı sağlayacak anti  alerjik, anti bakteriyel yatak ve yastık satın almayı düşünebilirsiniz.  Bunların en güzel örneği yapısı gereği tüm bu hijyenik koşulları sağlayan, kılıfı çıkarılarak dilediğiniz zaman yıkamanıza imkan sağlayan, Visco ortopedik ya da Lateks yataklardır. Bu yataklar uyku teknolojilerinin son ürünü olduğu için, hem konfor ve medikal anlamda, hem de tertemiz uykular da size eşlik edebilir.
%100 Pamuklu örme kumaş kullanılarak üretilen, Ferman visco ve Lateks yatakların kılıfları da en az yatakla kadar konforlu olmakla beraber, hijyeniktirde. Sizin için en uygun yatağı berber seçmemiz için, uyku uzmanlarımız hizmenitinizde.

 

ORTOPEDİK YATAK NEDİR?

Hemen hemen her yatak ve yastık için kullanılan Ortopedik kelimesi, neredeyse sıradanlaşımış durumda. Bu sıfatı bir pazarlama politikası olarak kullanan ve içeriğinin ne olduğu belli olmayan yataklarına bile ortopedik diyen tanıtan firmalar, görsel ve işitsel medyaya reklam vererek her yatağı sert-yumuşak, yaylı-yaysız, visco-lateks ayırt etmeksizin piyasaya ortopedik yatak olarak sürüyor ve öyle tanıtım yapıyorlar. Her yatak ortopedik sıfatını alınca başına, herkesin de kafası karışıyor, hepsi oropedikse hangini seçmeliyim çelişkileri yaşıyor. Ortopedinin anlamı ‘Kemikler, eklemler, kaslar ve sinirler gibi hareketi sağlayan organ bozukluklarını tedavi eden bilim dalı’. Bu tanımdan yola çıkarsak ‘’Ortopedik’’ kelimesinin anlamı da ‘ortopedi ile ilgili olan’. Yani, ‘Kemik, eklem, kas ve sinir sistemi ile ilgili olan’ anlamına geliyor diyebiliriz. Vücudumuzun kendine özel ortopedik bir yapısı ve bütünlüğü var. Bu yapı baş, boyun, omuz, bel-sırt, kalça, baldır-diz ve ayak bölgelerinden oluşuyor. Ve bu yapısının, omurganın sağlıklı olduğunu gösteren doğal bir eğrisi var. Bu yapıya uyum sağlayabilen, omurgayı destekleyen yataklar ortopedik yataktır.  Ortopedik Yatak Ne Demektir? Yatak sektöründe kullanılan ortopedik kelimesi, ayakkabı sektöründe ki ortopedik kelimesi ile aynı anlamda kullanılır. Ayağımızın kalıbına ve şekline uygun ortopedik bir ayakkabı giydiğinizde rahat eder ve dağları aşabilecek kadar yürüyebilecek konforu sağlıyorsanız, vücudumuzun da ortopedik bir şekli var. Aynı ayakkabıda ayaklarımıza yaşadığımız konforun, vücudumuzdaki hali, vücut şeklini alan ve basıncı azaltarak vücudu destekleyen yataklara da ortopedik yatak denir. Ortopedik yatak, yaylı bir yatak da olabilir, visco veya Lateks bir  yatakta. Gelişen uyku ürünleri ve teknolojileri ile eski sert ve içinde olduğu belli olmayan sıradan yataklar etkisini kaybetti. Tamamen doğal ve ortopedik, organik yataklar bulmanız mümkün. Burada önemli olan, yatağın vücudunuza uyum sağlayarak size istediğiniz sağlıklı uykuyu verebilecek olması. Üst katmanı vücudun şeklini alacak şekilde malzemelerden ve boşlukları dolduracak şekilde tasarlanır, alt katman orta sertlikte olup vücudumuzu destekleyecek, ne çok yumuşak olup içine gömüleceğiz, ne de çok sert olup üstünde taşa yatmış etkisi yaratmayan bir yatak seçmek en doğrusudur. 

 

BEBEKLER İÇİN UYKU DÜZENİ

Araştırma Enstitüsü, küçük bebeklerin ileriki yıllarda matematik ve edebiyat başarısını etkileyen en önemli unsurun düzenli uyku olduğunu gösteren bir araştırma yayınladı. Araştırma ayrıca uykusu belli bir düzene oturtulmuş çocukların diğerlerine kıyasla kendilerini daha iyi ifade ettiklerini kanıtlıyor. Kaliteli uyku, 0-3 yaş arasında çocuk gelişimini etkileyen faktörler arasında ilk sıralarda yer alır. Özellikle geceleri deliksiz uyuyabilme becerisi, çocuklara hem zihinsel hem de fiziksel büyüme açısından önemli avantajlar sağlar. Örneğin, REM uykusu olarak bilinen uyku periyodunda çocukların gün içinde öğrendiği bilgi ve becerileri pekiştiren beyin bağlantıları aktive olur. Çocuklarda fiziksel büyümeyi belirleyen büyüme hormonunun en çok uyku sırasında salgılanır. Yeterli uyumadığı için büyüme hormonu eksik salgılanan çocuklar pek çok organın, kas ve kemiklerin gelişimi bakımından dezavantajlı duruma düşer.

Çocuğunuzun Bebeğinizin Sağlıklı Bir Uyku Düzenine Sahip Olabilmesi İçin Öneriler

Yaşamın ilk yılında bir bebeğin, 10-12 saati gece olmak üzere toplamda günlük 13-14 saat uyku ihtiyacı vardır. (Bazı bebekler bu ortalamanın biraz üzerinde ya da altında seyrediyor olabilir)
+ Yaşamın ikinci yılında toplam uyku ihtiyacı, 1 saat kadar azalsa da 4-5 yaşında bile ortalama 11-12 saatin altına düşmez.
+ Çocuğunuz yeterli uyumuyorsa zihinsel gelişim ve fiziksel büyümeyle ilgili önemli problemler baş gösterebilir.
+ Yetersiz uyku sonucu büyüme hormonu dışında diğer bedensel faaliyetleri belirleyen hormonlarda da sorunlar olabilir. Örneğin, açlık duygusu ve iştahı belirleyen hormonlardaki sorun yüzünden çocuğunuz olması gerekenden fazla yiyor ve yüksek kalorili faydasız yiyeceklere eğilim gösteriyor olabilir.
+ Uyku eksikliği ayrıca gün içinde motor beceriler ve dikkat kapasitesinde düşüşe ve bunun sonucu olarak daha fazla davranış problemi ve öğrenmede geriliğe neden olabilir.
+ Çoğu çocuk ebeveyninin tahmin ettiğinden daha fazla uykuya ihtiyaç duyar.
+ Çocuğunuzun uyku eksikliği yaşadığının göstergeleri gün içinde huzursuzluk ve huysuzluk, her zaman arabada uyuya kalma gibi şeyler olabilir.
+ Eğer çocuğunuz uyku vaktinden önce çok hareketli oluyor ya da uyku vaktinden çok önce yorgunluk belirtileri gösteriyorsa, uyku düzeninizde sorun var demektir.
Bunların yanı sıra önemli bir konuda var ki bebeklerin ve çocukların kullanmış oldukları yatakların uyku düzenindeki büyük etkileridir. Sağlık açından ve bebeklerin omurilik gelişimine faydası olacak çok yumuşak olmayan orta sertlikte bir yatakta uyumaları gerektiğini bilmemiz gerekir. Onların sağlığı bizim mutluluğumuza eşittir.


NEDEN LATALI BAZA

Latanın anlamı, dar ve kalınca tahta demektir. Normal de kullanmaya alışkın olduğumuz bazaların içinde, düz bir şekilde bulunan suntalem malzeme yerine, birbirine paralel şekilde yerleştirilen bu dar tahtaların kullanılmasıyla da Latalı Bazalar yapılır.
Bu lata ahşap yerine metal ya da demirden de olabilir ama ahşap olması tercih sebebidir. Latalar ısıl işlem görmüş bir şekilde, eğimli olarak baza içerisine yerleştirildiğinden dolayı yatağı yerleştirdiğinizde, yatağın kendi ağırlığı ve üzerindeki yüklerden kaynaklanan ağırlıklar lataların aşağı yönde esnemesini sağlar.  Son dönemde Avrupa ülkelerinin çoğunda genellikle latalı bazalar kullanılıyor. Türkiye'de Visco ve Latek yatakların yayılmasıyla tanınan ve yeni yeni tercih edilen Latalı bazalar, yatak için esnek ve dinamik bir zemin oluşturur. Yatak, alt yüzeyi ile birlikte esner ve rahatlık artar. Zaman içerisinde kullandığınız yatağın içindeki Visco, lateks, sünger ve yay gibi  malzemelerin belirli yorulma ve dayanma  ömürleri vardır. Uzun yıllar boyunca kullanımdan sonra bu malzemeler esnekliğini kaybeder ve yatağınız eskisi kadar rahatlık hissi vermemeye başlar. Latalı baza kullandığınızda yatağın üzerindeki yükleri absorbe ettiği için yatağınızın rahatlığı artarken kullanım ömrü de uzar. En önemli özelliklerinden biri de, latalar arasındaki büyük boşluklar güçlü bir hava dolaşımını mümkün hale getirerek nefes almasını sağlar. Yatağın iç sıcaklığı ve nemi aşırı yükselmediği için de bakteri ve maytların yatakta yetişen mikropların hızlı bir şekilde üremesi engellenir, yatağın hijyenik kalması kolaylaşır.  Tabi ki burada kullanılan yatak da çok önemlidir. Visco ortopedik, Doğal Lateks ve ya Organik yataklar latalı bazlar ile kullanılırsa daha uzun ömürlü olacak ve konforu daha da artacaktır. Üstelik Latalı bazanın alt kısmı yine sandıklı olabilir ve bu alışageldiğimiz baza mantığına daha yakındır. Doğru yatak ve baza ile uyku ürünlerinin ömrü, uykunuzun konforu sizi uzun yıllar, bulutların üzerinde güzel rüyalara taşıyabilir. Vücudunuza en uygun ve doğru yatak için, uyku uzmanlarımıza danışın. Unutmayın uyku çok önemlidir. Bedeninizi dinlendiren tek şey uykudur.

 

VİSCO ORTOPEDİK YATAKLARDA KİLO ÖNEMLİ Mİ?

Bu geçişi rahatlatmak için onlara güzel ve sağlıklı bir yatak seçmeyi de unutmayın. Kendi yatağında rahat eden çocuk, başka yatağa gitmez ve sağlıklı bir şekilde uyur.Herkesin aşina olduğu, yatak firmalarının mutlaka bir seri ürettiği Visco hammaddeli yatakları artık daha yakından tanıyoruz. Sıradan yaylı yatakların o şaşalı ve makyajlı görüntüsünden uzaklaşıp gerçekten sağlıklı yataklar tercih etmeye başlayan kişi sayısı her gün artarken, Visco hafızalı sünger malzemenin popülerliği de artıyor. Herkesin bildiği tabiri ile yatınca vücut boşluklarını dolduran ve vücudun oluşturduğu basıncı yatağa yayarak, vücudun olması gereken doğal eğrisini yatarken de koruyabilen malzemelere Visco hafızalı sünger deniyor. Bu yataklar yapı olarak altında bulunan zeminin şeklini aldığı için, genelde yay yerine sünger gibi ona daha uyumlu malzemelerle kombinlenerek tüketiciye sunuluyor. Bu yataklarda yay olmaması, manyetik alan oluşmasına engel olurken, vücudun esnek bir biçimde yatakla uyumlu şekilde uyumasını da sağlıyor. Peki bütün bunların kilo ile ne alakası var diyenlere ufak birkaç not: Visco hafızalı bir sünger ve yapısı gereği altında bulunan zemine uyum sağlıyor, burada kullanılan oran yani yoğunlukta çok önemli. Bu yoğunluk ve oran, hem yatağın konforunu arttıran hem de vücudu saran kısım. Siz de bireysel olarak yatağa uzandığınızda, kilonuz ve ısınıza göre bir basınç uygulayacağınızdan, sizin vücudunuza cevap verebilecek ölçüde olması gerekir. Visco oranı arttıkça yatağın dayanıklılığı ve konforu artar. Haifif kilolu kişilerin yani 50-75 gibi kilolarda olan kişilier ile 75 kg ve üstü kişilerin rahatlığı hissedeceği visco oranı aynı olamaz. Boyunuz, kilonuz ve uyku alışkanlıklarınız, örneğin uyurken çok fazla dönme ihtiyacı hissedip hissetmediğiniz, terlemeniz gibi faktörler Visco yatak seçerken size gerekli olan bilgilerdir. En iyi yatak vücudunuza en uygun yataktır. Ucuz diye visco oranı az, ve süngeri yetersiz bir visco yatakta uyumaktansa, sıradan bir yaylı yatak alın daha iyi. Beğendiğiniz yatağı satın alamadan önce Ferman Uyku uzmanlarınıza danışabilir, ve yardım alabilirsiniz.

 

ÇOCUKLAR ANNE VE BABALARIYLA UYUMALI MI?

Yapılan bilimsel araştırmalar, çocukların anne ve babasıyla uyumasının bağımlılık yaptığını gösterir. Bu durum sadece çocuk için değil ebeveyn için de hoş olmayan bir durumdur zira cinsel hayatları olumsuz yönde etkilenir ve çiftler arasında soğukluğa neden olabilir. Kimi bilim insanları doğal ebeveynliği savunarak,  çocuğun ailesiyle yatağı paylaşmasının bir bağımlılık yaratmadığını ve çocuğun hazır olunca zaten odasına gideceğini savunuyor. Oysa çocuğun gelişimi düşünüldüğünde, bireysel özgüvenini alması açısından ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir birey olarak yetişmesi için zamanı geldiğinde kendi yatağında uyumalıdır. Biz millet olarak dokunmayı sarıp sarmalamayı çok severiz. Bebeğimiz, çocuğumuz korkuyor diye bizi özlüyor ya da uyurken rahat durmuyor diye bahaneler üreterek çocuklarımızı yanımızda yatırırız. Amacımız onları daha rahat uyutmaktır aslında ama, bilmeden zarar veririz.  Bu sebepten çocukların baştan itibaren kendi odalarında yatmaya alıştırılmaları gerekiyor. Çocuklar bir bahane bulup yanımıza geldiğinde de tutumumuzu bozmamalı ve onları kendi yatağında uyumaya ikna etmeliyiz. Gerekirse, yataklarına götürüp yanlarında biraz kalarak onlara eşlik edilebilir hatta rahatlatıcı masallar okuyabilirsiniz ama onların sağlığı için koynunuza almayın. Bunun önüne geçilmediği takdirde genç delikanlı ya da ergenlik çağındaki gençlerin aileleriyle uyuduğunu görebiliriz. Ve bu durum çok sakıncalıdır ve ailenin cinsel hayatını da fazlasıyla etkiler. Bebeklerde 2,5 - 3 yaşına rahatlamak için ebeveyn yardımına ihtiyacı vardır çünkü beyninin bu işlevi yerine getiren kısmı henüz gelişmemiştir. Bebeklerin uyku safhaları ve uyku arası geçişleri de zordur ve onlar için yalnız başına uyanmak korkutucu olabilir. Amerikan Pediatri Akademisi ve UNICEF, ebeveyn ile bebeğin beraber uyumalarını özellikle ilk 6 ay ve sonrasında, bebeğin gelişimi açısından önemli olduğunu söyleyerek destekliyor. Tabi anne ve babanın alkol almamış olması ve sigara tüketmemiş olması çok önemli. Ama şu nokta çok önemli bebek annenin tarafında yatmalı, anne babanın arasında değil. Anne babasıyla uyuyan çocuklar hazır olduklarında kendi odalarına geçerler. Bu süreç tıpkı erken ya da geç konuşan, yürüyen çocuklar gibidir. Önemli olan çocuk hazır olmadan onu ayrılmaya zorlamamak. Ama zamanı da uzatmamak. Bu dengeyi kurarak çocuklarınızın çok sağlıklı ve keyifli bir uyku alışkanlığı olur. Daha sağlıklı bir ruh haliyle kendine güvenerek büyürler.

 


YATAK ŞİKAYETLERİ NEDEN OLUR?

Uyku ürünleri teknolojilerinden en popüler yatak malzemesi Visco. Yatınca vücut şeklini alan basıncı azaltan ve ağrısız bir uyku veren, uyandığınızda daha dinç ve iyi hissetmenizi sağlayan Visco ortopedik Yataklar hakkında neden şikayetler olur peki?
Toplumda visco yataklar ile ilgili merak edilen şikayet başlıkları vardır. Şimdi bunları Ferman yataklarını düşünerek haklı ve haksız sebepleri ile değerlendirelim, bu şikayetleri  şöyle sıralayabiliriz;

+ Visco Yatak Kokar mı?
Bilinenin aksine Visco petrol bazlı bir hammadde olmasına rağmen kokan bir malzeme değildir. Visco kokmaz ama visco yatak yaparken sünger ve viscoyu yapıştırmak için kullanılan yapıştırıcı madde kokar. Yataklar hazırlandıktan sonra preslenip rulo yapılarak, hava almayan ambalajlarda saklanarak gönderildiği için, ilk 1-2 hafta koku olması normaldir. Bu koku yatak hava almaya başladığı andan itibaren dağılır ve geçer, çünkü kullanılan yapıştırıcı malzemeler su bazlıdır. Sağlığa herhangi bir zararı yoktur.

+ Visco Yatak Terletir mi?
Visco yataklar, yaylı yatakların aksine vücuda basınç uygulamaz, vücudun basıncını yatağa yayar ve uygulanan bu basınç ve ağırlığa göre vücut boşluklarını doldurarak vücudun şeklini alır. Bu durumda vücudun hava alma durumu azalır ve sıcak kalır. Visco yatağın üzerinde kullanılan kılıf bu yüzden önemlidir.  Tamamen pamuklu ve kaliteli bir kılıf kullanılırsa bu sorun minimumda hissedilir ve vücut 21 gün içerisinde yeni ısısına alışır. Fizyolojik olarak aşırı terleme sorunu olan insanlar için Visco tetikleyici olacaktır. Ancak Ferman yataklarda kullanılan açık hücreli visco malzemeler sayesinde terleme sorunu minimuma indirilmiştir.

+ Visco Yatak Çöker mi?
Kaliteli ve vücut yapısına uygun dansite oranında olan bir visco yatak çökmez. Visco yataklar kilomuz ve vücut ısımızla yatağa yaptığımız basınca göre şekil alır, dolayısıyla ağırlığımıza uygun olmayan bir visco yatak alırsak, içinde yay bulunmayan özel süngerlerle kombinlenen bu yataklar bir süre sonra işlevini yerine getirmeyebilir. Burada üretici firmanın kullandığı süngerin ve visconun kalitesi de çok önemlidir. Kiloya uygun ve uyku alışkanlıklarına hitap eden yani doğru visco yatak, çökmez.

+ Visco Yatak Ortopedik mi?
Visco yataklar kişiye özel ortopedik ve konforlu yataklardır. Bir yatağın ortopedik olması demek, vücuda ve uyku alışkanlıklarına uyum sağlaması, sağlıklı bir uyku vermesi anlamına gelir. Visco yataklar, kişinin vücuduna göre şekil alarak, vücut yapısının olması gerek duruşunu ve yatarken de korur. Vücudun olması gereken eğrisini korur. Bel ve boyun boşluklarını doldurarak ağrısız ve sağlıklı bir uyku sunar. Böylece dinlenerek uyanırsınız. Ağrı ve yorgun uyanma şikayetleriniz giderek azalır.

+ Visco Yataklar bir süre sonra özelliğini kaybeder mi?
Açık hücreli, doğru teknolojiler kullanılarak doğru malzemelerin birleştirilmesi ile oluşan Visco yataklar özelliğini kaybetmez. Bunun için yatağınızın vücudunuza uygun olması, boy ve kilo oranınıza göre seçilmesi çok önemlidir. Tüm doğru koşullar kullanılarak seçilen visco yataklar, en az bir yaylı yatak kadar sağlamdır ve özelliğini kaybetmez. Uygun dansite ( yoğunluk) ve açık hücreli  seçilen yataklar visco özelliğini ve dokusunu kaybetmez.

 


IŞIK UYKUYU ÖLDÜRÜR

Psikologlar ve uyku uzmanları iyi bir uyku yatak odanızın yeteri kadar karanlık olması gerektiğini belirtiyor. Çünkü sadece yeteri kadar karanlık bir odada uyumak gece geç saate kadar ayakta kalmanın olumsuz etkilerinin üstesinden gelmenize yardımcı olabiliyor. İşin kötü yanı ışıklı bir odada uyumak depresyona ve beyinde değişikliklere yol açabiliyor. Uzun zaman yapılan araştırma sonuçlarına göre, uyuduğunuz ortamda açık olan bir televizyonun yaydığı ışıklar dahi yukarıda belirtilen olumsuz etkiye yol açmak için yeterli olabiliyor. Bu durum, son 50 yılda insanlar arasında depresyon oranlarının artmasının sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Karanlık bir yatak odasında uyumak, gece ışıklarının olumsuz etkisini telafi edebiliyor. Ohio Devlet Üniversitesinden Nörolog Tracy Bedrosian şu açıklamayı yapıyor: Televizyon ve bilgisayarın başında geç saatlere kadar kalan insanlar, maruz kaldıkları zararlı etkilerin bir kısmını yeteri kadar karanlık bir odada uyuyarak ve gece boyunca suni ışıklara maruz kalmayarak telafi edebilirler. 
Her şeyden önemli bir şey var ki doğru bir yatak seçimi ile gelen depresyonu da önlemiş olabileceğimiz. Işıkların vermiş olduğu zararlar kadar rahatsız edici bir yatakta uyumakta bir o kadar psikolojik olarak tüm bedeni etkilemektedir. Doğru yatak seçin, doğru ve sağlıklı bir sürü uykularınız olsun.

 

SINAV ÖNCESİ UYUYAMAMA SORUNU

ALES, KPSS, LYS, YGS, YDS. Hayatımız boyunca bir sürü sınava girmek zorunda kalabiliyoruz ve sınav öncesi kaygılar hayatımızı çekilmez hale getirebiliyor. “Bu sınav benim için çok önemli, hayatımı etkileyecek mutlaka kazanmalıyım” diye düşündükçe kaygılarımız iyice artıyor. İşte böyle Aşırı kaygı hissetmemizden dolayı bazen sınavlardan bir gece önce uyuyamıyoruz. Sonra da bu kaygılar başlıyor “Uyuyamıyorum ve sınavda bu yüzden başarılı olamayacağım” veya “Sınavdan önceki gece ya uyuyamazsam ve sınav boyunca yorgun hisseder ve başarılı olamazsam”  ve bu durum işleri bizim için daha da zorlaştırabiliyor.  
Önemli bir sınavdan önce yapmamız gereken şeyler: Sınav kaygısı konusunda tüm psikologların önemle vurguladığı nokta şu: Dozunda kaygı hissetmek gayet normal ve hatta faydalı bir şeydir. Dikkatimizi toplamamızı ve odaklanmamızı sağlar. Zihinsel performansımızı artırabilir. Fakat kaygının dozunu abartırsak bu durum zararlı olmaya başlayabiliyor. Bu nedenle her şeyden önce kaygı hissimizin normal olduğunu, dozunda olduğu sürece faydalı dahi olabileceğini fakat aşırı kaygının zararlı olacağını unutmamak gerekiyor. Gittikçe endişelenmenin ve sınav ile ilgili derin düşüncelere kapılarak aşırı kaygı hissetmenin hiçbir faydası yok. Her şeyden önce rahat olmak gerekiyor. İradeli olmalı, kendimizi gayet rahat ve iyi hissetmeliyiz. Uzmanlar, “Sınavdan önce uyuyamıyorum, ne yapmalıyım?” sorusu ile sık sık karşılaşıyor. Bu konuda şunu söylemek gerekir, yeterince uyku aldığımızda gün içinde daha uyanık ve daha dikkatli oluruz, beynimiz daha aktif olur ve sınavdaki performansımız artabilir. Fakat “İlla ki çok iyi uyumam gerekiyor” diyerek strese girmenin pek bir faydası yok çünkü aşırı stres yüzünden uykuya dalmamız zorlaşabilir. Uykuya dalabilsek bile uyku kalitemiz düşebilir. Uyku uzmanlarının genel bir tavsiyesi vardır: “Eğer uykuya dalamıyorsanız uyuyamıyorum diye daha fazla endişelenmeyin. Rahat olun ve bu durumu büyük bir dert haline getirmeyin.” Cincinnati Üniversitesi Nöroloji Enstitüsünden Doç. Dr. Scott Ries, “Yatağa girdiğimde bir şeyler yapmam lazım diye düşünüyor ve kaygılanıyorsam beynimdeki tehdit merkezini aktive ederim ve beynim artık uyumamı istemeyecektir. Bu yüzden doğru yaklaşım şöyle olmalıdır: ‘Evet, iyi uyuyabilirsem harika olur, fakat uyuyamazsam da bu dünyanın sonu değil.’ Rahat uyuyun ve sınavlarınızda başarı sizin olsun. Uyumanızı kolaylaştırıp düzene sokacak nefis yataklarımızı size özel hazırladık.

 

SAĞLIKLI BİR YATAKTA OLMASI GEREKEN ÖZELLİKLER

Sağlıklı bir yatak seçmek için, bulunduğunuz ortam sıcaklığı, vücut yapınız, boy ve kilonuz gibi kişisel bilgiler oldukça önemlidir. Bunlar dışında bel fıtığı, omurga rahatsızlıkları gibi fiziki problemleriniz mevcutsa bu da seçmeniz gereken yatağın özelliklerini değiştirecek ve etkileyecektir. Ve tabi ki hayat tarzınız ve uyku alışkanlıklarınız da yatak seçimi konusunda belirleyici olacaktır. Yatak seçimi yapmak pek çok kişi için zordur. Seçenekler arasında sizin için en doğru yatağın hangisi olduğunu seçmek için uyku uzmanlarından destek almak sizi kurtaracaktır. Ferman Yatak Fabrikasında onlarca çeşit ortopedik yatak üretimi yapılır ve bunlardan bir veya birkaçı mutlaka sizin için uygundur. Yapılan binlerce yatak satışı ve satış sonrası müşterilerimizden alınan geri bildirimler, uzman kadro ve uyku danışmanları, size en uygun yatakları belirlemek için birçok etkeni sentezleyerek ürün tavsiyesinde bulunur ve yardımcı olurlar. Visco ortopedik bir yatak seçilecekse, Boy-Kilo orantısının önemi yatağa uygulanacak olan basınç ve bu yatağın o basınca dayanması ile alakalıdır. 1.50 boy 80 kilo bir bedenin yatağa uyguladığı basınç ile 1.80 boy ve 80 kilo bedenin yatağa uyguladığı basınç arasında farklılıklar vardır. Bir genelleme yapmak gerekirse oda sıcaklığında kullanılan standart 70 dansite bir yatak kilonuzun boyunuzun son iki hanesinin 20kg aşağısını ve 20kg yukarısını rahatlıkla kaldırabilmektedir. 80 dansite bir ürün ise kilonuzdan 35-40kg yukarısını ve 10kg aşağısını rahatlıkla kaldırabilmektedir. 60 dansite bir ürün boyunun son iki hanesi ile kilosunun çok yakın olan veya kilosunun daha aşağısında olan kişilere tavsiye edilmektedir. Eğer; bel fıtığı, omurga rahatsızlıkları gibi fiziki problemleriniz mevcutsa bu da seçmeniz gereken sertlik oranlarını değiştirecektir. Bunun dışında tercihiniz Doğal Lateks yataklardan yana olacaksa, kilo çok önemli olmamakla beraber özellikle terleme sorunlarınızda ya da çok sıcak bilgede yaşıyorsanız hava koşullarına uygun olması önemlidir. Ve tabi ki Organik yataklar. Uyku danışmanları ve usta ellerin iş birliği ile en uygun doğal ham maddelerin birleştirilmesi ve el işçliği ile hazırlanması ile oluşan bu doğal yataklar, uykunuza zevk katacak ve konfor katacaktır. İçerisinde yapıştırıcı dahi olmayan bu tamamen doğal yataklar sağlıklı uykunun diğer adıdır. Vücut yapınız ve uyku alışkanlıklarınız yatağın fiyatından daha önemlidir. Unutmayın en pahalı yatak en sağlıklı yatak, en sert yatak en ortopedik yataktır sözleri yanlıştır.

 

YATAKLA HUZURSUZLUK SEBEPLERİ NELERDİR?

Uykusuzluk çekenler, bu sorunla kendi kendilerine baş edebilecekleri gibi, ilaç yardımıyla da eski huzurlu gecelere kavuşabilir. Depresyon, stres, zor uyuma ve nefes alma zorlukları uykusuzluğun ve huzursuzluğun en sık görülen nedenleri arasındadır.  Uykusuzluğun önüne geçmek için çeşitli meditasyonlar ve uyku saati değiştirme yolları önerilebilir. Bu mücadelede kişi bireysel olarak neler yapabilir? Doktorlar, uykusuzluk ile başa çıkmak için davranışlara müdahale yolunu kullanırken, kişiyi günlük davranışlarını ve tutumlarını değiştirmeye yönlendirmektedir. Uyarıcı kontrolü: Bireyin uyumasını engelleyen ve tetik görevi gören tüm aktivitelerin azaltılmasıdır. Burada Amaç, kişiyi yatak odası ve uyku arasındaki bağa inandırmaktır. Rahatlama teknikleri Uyumadan önce yapılacak derin nefes egzersizleri, derin düşünme ve hafif kas açma hareketleri, zihni rahatlatacak ve günün stresini atacaktır. Uyku ve uyanma düzenini ayarlamak çok önemli! İnsanlar genel olarak aynı saatte yatıp kalkarlar. Bu tarz bir uyku düzeni, gündüz yorgunluğu ve gündüz uykularını en aza indirecek bir düzendir. 

İnsomnianın dışında kalan uykusuzluk ve huzursuzluk türleri üç grupta toplayabiliriz. 
+ Aşırı uyku hali. 
+ Aşırı uykuyla gelişen bozukluk. Genellikle ilk belirtileri 20-30 yaşlarında verir. Bu hastalarda gün içerisinde, 10-30 dakika süren, önlenemeyen uyku atakları vardır. Halk arasında karabasan denilen bir ağırlık hali, uykuya geçerken oluşan halüsinasyonlar eşlik eder. Tedavisi mümkündür.
+ Uyku apnesi: Uyku sırasında çok sayıda genellikle 30'dan fazla, kısa süreli (10 saniyeden az) solunum durmasıyla (apne) seyreden uyku bozukluğudur. Bazen şişmanlık, tek başına bu apnelerin nedeni olabilir. Horlama yine uyku apneli hastalarda sık görülen bir bulgudur. Diğer bir bulgu ise gün içinde aşırı uyku halidir. Öncelikle solunum yollarını daraltan veya tıkayan engeller ortadan kaldırılmalıdır. 
+ Huzursuz bacak sendromu, diş gıcırdatma, uyurgezerlik, gece yatak ıslatma, kâbuslar, gece korkuları ve gece terörü. Huzursuz bacak sendromu :Genellikle ergenlerde görülür. Bu tarz kişiler yattıklarında ayaklarında huzursuzluk hissederler. Ayaklarını hareket ettirerek, kalkıp dolaşarak bu huzursuzluğu gidermeye çalışırlar. 

Ferman Yatak fabrikası tarafından vücut basıncını azaltmak için özel olarak üretilmiş kişiye özel ortopedik yataklar, huzursuz bacak sendromu, bel ağrısı ya da rahatsız uykulara son verirken. Daha iyi uyumanız konusunda yardımcı olur. Visco Ortıopedik yataklar, Tamamen Doğal Lateks Yataklar .Uyku uzmanlarımıza mutlaka danışın


UYURKEN KİLO VERİN

Kilo vermek için diyet ve egzersizin önemini çok iyi biliyoruz, fakat bu konuda gizli bir silahınız daha var ki o da: yeterli uyku. Uykunuz, açlık hissi ile ilişkili olan leptin denen hormonun seviyelerini etkiler, böylece vücudunuz tok olduğunun farkına varır. Ayrıca iştahı tetikleyen ghrelin hormonu seviyesini düzenler. Yani uzun lafın kısası, Yetersiz uyuduğunuzda vücudunuzdaki leptin seviyesi düşerken ghrelin seviyesi artar, bu da uykusuz kaldığınızda daha fazla yemek yemenize sebep olabilir. Yakın zamanlarda yapılan bir araştırmada yeterince uyumayan kadınların iyi uyuyan kadınlara oranla günde 300 kalori daha fazla tükettiği tespit edilmiştir. Bu nedenle kilo vermek için iyi uyku büyük önem taşır. Yine buna benzer bir araştırmada, günde 7 ila 9 saat arasında uyuyan kadınların uykusuz kalan kadınlardan daha az kilolu olduğu tespit edilmiştir. Araştırmacılar günde 7 saatten az uyuyanların aşırı kilolu veya obez olmaya karşı genetik yatkınlıktan daha fazla etkilendiğini belirtiyor. İlginçtir ki, aynı durum günde 9 saatten fazla uyuyanlar için de geçerlidir. Yani çok fazla uyumakta kilo almaya sebep olabilir. Belinizin çevresindeki yağlanmaya sebep olan önemli etkenlerden ikisi endişe ve strestir. Yeterli uyumak anksiyete ve stresin üstesinden gelmenizi sağlar. Eğer gece iyi dinlendiyseniz, gün içinde egzersiz yapmak için kendinizi daha enerjik hissedersiniz. Bu sayede gün içinde egzersiz yaparak hem kalori harcamak hem de sağlıklı kalmak için kendinizi daha istekli hissedebilirsiniz. Bu arada egzersiz yapmak daha iyi uyumanızı da sağlar, böylece iyi uyku alışkanlıklarınızı gözden geçirerek hayatınızda uyku ve egzersizin birbirine faydalı olduğu bu döngüyü başlatabilirsiniz. 


ORGANİK YATAK NEDİR?

Organik ürün sektörü giderek büyümeye devam ediyor. Giyimden beslenmeye, kozmetikten bakım ürünlerine kadar pek çok üründe organik ürün çeşitlerini görüp satın alabiliyoruz. Doğal malzemelerle herhangi bir zararlı katkı maddesi kullanılmadan üretilen mobilya seçenekleri ise gün geçtikçe daha fazla ilgi topluyor. Son dönemin favorisi organik yataklar ise yeme üstünde yat tadında. Evet! Artık tamamen doğal malzemeler kullanılarak yapılan organik yataklar da üretiliyor. Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı uyku çekmenin önemi herkesçe malum. Organik yataklar da insan bedenine ve cildine zarar vermeyecek bir şekilde tamamen doğal ana malzemeler ve el işçiliği ile hazırlanıyor. Üretimde %100 doğal malzemeler kullanılıyor ve kimyasal yapıştırıcılar asla kullanılmıyor.  Organik yatakların üretiminde At kılı (at yelesi), Hindistan Cevizi ve Lateks gibi  %100 doğal malzemeler dahi tercih edilebiliyor. Günde ortalama 7-8 saat uyuyoruz. Vücudumuzun dinlendiği, hücrelerimizin yenilendiği aşama olan uyku vaktimizi en verimli şekilde geçirmemiz gerekiyor. Bu nedenle sağlıklı ve konforlu yatakları tercih etmemiz çok önemli. Organik doğal yataklar da bu amaç için biçilmiş kaftan diyebiliriz. At kıl, bağışıklık sistemine yardımcı olduğu gibi, hava sirkülâsyonunu mükemmel şekilde sağlar, özellikle çok terleyen ve romatizmalı kişiler için ideal bir yataktır. Bu yataklar için doğal klima etkisi yaratıyor diyebiliriz. At kılının kendine özel enerjisi ile anti-stres özelliği de vardır. Hindistan cevizi, besin olarak en lezzetli meyvelerden bir tanesidir, uykumuz için de çok önemli. Özellikle kabuğunda bulunan liflerin birçok hastalığa iyi geldiği ve yorgunluğu azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu yataklarımız da, doğal yapısı gereği, çocuklar ve orta yaş üstü kişiler için tercih edilebilecek, nemli ortamlara dayanıklı bir üründür. Latekspoda doğal sünger ile üretilen organik serimiz içerisindedir. Artık uykularımız daha rahat ve sağlıklı çünkü organik yataklar bize hem konforu hem de sağlığımızı başucumuza kadar getirdi. Şimdi uykular daha güzel.

 

YORGUNLUĞU YENMENİN YOLLARI

Yorgunluk bir nevi “zehirlenme” sayılabilir. Çalışmaktan yorulan adale “laktik asit” meydana getirir. Yorgun bir adaledeki laktik asidi giderebilirsek, o adale derhal çalışabilecek duruma gelecektir. Günlük hayatımız boyunca, yorulan adalelerimizin meydana getirdiği laktik asitle “kendimizi zehirleriz”. Bundan başka adalelerin çalışmaları esnasında vücudun oluşturduğu başka “yorgunluk toksinleri” daha vardır. Kan dolaşımı esnasında bu yorgunluk toksinleri vücudun her tarafına taşınır. Dolayısıyla sadece adalelerde yorgunluk hissetmekle kalmaz, bütün vücudumuzla yoruluruz. Bu yorgunluk da en büyük hisse de beyine düşer. Tabii ki yorgunluk sadece kimyasal bir olay değil, aynı zamanda “biyolojik” nitelik de taşır. Yorgunluğu tam anlamıyla ortadan kaldırmak söz konusu olmadığı için, vücut hücrelerinin dinlenmelerine yardımcı olmak gerekir. Hücrelerdeki tahribat onarılmalı, beyinin sinir hücreleri yenilenmelidir. Yorgunluk hissedildiğinde, vücudun eski gücünü kazanabilmesi için uyku şarttır. Bütün gün masa başınd, kafasını yorarak çalışan bir kimse, kendini yorgun hissettiğinde dinlenmek için uzanıp yatmak istemeyebilir. Bunun yerine uzun gezintilere çıkacak, temiz açık havada dolaşmayı tercih edecektir. Okuldan eve gelen, uzun uzun ders çalışan çocuklar da dinlenmeyi yatıp uyuyarak yapmazlar. Koşup oynayarak dinlenirler. , Bunun nedeni açıktır. Vücudun belirli bir kısmı örneğin beyin, gözler, eller ya da bacaklar yorulduğu zaman, o uzvu yeniden güçlendirmek, zindeleştirmek için en iyi yol vücudun diğer kısımlarını çalıştırmaktır. Başka türlü söylemek gerekirse, düzenli, aşırı kaçmayacak bir hareketlilikle de dinlenebiliriz. Kapalı yerlerde çalışanlar, dimağı faaliyeti yoğun olan kimseler, açık hava sporları (yürüyüş, tenis, bisiklet, binicilik, yüzme vs.) yaparak dinlenirler. Hareket soluk alıp vermeyi hızlandırır. Kan dolaşımı hızlanır. Hormonların eylemi artar. Vücuda yararsız maddeler yorgun kısımlardan atılır. Ancak genel bir yorgunluğun tek çaresi güzel bir uykudur. En iyi uykuyu bulmak için de sağlıklı, konforlu ve diğer bir tabirle ortopedik bir yatak gerekir. Biz bu konuda size istediğiniz tipte bire yatak yaparak yardımcı olmaya hazırız.

 

SABAH EGZERSİZİ YAP İYİ UYU

Kan basıncınızı düşürmek ve ayrıca geceleri daha iyi uyumak için sabah saat 07.00 civarında yapılan egzersizler faydalı oluyor. Appalachian Devlet Üniversitesinden Dr. Scott Collier  ve asistanları haftada üç defa orta yoğunlukta egzersiz yapan 40 ile 60 yaş arasındaki bireylerin ve uyku düzenlerini takip eden bir araştırma yapmışlar. Kişilere koşu bandında sabah 07.00, öğlen 13.00 ve akşam 19.00’da yürüyüşler yaptırılmış. Sabah 07.00’de yürüyüş yapan kişilerin tansiyonu %10 düşmüş ve gün boyunca düşük kalmaya devam etmiş. Ayrıca sabah egzersizi yaptıkları günlerin gecesinde tansiyonlarında yaklaşık %25 düşüş görülmüş. Öğle veya akşam vakitlerinde egzersiz yaptıkları günlere göre daha uzun uyumuşlar ve gece boyunca daha fazla faydalı uyku döngüsü geçirmişler. Yüksek tansiyonun uyku üzerinde büyük etkisi bulunuyor. Collier bunu şöyle açıklıyor: “Kan basıncımız gece vakti düşer ve vücudumuzun kendini yeniden düzenlemesine yardımcı olur. Kan basıncı belirli bir aralıkta kalır, damar sisteminin ve kalbin rahatlamasına yardımcı olur. Kötü uykunun uzun vadeli klinik sonuçlarının hipertansiyon, kalp krizleri ve miyokart enfarktüsünü içerdiğini biliyoruz. Ayrıca, obezite ve diyabet de kötü uyku ile ilişkilendirilebilir. Dr. Collier aslında akşam yapılan egzersizlerin daha faydalı olacağı sonucunu elde etmeyi beklerken bir sürpriz ile karşılaşmış; “Şaşırtıcı bir şekilde sabah 7’de yapılan egzersizin akşam 7’de yapılana göre gün boyunca tansiyonun düşürülmesine ve gece iyi uyumaya daha çok yardımcı olduğunu gördük. Öğlen 1’de yapılan egzersizin ise kan basıncı ve uyku açısından faydaları daha azdı.” New York Presbiteryan Hastanesi Kalp ve Göğüs Cerrahisi Bölümünden Dr. Halit Yerebakan, araştırma ile ilgili yorumlarında şunları belirtiyor: “Sabah egzersizi uyku düzeninde olumlu değişiklikler sağlarken zihinsel ve fiziksel olarak da faydalı olur. İyi uyku kan basıncının dengelenmesine yardımcı olur, kalp sağlığını olumlu etkiler, stresi azaltır, kilo kontrolüne katkıda bulunur. Derin uykuda daha uzun zaman geçirmek, vücudun kendini onarmasına daha fazla imkân tanır. Doğru zamanda egzersiz yapmak ve iyi uyumak, yüksek tansiyon başlangıcı durumunda olan kişilerin yüksek tansiyon hastası durumuna gelmesini önlemeyi sağlayabilir.” 
İyi yatakta, iyi bir uyku çekin sağlıklı yaşayın! Vücudunuza uygun ortopedik yataklar için uyku uzmanlarımıza danışabilirsiniz.

 

BEBEKLER İÇİN TEHLİKELİ UYKU ÜRÜNLERİ

Bebeklerin uyku ortamı için ebeveynlerin veya bakıcıların tercihleri; sıkışma, boğulma ve ani bebek ölümleri sendromu açısından bebeklerin ebeveynler veya diğer aile bireyleri ile aynı yatakta yatması konuları bilimsel araştırmacılar tarafından incelenmiştir.  Sonuç; Güvenli Uyku Kampanyası, anne ile bebeğin aynı yatakta yatmasını tavsiye etmiyor. Anne, baba veya başka bir ebeveyn, bebek ile birlikte uyurken onu sıkıştırıp nefes alamamasına ve boğulmasına sebep olabileceğinden bebeklerin anne ile aynı odada fakat ayrı yataklarda yatmaları tavsiye ediliyor.  Amerikan Milli Sağlık Enstitüleri, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ve diğer kuruluşlardaki araştırmacıların raporlarına göre, tavsiyelere rağmen Amerika’da bebeklerin yaklaşık %55’i halen riski artıran uyku ürünleri ile uyuyor. Güvenli Uyku Kampanyasına göre, yumuşak nesneler ve kalın battaniyeler, kalın kapitoneler ve yastıklar gibi gevşek, dağınık veya sarkık uyku ürünleri bebeğin hava yollarını tıkayabiliyor ve boğulma riski oluşturabiliyor.  Yumuşak yataklar ve uyku ürünleri de ani bebek ölümü sendromuna yol açabiliyor. Bebek bakıcısından toplanan verilere göre 1993 ile 1995 yılları arasında bu tür güvensiz uyku ürünlerinin kullanımı % 85,9 iken 2008-2010 yılları arasında bu oran % 54,7’ye düşmüş. Araştırma sonuçlarının ilk yazarı CDC Üreme Sağlığı Bölümünden Dr. Carrie K. Shapiro-Mendoza bu durumu şöyle açıklıyor. Ebeveynler iyi niyetli olabilir, fakat battaniyeler, kapitoneler ve yastıkların bebekler için boğulma kazası ve ani ölüm sendromu riskini artırdığını anlamamış olmaları mümkün.”Sağlık açısından faydaları ve riskleri, emzik kullanmayı bırakmanın doğru zamanı ve zorluk derecesi gibi açılardan derinlemesine incelenmesi gereken bir konu. Fakat biz burada sadece güvenlik açısından değerlendirmek istedik ve Baby Center'dan pediyatri uzmanı George Cohen'in görüşlerini aktarıyoruz. Bazı araştırmalar, ani bebek ölümü sendromu açısından emzik ile uyumanın koruyucu etkisi olabileceğini gösteriyor".Bu durumun sebebi tam olarak bilinmiyor, fakat em
zik ile uyuyan bebeklerin ani ölüm riskinin oransal olarak daha az olduğu belirlenmiş. Bebekleriniz için, doğru yatak ve uyku uzmanlarının doğru tavsiyeleri ile daha güvenli bir uyku sunabilirsiniz. 

 

YATAK TERLETİR Mİ?

Sıradan yayılı yataklara göre, esnek yapısı ve vücudunuzun şeklini alma özelliği bulunan visco yataklar, uzandığınızda vücudunuzu sardığı için diğer yataklardaki gibi boşluk kalmaz, dolayısıyla boşluklardan hava girmez ve bu da vücut ısınızı artırır. Bu durum sizin konforunuzu çok etkileyen bir özellik değildir. Çünkü, yatakta kullanılan kılıf ve daha sonrasında üzerinde sizin kullandığınız nevresimin kumaş özellikleri sayesinde bu durum dengelenir.
Visco yataklar açık hücreli ve kapalı hücre olarak ikiye ayrılır. Bunlarda kapalı hücre üretilenlerde terletme özelliği görülürken, açık hücreli olanlarda terletmenin olmadığı gözlenmektedir. Yani nefes alıp nefes veren, hava sirkülasyonu olan bir yapıya sahiptir.
Açık hücreli yapısı sayesinde mikrop ve bakteri barındırmaz ve anti-alerjik bir yapıya sahiptir. Bütün bu özellikler göz önünde bulundurulduğunda, Visco aslında terleten bir malzeme değildir, ama diğer yataklara göre daha sıcak tutar.
Yatak alırken vücut yapınıza en uygun yatağı seçmek önemli bir unsurdur. Bütün bunların dışında unutulmaması gereken şey şudur! Vücut, alışkın olduğu ortam değiştiği zaman her yerde tepki gösterir ama yeni ortama alışması için 7 gün gibi bir süre yeterlidir. Yani visco yatak kullanmaya başladıktan sonra vücudunuz kendini bu yatağa göre ayarlayacak ve zamanla ısı dengesini sağlayacaktır.

 

YATAK ALIRKEN DİKKAT EDİN!

Uyku, bedenimizi gerçekten dinlendiren ve güne hazırlayan tek şey! Uykumuzun güzel olmasını sağlayan ve bedenimize bu rahatı yaşatan en önemli şey de yatağımız! Her şeyin fazlası zarar. Fazla yumuşak, fazla sert, fazla küçük veya çok eski bir yatak iyi bir uykuya engel olur. Rahat olmayan, vücudu desteklemeyen bir yatakta derin ve dinlendirici bir uyku almak mümkün değildir. Vücuda uygun, doğru şekilde destek sağlayan rahat ve yeteri kadar geniş bir yatak, kesintisiz ve dinlendirici bir uyku için gerekli en önemli şeydir. Yatağın uyku esnasında çok fazla dönme ihtiyacı hissetmemenize ve eşinizin hareketlerinden etkilenmemenize yardımcı olması gerekir, böylece sabah uyandığınızda yorgun hissetmez ve ağrılar çekmezsiniz.

Yeni bir yatak satın alırken dikkat etmeniz gerekenler:
- Doğru Yatak Ölçüsü: Çoğumuzun uyku ile ilgili en çok şikayet ettiği durumlardan biri, eşler ile birlikte uyurken eşin hareketlerinden dolayı rahatsızlık hissetmedir. Bu nedenle bütçenizin imkan verdiği kadar büyük bir yatak satın almaya çalışın. Yatağın çiftlerden her ikisinin konforuna da uygun olup olmadığına dikkat edilmesi önemlidir. Visco ya da Lateks yataklar içinde yay bulundurmadığı için bu konuda tercih sebebi olabilir.
- Ağırlığınıza ve Vücut yapınıza göre, sizi en uygun şekilde destekleyecek bir yatak satın alın: Yatağın reçetesi yani içinde kullanılan malzemeler ve miktarı çok önemlidir. Bu malzemeler sizin vücudunuza uygun mu bir uzamana mutlaka sorun ve detaylı bilgi isteyin. Deneme imkanınız varsa yatağın üzerinde minimum 3 dk uzanarak, vücudunuzla uyumuna bakabilirsiniz. Yatak çok yumuşak olursa vücudunuz gömülür ve sırt ağrısı hissedersiniz; yatak çok sert olursa basınç vücudun kalçalar ve omuzlar gibi belirli bölgelerinde yoğunlaşır, rahatsızlık verir ve kan dolaşımını zayıflatabilir. Bütün bunları göz önünde bulundurarak orta sertlikte bir yatak tercih edebilirsiniz.
- Bazanın, Karyolanın ve Yatağa uygun olmasına dikkat edin: Yatağınızın altında kullanacağınız baza ya da karyolanın, yatak ile aynı ölçülerde olmasına dikkat edin. Böylece yatağınız kaymaz, ya da taşmalar olmaz ve daha konforlu olur. Son dönemde popüler olan latalı bir baza tercih edebilirsiniz. Latalı baza, yatağınıza daha fazla esneklik kazandıracaktır, ayrıca alttan hava aldığı için yatağınızın içinde bakteri, küf ve mikrop üremesini azaltacak ve yatağınızda bu nedenle koku oluşmasını geciktirecektir. Ama Visco ya da Lateks yataklar, açık hücreli yapısı ve antibakteriyel özelliğe sahip olması nedeniyle her zeminde size hijyen ve konfor sağlayacaktır.. 
- Uyku kalitenizi korumak için yatağınızın belirli aralıklarla yenilenmesi gerekir: İdeal olarak yedi yılda bir yeni yatak satın almanız tavsiye edilir. Bu, sadece yatağın yıpranması ile ilgili değildir, fakat belirli bir zaman sonra yatak aynı rahatlığı ve vücut desteğini sağlamaz, sağlıklı ve rahat bir uykuya imkan vermez. Ayrıca, insan vücudu yatağın içine her gece 285 ml sıvı döker (ter ile) ve yılda ortalama 454 gram ölü deri hücresi bırakır. Yatağın içinde bu ölü deri hücrelerinden beslenen mite’lar ve bu mite’ların dışkılarından beslenen bakteriler vardır. Bunlar çok hızlı ürerler ve birkaç yıl içinde yatağın içinde sayıları birkaç milyona ulaşır. Yatağın zamanla kötü kokmasının sebebi bu canlılardır, ayrıca bunlar alerjiye ve başka sağlık problemlerine yol açabilir.

 

BEBEKLERİN UYKUSUNU DÜZENE SOKMAK İÇİN ÖNERİLER

+ Bebeğinizi ya da Çocuğunuzu mümkün olduğunca aynı saatlerde yatırmaya dikkat edin. Bir süre sonra biyolojik saati kendini o düzene alıştıracak ve uykusunun düzene girmesini sağlayacaktır.
+ Eğer Banyo günü ise, banyosunu, uyku saatinin hemen öncesinde yaptırın.
+ Yatmadan önce ona hareketli aktiviteler yaptırın. Örneğin küçük bebeklere masaj, jimnastik gibi ya da çocuklarla hareketli oyunlaroynamak gibi aktiviteler, daha rahat uyumalarını sağlayacaktır.
+ Uyuması için kullanılan en yanlış yöntemlerden biri budur ama yapmayın, çocuğunuzu ayağınızda sallamayın.
+ Çocuğunuzu bebekliğinden itibaren sese alıştırın . Ufak Seslerle uyumaya alışması, ileride de daha rahat uyku uyumasına yardımcı olacak alışkanlıklar kazanmasını sağlayacaktır. Evin içindeki olağan seslerin yanı sıra, onu uykuya yatırdığınızda hafif bir müzik sesi açmanız, mırıldanarak şarkı söylemeniz ve masal anlatmanız, bebeğinizin hem uykuya geçişini kolaylaştıracak, hem de ileride her ortamda uyuyabilme alışkanlığı kazanmasını sağlayacaktır.
+ Çok sıcak ya da soğuk ortamda uyku sandığınız kadar verimli olmaz. Oda sıcaklığının normal derecelerde olması çok daha sağlıklıdır. Ayrıca gerektiğinden fazla süre çocuğunuzu uyutmaya çalışmayın. Vücudunun ihtiyacı kadar uyuması yeterli olacaktır.
+ Uykuya yatırmadan önce mutlaka ihtiyaçlarını karşılayın suyunu içirin, altını değiştirin, karnını açsa doyurun ama hafif yiyeceklerle ya da bebeğinizin süt ihtiyacını karşılayın.
+ Güzel göründüğü için ya da sıcak tuttuğu için tercih edilen kalın, rahatsız giysileri giydirmeyin. Kıyafetlerin görüntüsünden çok rahatlığı ve işlevi daha önemli unutmayın.
+ Özellikle ilk bebeklikte mutlaka bebeğinizin gece gündüz farkını öğrenmesini sağlamalısınız.
+ Yanınızda sizin yatağınızda yatırmayın. Her gün yatağına yatmasını, yatağının uyku alanı olduğunu anlamasını sağlayın. Kendi yatağına alışması, uykusunun düzene girmesi açısından çok önemlidir.
+ Uyku zamanı geldiğinde bir türlü uyumak istemiyorsa ve ağlıyorsa, onu yalnız başına yatağında bırakmayın. Onula biraz zaman geçirin ve uykusunun gelmesini sağlayacak yukarıda bahsettiğimiz yöntemleri uygulayabilirsiniz.
+ Uyuması için tamamen sessiz ve mümkün olduğunca karanlık bir ortam oluşturmaya çalışmayın. Parlak ışık ve dikkat dağıtıcı gürültü uykuya dalmaya engel olur.
+ Gece uyanıp yanınıza geldiğinde, onu yatağına götürmeniz, gerekirse bir süre onun yanında oturarak, uyuyacağı yerin, kendi yatağı olduğunu tekrar hatırlatmanız gerekir.
+ Bir süre kendiniz güvende hissetmesi ve daha rahat uyuması için sevdiği bir oyuncağı yanına almasına izin verebilirsiniz.

 

BEBEKLERE UYGUN YATAK

Hayatınızın en küçük bireyinin en büyük yeri kaplaması böyle bir şey herhalde. Bebeklerinizin gelişiminin, yaşamının ve gün içerisindeki hareketliliğinin sağlıklı olması için uyku düzeni, yattığı yatak ve bulunduğu ortam çok önemlidir!Bebeklerin huzurlu bir gece uykusu alması hem onun hem de sizin güne zinde başlamanızı sağlayacaktır. Bunun için; Öncelikle havalandırılmış ve hijyeni sağlanmış bir odaya ihtiyacınız var. Ferah çok sıcak olmayan uygun bir oda sonrasında en önemli şey işe yatak. Bebeklerin yatış şekli ve yattığı zemin gelişimleri açısından çok önemlidir. Bu yüzden de onlar için en uygun olanı aynı zamanda en doğal olanıdır. Bebeklerinizi 3 yaşına gelene kadar tamamen doğal pamuk, yün yataklarda yatırabileceğiniz gibi organik malzemelerin bir arada kullanıldığı özel bebek yataklarını da tercih edebilirsiniz. Özellikle Hindistan Cevizii kabuğu lifleri yani coco malzeme, bir bebek için en uygun yatma zeminini oluşturabilir. Esnek ve ne sert ne de çok yumuşak olmayan özel dokusuyla bebeklerinizin vücut gelişimini desteklerken, terletmez özel nefes alan antibakteriyel yapısı ile onun huzurlu ve sağlıklı uyumasını sağlar. Yeni dönemin gözdeki organik yatakları mutlaka inceleyin

 

KALİTELİ BİR UYKU İÇİN

Gün boyu çalıştınız koşturdunuz ve artık yatağınıza kavuşmak tatlı tatlı uyumak ve dinlenmek istiyorsunuz. Peki Nasıl? Uygun uyku ortamını oluşturmak, kaliteli bir uykuyu garantilemenin ilk koşullarından biridir. Uyku ortamı içerisinde en önemli şeylerden biri vücudunuza uygun yatağı seçmek. Vücut ağırlığını eşit olarak dağıtabilen, vücut boşluklarını dolduran  iyi bir Visco yatak ya da Latex yatak alabilir, tamamen doğaldan yanayım diyorsanız organik malzemeli bucudunuzu ve ruhunuzu dinlendirecek malzemeli yatakları tercih edebilirsiniz. Nede olsa her hareketinizde gıcırdayan bir yatak istemezsiniz elbet. Bu sizin uykunuzu böldüğü kadar, partnerinizin uykusunu da böler. Işığa karşı duyarlıysanız yatak odanıza hiç ışık sızmadığından emin olun çünkü bu beyindeki melatonin seviyesini azaltabilir. Geceleri, özellikle sese karşı duyarlıysanız kırmızı gürültü veya okyanus sesi veren ses aygıtları uykunuz için  mucizeler yaratabilir.
Derin ve dinlendirici bir uyku için yatak odanızın sıcaklığını düşürün çünkü insanlar daha soğukta daha iyi uyurlar.

 

BENİM İÇİN EN DOĞRU YASTIK HANGİSİDİR

Uykunuzda size arkadaşlık eden en önemli uyku ürünlerinden biri yastıklar! Gövdeniz ve başınızı birbirine bağlan boynunuz vücudunuz için çok ama çok önemli.  Onu rahat ettirmek gün içerisinde ağrısız ve daha huzurlu olmanızı sağlayacak. Çünkü Boynunuzda meydana gelen ağrılar oradan kollarınıza kadar ulaşabilir ve ilerleyen zamanlarda ciddi sağlık problemlerine neden olabilir. Yastık seçiminde önemli olan şey, orta sertlikte ve vücudunuzun merkezi ile olan yüksekliğini bozmayan yastıklar seçmektir. Yastık seçiminde de, yan, sırt üstü gibi yatış pozisyonlarınızda önemli. Yastığını mutlaka boynunuz ve omzunun arasında kalmalı ki, daha rahat bir uyku çekin. Bu arada son dönemin en konforlu ürünlerinden olan Visco yastıklar, ya da tamamen doğal yün yastıklar hem sağlıklı hem de konforlu uyumanızda yardımcı olacaktır. Bacaklarınızın Arasına Yastık Koyun: Düşük seviyede sırt ağrısı çekiyorsanız bu durum uykunuzu etkileyebilir. Yan yatarak uyuyanlar bacaklarının arasına ince bir yastık koyarak uyuyabilirler. Eğer sırtüstü yatmayı seviyorsanız yastığı dizlerinizin altına koyabilirsiniz. Yastık Boyutunuza Ve Yüksekliğine Dikkat Edin: Eğer sabah yorgun ve hafif boyun ağrısıyla uyanıyorsanız suçlu yastığınızdır. Çok yüksek veya çok alçak yastıklar problem yaratabilir. Sırtüstü yatarken yastık boynunuzu desteklemeli. Eğer yana dönük yatıyorsanız burnunuzun vücudunuzun merkezi ile aynı hizada olması gerekir. Yüzüstü yatmaktan mümkün olduğunca  kaçının. Ayrıca yatmadan önce boynunuzu yormayın. Yatakta televizyon seyretmek boynunuzu yorabilir. Ferman Yatak Fabrikası'nın doğru uykuyu vermek için tasarlanmış yastıklarından biri mutlaka sizin için en doğru yastık. Visco boyun destekli yastık, Lateks yastık ya da yün yastık uyuma biçiminize göre başınızı ve boynunuzu destekleyerek, kafadaki basıncın azalmasını sağlayan bu yastıklar, hem konforlu hem sağlıklı..

 

UYKUDAN SÜREKLİ UYANIYORUM

Her şey hazır, uyumak da istiyorsunuz ama uykunuz esnasında neden defalarca uyanıyorsunuz ya da uykunuz bir şekilde bölünüyor? Bu soruların pek çok tıbbi ve psikolojik cevabı olabilir çünkü uzmanlar yaklaşık 85 türde uyku hastalığının olduğunu söylüyor! Uyku bozuklukları trafik ve mesleki kazalara dahi neden olabilmesi nedeniyle aslında bir halk sağlığı sorunudur ve çok önemlidir! Zihninizin ve hücrelerinizin kendini yenilediği, vücudunuzun dinlenerek hayata güç kazandığı çok ama çok önemli bir zamandır uyku. Yaşamın kesintiye uğraması ya da kaybedilen zaman gibi düşünmemek ve uzmanların defalarca anlattığı şekilde, düzgün ve yeterli uyku almak insan sağlığının vazgeçilmezlerinden biridir. Çok aydınlık olmayan, yüksek sesin olmadığı, uyumak için ideal olan, vücudunuza uygun yatak ve yastığınızı hazırlayıp güzel bir gece uykusu için bütün ortamı sağladıktan sonra iyi geceler deme zamanı. Unutmayın gece uykusu en önemli olan, başka hiçbir saatteki uyku, gece uykusu gibi olamaz. Her şeye rağmen uyku bölünmeleriniz devam ediyor, nefes darlığı yaşıyor, sürekli kötü rüyalar görüyorsanız, bir uzamana danışarak, çok önemli olan uyku hastalıklarından ya da sorunlarından kurtulmak için tedaviler deneyebilirsiniz. Unutmayın, uyumayan ve dinlenmeyen bir insan bir sonraki güne sinirli, mutsuz ve sağlıksız başlar. Uykunuza önem verin.

 

HORLAMANIN NEDENLERİ NELERDİR?

Mışıl mışıl uykular, hem bedenimizin hem de ruhumuzun en yakın arkadaşı, ama bu arkadaşlığın arasına giren hatta zaman zaman tartışmalara neden olan bir kara kedi var ki; o da horlama. Öncelikle Söylemeliyiz ki, bilimsel verilere göre, 35 yaşını aşmış erkeklerin % 35’i aralıklı olarak ya da yatış pozisyonuna bağlı olarak horlamaktadır. Yoğun bir günün ardından, alkol kullanılmasından sonra, sırtüstü yatarken horlamak genelde masum bir horlamalardır. Horlarken, nefes kesilmesinin olmaması durumunda horlama, horlayandan çok yanında yatanlar için uykularında uyandıkları ve sesten rahatsız oldukları için sorun teşkil etmektedir. Bu durumlarda tedavi, horlayanlar için değil yatak partnerleri’nin ya da oda arkadaşlarının kararıyla ve uyku sağlıkları için yapılmaktadır. Bunun dışında hemen hemen her gün, yüksek şiddette ve uykuda nefes kesilmelerinin eşlik ettiği horlamalar gerek hastanın yaşam süresini kısaltması gerekse beraberinde önemli hastalıklar için risk oluşturması nedeniyle tedavi edilmesi gereken önemli bir sağlık sorunu oluşturmaktadır. Peki ne yapabiliriz? ideal kilomuz üstündeki kilolarımızdan kurtulmak oldukça  iyi bir başlangıç olacaktır. Gece uyku öncesinde alkol alınımının azaltılması, en az 4 saatlik açlık ile yatağa gidilmesi ve uyumadan sakinleştirici ilaçların kullanılmaması ile birçok basit horlamanın önüne geçebiliriz. Ama tabi kullandığınız yatak ve yastık da çok önemli. Uyurken vücudun doğru açıda kalmasını sağlayan Ferman Horlama ve Reflü yastıkları, visco yastıklar bu konuda size yardımcı olucak uyku ürünleri olacaktır. Bu doğru ürünlerle gülü güle horlama diyebilirsiniz. Doğru yastık, vücut ve boynun korunmasını da sağlayarak, ağrısız ve rahat bir uykunun da sizin olmasını sağlar.

 

YATAĞA NASIL YATMALIYIZ?

Uyumak için her şey hazır ve siz artık yatağınızdasınız. Uykuya dalmanın çok zor olduğu zamanlar da var hayatımızda, yatağa girer girmez gözümüzün kapandığı zamanlar da. Peyki uyurken siz en çok hangi pozisyonda yatmayı seviyorsunuz? Yatağınızın konforu ve vücudunuza uygunluğu, aslında yatış pozisyonunuzu da belirliyor diyebiliriz. Rahatsız ve vücut basıncınızın dengelenmediği yaylı yataklarda, yatağınızda neredeyse bir tam tur atabilir, sağa sola sürekli dönüp kendinize en rahat uyku pozisyonunu ararsınız. Oysa sağlıklı bir uyku için, yatağa yapılan basınç esnasında yatağın bu basıncı dağıtarak size konforlu bir uyku sunması gerekir. Visco ya da Latex malzeme kullanılarak üretilen yataklar, yapısı gereği size bu özelliği sağlar. Güzel ve iyi bir yatak seçtikten sonra yatağınızda rahatça uyuyabilirsiniz. Yatağınız çok rahat da olsa, uzmanlar yatarken sol tarafa dönük olarak çok uzun süre yatmamak çünkü bu kalbi yoran ve nefes almayı daraltan bir pozisyon. En faydalı ve belki de en az zarar görebileceğimiz yatış pozisyonu ise “sağ yana yatarak ve ayakları vücuda doğru çekerek uyuma" şekli olarak belirtiliyor. Bu yatış seklinde hem mide ve bağırsaklar korunmakta, hem de sindirimin daha kolayca tamamlanması mümkün kılınıyor.

 

AT KILI YATAKLARIN ÖZELLİKLERİ

Son yıllarda oldukça gözde bir ürün olan ama aslında isveç’de yüzyılı aşkın süredir kullanılan, at kılı  (at yelesi) yatağınız için muhteşem bir dolgu malzemesi. At yelesi, doğada bulunan en elastik ve esnek dolgu malzemelerinden biridir. İçerisindeki hava kanalları sayesinde doğal klima ortamı sağlayan At Kılı yataklar ile, hem sıcak hem de soğuk ortamlarda rahat etmeniz sağlanır. Bu yataklar vücudunuzu ideal sıcaklıkta tutar. Hatta bu yataklar için en güzel isim Doğal Klimadır, çünkü Mükemmel havalandırma özelliğine sahiptir. Yatağa yattığınız an, vücut basıncınız yatağa dağılır ve bel boşluğunuzu en iyi şekilde doldurarak size dünyanın en konforlu uykularını sunar. Neden Tercih etmelisiniz? Doğal At Kılı, en iyi ve en yüksek kalitedeki yatak dolgu malzemesidir. Bu malzemeyi çok özel kılan şey, üzerine ne kadar yük binerse binsin, at kılı liflerinin arası sürekli boş kalacağından havalandırma özelliğinden hiçbir şey kaybetmez. Doğal At Kılı, kılıfın hemen altında kullanılması halinde maksimum performans ve konfor sağlar.Ve Bir Not: At Kılı elde etme süreci hayvana hiçbir zarar vermeden gerçekleşen bir işlemdir. Tamamen doğal, el işçiliği ile hazırlanan ve mükemmel uykunun diğer adı olan At kılı yatakları mutlaka kendinize ve uykunuza hediye edin.Ferman Yatak Fabrikası'nın usta ellerde ürettirdiği Atigo Serisi yatağını mutlaka inceleyin.

 

YÜN YASTIKLARI

Geçmişten Geleceğe Yün Yastıklar Doğanın ve doğallığın, uyku ürünlerindeki yeri günden güne artarken, yün malzemenin aslında bizim bir geleneğimiz olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yün geçmişten günümüze kadar pek çok yatak, yastık ve yorganın ana malzemesi olmuş, uyku konforunun vazgeçilmezleri arasına girmiştir. Öyle ki; aile içerisinde yaşça büyük olanlara sorsanız, ondan asla vazgeçemez ille de benim yün yastığım, yün yatağım der. Çok haklı! Terlemeden, boynunuzu ve başınızı uyku esnasında destekleyen, tamamen doğal yün yastıklar, tüm zamanların en konforlu ürünlerinden olmaya devam edecek. Üstelik yün yastıkları bebekleriniz için de son derece güvenle kullanabilirsiniz. Yün tamamen doğal ve nefes alan bir malzemedir. Vücut ikliminize tamamen uyum sağlayarak, sıcaklık ve nem dengesini en iyi şekilde ayarlar. Yün hem antibakteriyel bir üründür, hem de yanmaz. Bütün bu güzel özellikler de gösteriyor ki, eskilerin bir bildiği var


RENKLER HAKKINDA

Renkler, hayatımızın her anında bize enerjisiyle, görselliğiyle ve bize yaptığı etkiler ile eşlik ediyor. Bu sebeplerle de yaşadığınız yerdeki renkler, üzerinde taşıdığınız renkler psikolojinizi ve yaşamınızı çok etkiliyor. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, Uzmanlar sevdiğimiz renklere göre kişilik analizi yaparak, bize ruh halimizi anlatıyorlar. Peki yaşadığımız yer nasıl olmalı? Bu konuda aslında evimizin mimari yapısı, kullanımı, odaların işlevi ve aldığı ışık miktarı önemli, renkleri seçerken mutlaka bunları göz önüne almalıyız. Mesela Mavi rengin rahatlatıcı bir etkisi vardır ve çalışma odaları için oldukça uygun bir renktir.Bu rengi yatak odanız ve banyonuzda da kullanabilir huzuru evinize hediye edebilirsiniz. Ayrıca mavinin iştahı kesmek gibi bir etkisi vardır. Eğer çalışırken bir şeyler yemekten kendinizi alamıyorsanız, mavi rengin gücünü kullanın.
Yeşil renk; yenilenmeyi, başarıyı, canlanmayı, bolluk ve bereketi temsil eder. Bu pozitif rengi çalışma alanlarınızda ya da ofisinizde kullanabilirsiniz. Evinizin duvarlarında yeşili kullanmak istemezseniz, büyük bitkileri dekorasyonunuzun bir parçası haline getirebilirsiniz. Koyu ve gizemli bir renk olan siyah ve tonları, gücü sembolize eder. Siyah renk, ev dekorasyonunda genellikle depresif bir hal yarattığı için kullanılmaz. Ancak kullanacağınız küçük siyah objeler, mekanınıza seksi ve sofistike bir hava katar. Ya da duvarınızın bir bölümünde fon uygulaması yaparak kullanabilir, halı ve zemin dekorasyonu rengi olarak tercih edebilirsiniz. Aşkın ve enerjinin rengiKırmızı.  Bulunduğu ortama anında enerji katar ve kişilere güven duygusu verir. Bu renk yatak odasında kullanıldığında ise tutkuyu artırır. Kırmızı ile aşkı yaşayın. Feminen ve romantik bir renk olan pembe, masumluğu ve pozitif enerjiyi sembolize eder. Pembeyi evinizde açık kahve tonlarıyla kullanabilirsiniz. Evinizin en romantik olmasını istediğiniz kişi yatak odanız ise kesinlikle doğru renk, ama mutfakl da da pembe ve beyaz çok güzel olacaktır. Çocuk odalarının da vazgeçilmez rengi olan pembe, aynı zamanda her renkle uyumlu olması ile iyi bir seçim olabilir. Turuncu da kırmızı ve sarı gibi enerjik bir renktir. Bu sıcak renk tonu, pozitifliği, neşeli olma halini ve sosyalliği artırır. Çocuk ve oyun odalarında kullanım için oldukça uygun bir renktir. Ahh rüyalar rüyalar şarkıların, sohbetlerin hatta bazen ilişkilerde çiftlerin anlaşma konusu olurken, pek çok bilim adamının araştırdığı zaman zaman deneyler yapmaya çalıştığı bir sır küpüdür aynı zamanda. Tüm gün boyunca koşturup çalışmaktan yorgun düşen bedeniniz ve zihniniz, vücudunuz için doğru seçtiğiniz yatakta mışıl mışıl uyurken, zihniniz kendini kaptmayıp düşüncelere devam ediyor. Tabi gündüz kadar aktif değil ama kendini Alfa seviyesine düşürerek aslında bir anlamda bekleme moduna alıyor kendini. İşte bu anlarda uzmanların açıklamasına göre rüyalar uykunun genel karakteristik özelliği ve uykunun hızlı göz hareketi yani (REM) adlı evreleriyle yakından ilişkili bulunan, görsel ve işitsel algı ve duygulardır. Çeşitli inanışlara ve tahminlere de neden olan rüyalar, her zaman için ilginç ve yoruma açık konular olma özelliğini korur. Farklı psikoloji ekollerinin, parapsikologların ve deneysel spiritüalistlerin rüyaları farklı biçimlerde açıklama çabaları süre dursun, anneler tezeler hatta arkadaşlar da duruma el koyu, görülen rüyaları yorumlayarak bilime katkılar sunmaya çalışmaktadır. Rüyaların işleyişinin açıklanması bilimsel topluluğun genel kabulüne göre varsayımlar düzeyinden öteye pek gidememiş olmakla birlikte, sırrını hala korumaktadır. Güzel rüyalar görmek için bilinç altınızın temiz ve ruhunuzun huzurlu olması çok önemli. Çok yorgun bir vücut ve beyin size oyunlar oynayabilir. Güzel bir uyku ve tatlı rüyalar için yatak odanızın konforu çok önemli. Rahat bir yatak ve yastık, ferah ve havalandırılmış bir oda, güzel renkler Her şey hazırsa tatlı Rüyalar


FENG SHUI YATAK ODASI

Son derece popüler bir yaşam biçim olan Feng Shui’de yatak odalarının yerleşimleri çok önemli. Hayatımızın en dinlendirici kısmı olan uykular ve gizli mabedimiz Yatak odalarımızda daire ana kapı girişinden ve ocağın konumundan sonraki üçüncü ve çok önemli durumdur. İşte bu sebeple özen ve titizlikle yerleşimi yapılmalıdır. Örneğin en sık yapılan yanlışlardan biri yatak altlarında eşya depolamalar, dolap üstlerinde valizler, koca koca eşya hurçları, görünürde ayakkabı istifleri bulundurmaktır. Çünkü özellikle göz önündeki bir bavul “her tartışma sonrası toplanıp evden gitmek” gerektiği gibi olumsuz duygular oluşturabilir. Son dönem dekorasyonlarında hemen hemen her yatak odasında bir ayna mutlaka bulunur zira mobilya sektörü neredeyse bunu kaçınılmaz kılar ama bu  Feng Shui’de istenilen bir durum değildir. Bu felsefe aynayı kesinlikle yatak odasında bulundurmaz!  Çünkü “yin” (sakin, durgun) olması gereken bir yatak odasında aynalar ortama “yang” (canlı, aktif) enerji sağlarlar. Bunun sonucunda da delik deşik bir uyku hali, huzursuzluk, uykusuzluk gibi sorunlar ortaya çıkar. Bunun yanı sıra, yatak odası evli bir çifte aitse bu aynalar ilişkide üçüncü kişiyi çeker ki, bu da beraberlikte istenilmeyen bir durumdur. Ayakucunu yansıtan bir ayna şanssızlık getirir. Eğer odadan ayna çıkartılamıyorsa en azından yatağı yansıtmayacak şekilde konumlandırmak gerekir! En çok rastlanan şey özellikle son dönem hayat şartlarında, uykusuzluk, dinlenememe, huzursuzluk, rahat uyuyamama, gibi sorunların olmasıdır. Aslında bu sorunların kaynağının mekânın en canlı, aktif odasının yatak odası olarak düzenlemesi son derece sık rastlanan bir durum. Unutmayın, mekânda yatak odaları için giriş kapısından en uzak oda seçilmelidir. Ana girişe en uzak oda en yin yani sakin alandır, yatak odası için de en doğru seçim burasıdır! Aman dikkat!  Yatak odası ana giriş kapısından görülmemelidir. Girişe yakın bir yatak odası; bu odayı kullanan kişiye sürekli yorgunluk, eve girer girmez uyku isteme hissine yol açar. En ideali yatak odasının girişe en uzak konumda olmasıdır Bir de giyinme odaları var değil mi? Bu yeni popüler odalar genelde yatak odalarıyla iç içe yapılır. Bu durumda da yatak odaları dinlenebileceğimiz yerlerden daha çok, özenle dekore edilmiş giyinme odalarına dönüşmüş durumda. Bundan sakının çünkü Feng Shui ye hiç uygun değil. Uykumuzun biricik mabedi yatak odası çok küçük ya da dar olmamalıdır. Dar bir yatak odası özellikle bu odayı kullananlar evli bir çiftse anlaşmazlıklara ve boşanmalara neden olabilir. Türkiye şartlarında bu ne kadar mümkün bilinmez ama odaları biraz büyütmek lazım ve sade, çok fazla eşya yığını olmayan, düzenli ve en önemlisi temiz hava akımı sağlanan bir oda olmalı yatak odamız. Yatak odasında tavan kirişleri istenmeyen olumsuz bir durumdur. Eğer böyle bir yatak odasına sahipseniz; yatak, kirişlerle paralel olarak yerleştirilmelidir. Aksi takdirde büyük sağlık sorunlarına ve iş hayatında zorluklara neden olması kaçınılmazdır. Hayatımızın üçte birini geçirdiğimiz, yaşamımıza konfor katan yatak seçimi diğer bir önemli konudur! Yatağın ve yatak başının malzemesi, başucunun hangi yöne baktığı vs. gibi önemli dikkat edilmesi gereken noktalar var. Örneğin; ağaç elementine sahip bir kişi için ahşap, kahverengi bir karyola ve yatak başı seçimi, Doğu grubuna ait şanslı bir pusula yönüne yatak başının konumlandırılması kişinin yaşamına, şansına büyük katkılar sağlar. Yatağımızı yerleştirirken kapıyla karşılıklı bir konum tercih edilmelidir. Yatağın ayakucu kapıya bakmamalıdır çünkü bu Feng Shui’de tabut pozisyonu olarak adlandırılır ve şanssız bir konumdur. Yatak başı kişinin şanslı, olumlu bir pusula yönüne göre konumlandırılmalıdır bunlar da ne nerden bulacağız demeyin araştırın ya da en kötü ihtimalle Yine yatak başınızı mutlaka sağlam bir duvara dayandırın. Pencere önünde, komşu duvarı tuvalet veya banyo olan bir duvara yatak başı koyulmamalıdır.
Yatak odasında da bagua haritasını gözeterek istediğiniz alanlar aktive edilebilir. Bu tamamen kişisel bir uygulama olmakla birlikte son derece etkilidir. Daha fazla bolluk bereket istiyorsanız kişisel başarı alanınıza, akademik bir öğrenim sürecindeyseniz kişisel gelişim alanına veya hayatınıza bir partner, yol arkadaşı istiyorsanız aşk ve evlilik yönüne yatak başınızı konumlandırabilirsiniz bizden söylemesi.

 

YATMADAN ÖNCE BUNLARI YEMEYİN

Uzman diyetisyenlerin, uyku sıkıntısı çeken ya da daha iyi uyumak isteyenler için önerileri oldukça önemli. Can boğazdan gelir diyerek, saate bakmadan yediğimiz o leziz yemekler, gece uykusunda bize kabus, uyanma ve huzursuzluk olarak geri dönüyor. Hatta, Sindirimi zor olan ve uzun süre midede ve bağırsakta kalan besinlerin yatmaya yakın tüketilmesi birçok sağlık problemini de beraberinde getiriyor. Örneğin; Kırmızı et, Eğer akşam yemek saatiniz sekizden sonraya kaldıysa bunda kırmızı et tüketmeniz çok doğru bir tercih değil. Sert yapısı ve protein içeriğinin yüksek olması nedeni ile uzun süre tok tutan kırmızı et siz uyurken bağırsak sisteminizde olacaktır ve bu durumda uyku düzeninizde dengesizliklere neden olabilir. Alkol, Fazla miktarda alkol almak anında uykuyu getirip size yatağa uçarak götürecek bir şey gibi bilinse ya da görülse de bu aslında doğru değil. Evet alkol uyumaya neden olur ama bununla birlikte uzun ve rahat bir uyku düzeni de sağlamaz. Alkol tüketilen günlerde dikkat edin, genel olarak sığ uyku ve gece boyunca birkaç kez  uyanma meydana gelmektedir. Alkolü sık tüketmeyen kişilerde bu geceler genelde sinir bozucu bir döngü oluşturur ve zaman içerisinde bağımlılık geliştirmesi nedeni ile sürekli alkol alımı söz konusu olabilir. Huzurlu bir uyku için fazla alkolden uzak durun deriz. Bitter çikolata, Kim hayır diyebilir ki? Günün her saati zevkle tüketilen çikolatayı yatmadan önce yemek aslında biraz zararlı. Çünkü yemesi keyifli gibi görünse de gece kaliteli uyku ile geçirmenizi engelleyen besinlerden birisi de bitter çikolatadır. Uyku kaçıran ve insana ekstra enerji veren kafein bu çikolata içerisinde fazlası ile bulunduğundan, leziz ama uykusuz bir geceniz olabilir. Uyumadan önce değil de gün içerisinde bu lezzeti yaşamanızı tavsiye ederiz. Sarımsak, Doğal antibiotik sarımsak çok yararlı olsa da uykudan önce tüketilmemesi gerek bir besin çükü uyku düzensizliği yaparken aynı zamanda gece kalitesiz uyku geçirmenize neden olabilir. Sarımsağın uyku kaçırmasının temel nedeni mide ekşimesine neden olmasıdır. Özellikle hassas midelerde sarımsağın reflü gibi problemlere neden olabileceği unutulmamalıdır. Kahvaltılık Tahıllar, Kalorisi az diye özellikle gece acıkınca tüketilen bu besinlerden uzak durun. Uykunuzu kaçıran besinlerden birisi de kahvaltılık tahıllardır. Yatmadan önce kan şekerinizin hızlı yükselmesini sağlayan tahılları tüketmek kalitesiz bir uykuya eşdeğerdir. Şeker Barları, Gün içerisinde tatlı ihtiyacını karşılamak için dönemsel olarak tükettiğimiz şeker barları yine geceki uykunuza mal olan besinlerden birisidir. Yapılan bir çalışmada uykudan önce bireylere şeker barları tükettirilmiş ve 10 bireyden 7’sinin gece kâbus gördüğü saptanmıştır. Bu durum gece yatmadan yüksek miktarda alınan şekerin bu duruma neden olabileceği sonucunu çıkarmaktadır.
Bunlara dikkat ederseniz, huzurlu bir uyku sizin olur.

 


VINTAGE STİL

Vintage genellikle modada kullanılan bir dönemi ifade eden terimlerdendir. Yani, geçmiş yıllardaki döneme ait tek ve özel parça eşyalar ya da koleksiyonlara verilen isim de diyebiliriz. Örneğin; 80 li yıllardan kalma bir sandalye, annenizin çocukluğunda oynadığı bebek, antika bir daktilo, ünlü markaların dönemsel katalog ürünleri v.s. Hayatımızın pek çok noktasında bu kavramı duymak mümkün aslında. Önce eşyalarda sonra otomobillerde daha sonralarıysa modada kullanılmaya başlanan bu Vintage kelimesini her han her yerde duyabilirsiniz. Vintage dekorasyon yaparken şuna dikkat etmeliyiz ki; bir eşya'nın Vintage olabilmesi için belli bir geçmişi olması lazım, yani belli bir dönemi temsil edebilir, belli bir akıma ait olabilir ya da önemli bir tasarımcının ikonlaşmış tasarımı olabilir. Bunun dışında günümüzde modern tasarımlarla vintage stilini harmanlayıp bir kent yaşam alanına dönüştürülebiliyor ve çok şık, konforlu ve ilginç dekorasyonlarla karşılaşmanızı sağlıyor diyebiliriz. Bu dekorasyon tarzı her rengi kaldırmaz! Her renk eski kıyafette Vintage olamaz aslında. Vintage dekorasyonun belirli renk grupları vardır. Mesela, Pembe, beyaz, toprak tonları, pastel yeşil ve maviler oldukça sık kullanılırken, olabildiğince doğal ve yalın uygulanmalıdır. Bu dekorasyon tarzında, sadece çiçekli desenler ve dokumalar bir de şık danteller gösterişi yansıtır. Eski dikiş makinalarını dekorasyonunuzda kullanabilir, eski kitaplıkları, askıları bir parça farklılaştırıp evinizde yıllara meydan okumasını sağlayabilirsiniz. Eski paravanları yatak başlığı olarak kullanabilir yanına koyacağınız ahşap minik komodinler, üstlerindeki mumlarla son derece vintage ve şık bir yatak odası tasarlayabilirsiniz. Son dönemde tekrar moda olan, yatak başlığınızın üstüne yerleşen nişler ile vintage etkisi tamamen hissedilebilir. Aslında vintage tarzında bir dekorasyon için, evin tamamını değiştirmenize gerek yoktur. Vintage dekorasyon, son yılların en çok beğenilen dekorasyon tarzıdır. Siz de çok seveceksiniz.

 

BEBEKLERİN GÜZEL UYUMASI İÇİN

Aylarca karnınızdan çıkıp kollarınıza gelmesini beklediniz. Sonunda bir gün belki en sancılı ama en mutlu bol duygulu o özel günde bebeğinizi kucağınıza aldınız. Romantizmi bir kenara bırakırsak artık biraz uyumak istiyorsunuz çünkü bebeğiniz uyumuyor ve tabi siz de. Şimdi bunları bir kenara bırakmalı ve bebeğinize uykuya dalması için yardımcı olmalısınız. Uzmanlara göre, bebeğinizi gece boyunca uyutmak için bazı ipuçlarına kulak vermeniz gerekiyor. Düzen oluşturun. Yeni doğan bebekler gün boyunca 16 saatten fazla uyurlar. Ancak, her iki saatte bir karınları acıktığı için uyanırlar. Bu durum başlangıçta düzensiz olsa da, bebeğinizin sinir sistemi geliştikçe ve beslenme aralarındaki süre uzadıkça daha dengeli bir uyku programı kendiliğinden ortaya çıkacaktır. 3 aya kadar birçok bebek geceleri her seferinde en az 5 saat uyurken, 6 aylık olduğunda gece uykusu aralıksız 9 ile 12 saate kadar çıkabilir. ( Eminiz heyecanlandınız) Uyku alışkanlığı kazandırın. İlk birkaç ay için, gece yarısı beslenmeleri ailelerin ve bebeklerin uykusunu bölüyor. Fakat bebeğinize iyi bir uyku alışkanlığı kazandırarak buna yardımcı olabilirsiniz. Gün boyu çocuğunuzun hareket halinde olmasını sağlayın. Bebeğiniz uyanıkken bebeğinizle konuşarak, şarkı söyleyerek ve oyun oynayarak oyalanmasını sağlayın. Bebeğinizin yanında ışık açın ve evde gürültü olmasına özen gösterin. Bebeğinizi kendi odasında soyutlamayın. Gün boyunca süren uyarımlar bebeğinizin gece daha rahat uyumasını sağlar. Bebeğinizin uyukladığı zamanları gözlemleyin. Düzenli uyuklamalar önemlidir, fakat gün boyunca uzun süren uykular bebeğinizin gece uyanık kalmasına neden olur. Tutarlı uyku rutini izleyin. Banyo, şarkı söylemek, kitap okumak ya da sarılmak gibi rahatlatıcı yöntemler deneyin. Yakında bebeğiniz bu yöntemlerle uyumaya alışacaktır. Eğer bebeğinizi uyuturken müzik çalacaksanız, bebeğinizi beşiğine koyun ve her seferinde aynı müziği çalın.
Bebeğinize yatışması için biraz zaman verin. Bebeğiniz uykuya dalmak için en rahat pozisyonu bulmadan önce sızlanabilir ya da ağlayabilir. Ağlaması durmazsa, bebeğinizle sakin sakin konuşun ve sırtını sıvazlayın. Emzik vermeyi deneyebilirsiniz. Eğer bebeğiniz sakinleşmekte zorluk çekiyorsa, emzik bebeğinizi oyalayabilir. Gerçekte, uyku boyunca emzik kullanmak ani bebek ölümü riskini azaltabiliyor. Fakat, burada gizli tehlikeler de var. Eğer bebeğiniz uyumak için emzik kullanıyorsa, gece yarısı emzik ağzından düştüğünde ağlayabilir.
Bebekler uykusunda sık sık sallanabilir, kıvranabilir ve bacaklarını karnına çekebilir. Bunlar gürültülü de olabilir. Bazen mızmızlanma ya da ağlama yatışma belirtisi olabilir. Bebeğinizin aç ya da rahatsız olmadığından eminseniz, birkaç dakika ne olacağını bekleyin. Bebeğinizin gece boyunca ilgiye ve beslenmeye ihtiyacı olduğunda, loş bir ışıkta, yumuşak bir ses tonuyla ve sakin hareketlerle bunu yapın. Bu şekilde davranmanız, çocuğunuza oyun değil, uyku zamanı olduğunu anlatır. Bebeğinizi uyurken asla yatağınıza almayın, bu bebeğinizin kendi kendine uykuya dalmasını zorlaştırır ve ani bebek ölümü riskini artırabilir. Bazı bebekler, uzun süre aralıksız uyuyabilir, sadece karınları acıkınca uyanırlar. Diğerleri ise tekrar uykuya dalmakta zorluk çeker. Bebeğinizin uyku düzenini ve iletişim şeklini anlamak biraz zaman alabilir. Eğer bebeğinizin uyku alışkanlığı hakkında endişeleniyorsanız, bir çocuk doktorunun önerilerini dinleyebilirsiniz. Bebeğinizin gece boyunca uyuması, anne-babanın yeteneklerini göstermez. Bu sizin çalışarak, farklı yöntemleri deneyerek öğreneceğiniz basit bir süreçtir. Her şey yoluna girdiğinde herkes için iyi bir gece uykusu olacaktı Ve ona bol bol müzik dinletin. Bebeğinizin de sizin de ruhunuzu dinlendirmeye, güzel bir uyku için yardımcı bir arkadaşa ihtiyacınız var. Bebekler için Uyku müzikleri, ninniler, masalla harika yardımcılardır unutmayın!

 

YAYLI YATAKLAR

20.yy’ın ortalarından itibaren şekillenmeye başlayan yatak kültürünün oluşmasından bu yana, yatak iç sisteminin en temel malzemesi olan yay yeni olduğu zamanlarda çok popüler olur. Öyle ki, tamamen doğal ve sağlıklı ham maddeleri içeren yün yataklar, şilteler demode olarak adlandırılır ve bu yeni teknoloji hemen hemen tüm yatak sektörüne hakim olur. Yay dikkatli kullanırsa ve doğru malzemeler ile birleştirilirse, konfor tamamlayıcı bir ürün olarak kullanılabilir. Ama bunun dışında yatak içerisinde, maliyeti düşürmek ve satış fiyatınızı ucuz tutmak için yay ve sadece sünger kullanılır ise bu yatak sağlıklı bir uyku vermeye elverişli olmaz. Sadece yay, sünger ve elyafdan oluşan sıradan bir yaylı yatak, vücut basıncını dengeleyemez, vücudu tam olarak kavramaz ve bir süre sonra ağrılı ve huzursuz uykulara sebep olur. Yatağa uyguladığınız basınca karşı yatak da size bir basınç uygular ve siz yatağa göre şekil almaya çalışmaktan neredeyse tüm gece birkaç kez döner, uyanır ve yorgun uyanırsınız. İşte bu çok basit sebep den ötürü, sıradan yaylı yataklar konforsuz hatta sağlıksızdır. Yaylı yataklarının her vücuda uygun olmamasının başlıca sebepleri, Yaylı yataklarda yün ve pamuk olmadığı zaman vücudumuzdaki elektriği atamadığı gibi vücudumuzda elektriklenme yapmaktadır. Yaylı yataklar özellikle rutubetli bölgelerde romatizması olanlarda, yaylar nedeni ile romatizmal ağrıları tetikleyebilir. Yaylı yataklar eşleri huzursuz edebilir. Çiftler birbirlerinin dönüş hareketlerinden etkilenebilir. Hatta vücudumuzdaki elektriği ve stresi almadığından eşler arasında kavga ve gerginliklere sebep olur. Yaylı yataklarda kullanılan dış yüzey kumaşlar tamamiyle parlak ve naylonsu yani sentetik olursa yatarken vücudumuzdaki ısı derecesini ayarlayamadığından bel ağrıları ve uyku düzensizliği yapar. Yani Yataklarda mutlaka, doğal malzemeler kullanılmalı, ya da yay içermeyen visco, lateks, yün ve organik yataklar tercih sebebi olmalıdır.

 

ORTOPEDİK YATAK NASIL OLMALI

Yatağa yattığınız zaman vücut basıncınızı azaltan kan dolaşımınızı rahatlatan vücudunuzun olması gereken eğrisini koruyan yataklardır. Bu nedenle bir yatağın ortopedik olması demek vücudu en doğru ve sağlıklı bir şekilde tutması, desteklemesi rahat ve konforlu bir uyku vermesi anlamlarını içerir. Ortopedi aslında düzgün vücut, sağlıklı vücut anlamına da gelir.Ortopedik yataklar tamamen kişinin beden rahatlığı hesaplanarak üretilen yataklardır. Vücudu kavrayarak sağlıklı bir uyku sağlar. Ortopedik yatak denilince aklımıza sert yataklar geliyor. Full ortopedik yatak denilince çok sert bir yatak hayal ediyoruz. Peki bu kanı doğrumu? Aslında pek de doğru görünmüyor. Sert ve ekonomik yaylı yataklar için full ortopedik sıfatını kullanmak pek de uygun değildir çünkü ortopediklik kişiye göre değişkenlik gösteren bir kavramdır. Kimisi yumuşak yatak sever kimisi sert yatak. Bazısının fiziksel rahatsızlığı vardır bazısının da tilki uykusu.. Size uygun ortopedik yatakların tüm bu ve benzeri kriterler değerlendirilerek tespit edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla kısaca ORTOPEDİK YATAK kişiye özeldir ve herkes için farklıdır. Yattığınız anda, vücudunuzun olması gereken eğrisini koruyarak, size konforlu bir uyku sağlıyorsa, yatak ortopediktir.

 

DOĞRU YATAK SEÇİMİYLE AĞRILARDAN KURTULUN

Eski zamanlarda yatak, evimizde ki en önemli eşyaydı ve bireylerin yaşantısını etkileyen semboldü. İlerleyen zamanlarda yatağın önemi değer kaybetmeye ve neredeyse unutulmaya bile başladı. Ama günümüze gelinliğinde bilim de göstermiştir ki yatağın kalitesi ve rahatlığı insan sağlığını doğrudan etkileyen bir faktördür ve  bu da  yatağın önemini bize bir kez daha belirtmiştir. Doktorlar ve bilim adamaları yıllardır insanların ihtiyaç duyduğu uyku ve dinlenmeye mani olan şeyin yatak olduğunu düşünüyorlar. Vücut ağırlığı açısından en önemli olan bölgemiz sırt, omurlar ve bel bölgemizdir. Bu yüzden yatak alırken bedenimizin her açıdan rahat edebileceği bize hitap eden doğru bir yatak seçmemiz gerekir. Yatağımızı seçerken ne kadar sert olursa, o kadar iyi ortopedik olur mantığının yanlış olduğunu düşünüyorlar. Önemli olan tek şey vücudun anatomisine dikkat edilerek seçilen yataklardır. Kullanacağımız yatak vücudun tamamen gömülmesini engelleyecek kadar sert, ama sırt eğimlerini koruyacak kadar da yumuşak olmalıdır. Boyun, bel ve sırt ağrısı gibi sorunları olanların aynı zamanda sağlıklı insanlarında vücut şekillerini alan bir yatakta yatmaları gerekmektedir. Doğru seçilen bir yatak beraberinde sağlıklı bir uyku getirir. Vücudunuza en uygun yatağı seçmek için, Ferman uyku uzmanlarına ücretsiz olarak danışabilirsiniz.
 

DEPRESYONDAN KURTULMAK İÇİN İYİ BİR UYKU

Düzenli beslenmek, sağlıklı bir uyku, iyi bir yaşam kalitesi depresyonu yenen yollardır. Yoğun İş temposu ya da yanlış beslenme düzensiz hareketler beraberinde depresyonu da getirir. Buda kişinin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler. Günün farklı saatlerinde vücudumuzun bize vermiş olduğu performansta değişir. Tüm canlılarda olduğu gibi insanlarında kendilerine ait biyolojik saatleri vardır. Vücudumuzun içerisinde hareket eden bu saat hormonel tepkilerimizi, vücut sağlığımızı, kalp atışımızı ve en önemlisi uyku döngülerimizi de etkiler.
Güne sağlıklı ve zihinde uyanmak tüm bireyler için en önemli unsurdur. Buda bizi daha olumlu ve daha akışkan bir hale getirir. Kişi kendisini fiziksel ve psikolojik olarak daha güçlü hisseder. Uyku hayatımızın en önemli yerindedir. Çünkü uyku sırasında beden ve zihin dinlenmeye çekilir, kendini yeniler ve bize olumlu bir şekilde geri dönüşüm yapar. Bu da demek oluyor ki; iyi bir uyku sağlıklı bir yaşam demek.

 

MUTLU OLMANIN YOLU

Uyku beyni temizler, dinlendirir hücre yenilenmesini sağlar, bağışıklık sistemimizi güçlendirir, tüm yaşam kalitemizi yükseltir. Mutluluk ve uyku birbirlerini etkileyen iki faktördür. Belkide hayatın yoğun iş ve ev temposunda bedenimizi ve ruhumuzu dinlendirmenin en güzel yolu doğru seçilmiş bir yatakla iyi bir uykudur. Ferman yataklar vücut ısısına duyarlı yapısı ile vücudunuzdaki tüm boşlukları doldurur, basınç noktalarını rahatlatarak kesintisiz, bir uyku sağlarken, kan dolaşımını düzenlenmesine yardımcı olur, eklem ağrılarını giderir ve omurgayı düz bir çizgide tutar. Güne sadece bedeninizi değil, ruhunuzu da dinlendirerek başlarsınız. Bu da size iyi bir uyku mutlu bir hayat sunar.

 

UYKUNUN CİLDE FAYDALARI

Düzenli ve rahat uyuyan kişiler, kendilerini daha huzurlu ve zihinde hisseder. Uyku vücut ve ruhumuzun kendini yeniden düzenlediği ve dinlenmeye çalıştığı özel bir zaman dilimidir. Yorucu yoğun bir günün ardından bize rahat etmemizi hissettiren en önemli şey yatağımızdır. İyi bir uyku demek güne canlı, dinamik ve enerjik başlamak demektir. Eğer uykusuzluk çekiyorsanız ya da uyku problemleriniz varsa, yatağınızın rahat olmadığının farkına varmalısınız. Çünkü güzel ve rahat bir uyku kişinin cildini, bedenini, ruhunu tümüyle rahatlatır. Dinlenmiş olarak uyanan kişi cildindeki aydınlığı ve ışıltıyı etrafına da yansıtır. Bu yüzden kendimize uygun yataklar seçip bedenimizi tamamen rahat ettirmemiz gerekir. Uykuda iken vücut ısısı 2 derece kadar artmaktadır. Visico katmanlı Ferman yataklar açık hücreli olması sayesinde vücut ısısı ve basıncını dengede tutarak özel yapısı ve kıvrımları sayesinde uyku esnasında size ihtiyacınız olan rahat ve huzurlu uykuyu sunar ve güne başlarken canlı bir cilt ile zihinde başlamanızı sağlar. İyi bir uyku iyi bir yataktan geçer size de mutlu olarak uyanmak kalır.Ferman Yatak Fabrikasında  kişiye özel yatak seçenekleri bulunmaktadır.

Uyku Rehberi, Yatak, Baza, Baza Fiyatları, Yatak Fiyatları, Tek Kişilik, Çift Kişilik, Bazalı Yatak, Yatak Başlıkları, Visco Yatak, Çift Kişilik Yatak, Çift Kişilik Baza, Ortopedik Yatak, Baza Modelleri, Yatak Baza Fiyatları, Ortopedik Yatak Fiyatları, Karyola Başlıkları, Başlıklı Baza Fiyatları, Ucuz Baza Yatak Başlık, Konya Yatak, Konya Baza, Toptan Yatak Baza, Toptan Yatak Baza Bayilik, Yatak Bayilik, Baza Bayilik, Konya Toptan Baza, Konya Toptan Yatak, Full Ortopedik, Tam Ortopedik, Yatak İmalat, Yatak Üretim,, Baza İmalat, Baza Üretim, Yatak Baza Fabrikası, Yatak Fabrikası, Baza, Fabrikası, Set Yataklar, Yatak Setleri, Baza Setleri, Yatak İmalatı Firmaları, Yatak İmalatı Konya, Ekonomik, Ucuz, Modern, Sağlık